AKÅžAM | PAZAR | 01 ÅžUBAT 2009, PAZAR

Popülerim ama popülist değilim

Zuhal Olcay, yaklaşık 2 yıllık bir sürecin eseri olan 'AÅŸk'ın Halleri' isimli yeni albümüyle dinleyicisi ile buluÅŸuyor. AÅŸkın bu albümde yer bulan hallerini, onun duru sesinden dinlerken merak edilen soruları da soruyoruz.
Sahnedeki duruÅŸuyla asalet ve zarafetin simgesi olarak algıladığımız Zuhal Olcay, yaptığı iÅŸlerin popülistlikten uzak olmalarına raÄŸmen popüler olmayı baÅŸarmasıyla da ayrıca saygıyı hak ediyor. Bülent Ortaçgil, Gürol AğırbaÅŸ, Baki Duyarlar gibi ustaların ve Bülent Ortaçgil'in kardeÅŸi matematik profesörü Ercüment Ortaçgil gibi sürpriz bir ismin katkısıyla ortaya çıkan yeni albümü 'AÅŸk'ın Halleri' vesilesiyle bir araya geldiÄŸimiz Olcay'la, aÅŸka ve hayata dair bir sohbet...

'AÅŸk'ın Halleri'nin oluÅŸum sürecinden bahseder misiniz öncelikle?
Yaklaşık 2 yıllık bir çalışmanın ürünü. İlk 1 yıla yakın süre aralıklı olarak toplanarak ÅŸarkılarımızı eledik, seçtik. Stüdyoya girdikten sonra bile birkaç ÅŸarkımız için kararsız kalmıştık.

Albümdeki ÅŸarkılar su gibi akan bir hikayenin 10 parçası gibi...
Her anlatılan hikayenin kahramanı farklı; 'AÅŸk Bana Zor Geliyor' diyen kadınla, 'Åžermin'deki Åžermin karakterleri elbette aynı deÄŸil. AÅŸkın çeÅŸitli hallerine yönelik 10 ÅŸarkı var ama aÅŸkın halleri sadece bunlardan ibaret deÄŸil. Albümün ismini Bülent Ortaçgil uygun gördü, biz de çok beÄŸendik. Belki bir sonraki albüme 'AÅŸkın DiÄŸer Halleri', 'AÅŸkın En Beklenmeyen', 'Hiç Akla Gelmeyen Halleri' isimlerini veririz! Aslında 'İnsanlık Halleri' diye bir albüm yapmak istiyorum bir dahaki sefere.

AÅžK KETUM YAÅžANMAZ

Albümdeki ÅŸarkılardan yola çıkarak aÅŸka dair hallerden bahsedelim mi? Albümün açılış ÅŸarkısı 'Derinde' sözleri itibarıyla kapalı, ketum bir aÅŸkı anlatıyor. AÅŸk böyle bir ÅŸey midir sizce?

Bu kiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸir tabii ama aÅŸk, duygu patlamalarının yoÄŸun olduÄŸu bir hal. Bunun ketumca yaÅŸanabileceÄŸine imkan vermiyorum. En sakin, içine kapanık insanların bile nasıl çılgına döndüklerini biliyoruz. 'Derinde' bir önsöz gibi. Her ÅŸeyin bu kadar hızlı yaÅŸayıp tükendiÄŸi günümüzde belki kendini çok fazla ifade edemeyiÅŸin ÅŸarkısı, içte kalan ÅŸeylerin ÅŸarkısı; özün, sözün ve gücün... Biraz daha içe dönük bir ÅŸarkı, bir sonraki albümün habercisi bir ÅŸarkı ki az önce bulduÄŸum 'İnsanlık Halleri' ismini sevdim!

İnsanın ne yapacağını ÅŸaşırması ya da elinin ayağına dolaÅŸması hep ilk aÅŸk hissini çaÄŸrıştırıyor. İlk aÅŸka dair hatırladıklarınız neler?
Herkesin bir ilkokul aÅŸkı vardır. Benim de ilkokul birinci sınıfta çok aşık olduÄŸum bir çocuk vardı, zaten bütün okul da ona aşıktı.

Bülent Ortaçgil'in sözleriyle 'AÅŸkın En Mavi Zamanı'... Sizin için aÅŸkın en 'mavi zamanı' hangi dönemine denk geliyor?
AÅŸktan salya sümük yerlerde süründüÄŸün dönem belli ki. Bir ÅŸekilde aÅŸkına karşılık bulamamış bir insanın serzeniÅŸini dile getiriÅŸ ÅŸarkısı. Benim o ÅŸarkıyı okurken neler düÅŸündüÄŸüm daha baÅŸka bir konu. Ama aÅŸkın bitmeye yüz tutmuÅŸ halindeki yakarışlar ve sırılsıklam aşık bir insanın çektiÄŸi acının ÅŸarkısı o.

BEN YAÅžAMAMA BAKARIM

Kimi için de hayatın en verimli zamanı bu dönem aslında?
Özellikle sanatçılar için acı çekmek üretimi en çok pompalayan ÅŸey. Sanatın en verimli döÅŸeÄŸi acılardan, kaygılardan, çeliÅŸkilerden, öfkelerden beslenir. 'Aman hayat ne güzel' diye baktığınızda bir ÅŸey üretmek için zemin bulamazsınız. Ortaçgil'in bir lafı vardır; 'böyle anlarda yaÅŸamama bakarım' diye... Ama özel hayatınızda her ÅŸey iyi gidiyorsa da onu yaÅŸamanızda fayda var, üretim biraz bekleyebilir!

'Yine AÅŸk Var'da aÅŸk sancısının yeniden baÅŸladığını anlatırken 'Veda Vakti'nde hüzünlü bir durum söz konusu... AÅŸkın iniÅŸli-çıkışlı delilik hali için ne söylemeli?
'Yine AÅŸk Var'; bir ÅŸeyler bittiÄŸi zaman yenilerinin baÅŸladığına dair umut verici bir ÅŸarkı bence. Üzülüp yıpransak da yeni aÅŸklara kapılar hep açık. 'Gitme Vakti'nde insanlar 'günün bir vaktinde seni bir ÅŸey sandım' sözlerine çok takıyor. Ama burada bir ilan-ı aÅŸk var, bitse de yaÅŸanmış ÅŸeylere bir teÅŸekkür, övgü var. Ama her türlü safhadan sonra bir gün gitme vaktinin geldiÄŸi ve bunun olaÄŸan, doÄŸal bir ÅŸekilde yaÅŸanması gerektiÄŸi de... Aslında ÅŸarkı kendini anlatır, ÅŸarkı sizden çıktıktan sonra artık o dinleyicinin ÅŸarkısı oluyor. 

HERKES KADAR HÜZÜNLÜYÜM

Uzun zamandır popüler kültürün içindesiniz ama tam da içine oturmuÅŸ deÄŸilsiniz. Bu tercih edilmiÅŸ bir durum mu ve araya koyduÄŸunuz mesafeli ya da soÄŸuk tavır hissi de böyle mi oluÅŸtu?
Araf'ta gibiyim evet... Ama soÄŸukluk demeyelim buna. SoÄŸukluk lafı benim çok gücüme gidiyor. Kabul etmek istemiyorum. Sinema yapıyorum, tiyatro yapıyorum belli bir kitlem var. SoÄŸuk denmesine içerliyorum doÄŸrusu madem bu kadar soÄŸuÄŸum o zaman neden benim yaptıklarım dinleniyor, izleniyor? Bu acımasız bir yaklaşım bunu kabul etmiyorum. Bütün bunlara raÄŸmen bunun tahlilini ben yapamam. Sonuçta ne yaparsanız yapın popüler kültürün içindesiniz, o mecraya hizmet ediyorsunuz. Ürünlerinizi insanların beÄŸenisine sunuyorsunuz. Popüler olmakta yanlışlık yok, popülist olmak karşısında olduÄŸum bir ÅŸey. Ben hiç popülist tavır içinde bir ÅŸey üretmedim, üretmeyi de reddediyorum. Seçimim bu yönde deÄŸil. Ama popüler olmak bir suç deÄŸil. Yaptığınız iÅŸleri sunarsınız ve insanlar da onu izlerler, seyredeler, alkışlarlar. Bunu yapıyorlarsa ne mutlu bana. Çünkü ben istediÄŸim, inandığım ÅŸeylerden ödün vermeden üretmeye çalışıyorum ve bunu baÅŸardığımı düÅŸünüyorum. Alıcısı da, dinleyicisi de, seyircisi de varsa ne mutlu bana. Popülist olmadan popüler olmayı baÅŸardığım için de insanların bana soÄŸuk demesine izin vermiyorum. Sizin aracılığınızla derdimi anlatacak bir yer bulmuÅŸ oldum!

Zuhal Olcay ismine 'hüzün' kavramı çok yakışıyor ama...
Benim aÄŸzımdan kimse 'ben soÄŸuk ve uzak bir kadınım' lafını duyamayacak. Ama insanların neler düÅŸündüÄŸüne de ipotek koyamam; bana sorduÄŸunuz için söylüyorum ki ben böyle bir ÅŸey kabul etmiyorum. Ama herkes kadar hüzünlüyüm, herkes kadar hüznü seviyorum. Özellikle hüznü sevmek için üçle beÅŸ arası saati kurup 'dur ÅŸimdi bir saat hüzünleneyim' demiyorum. Ama ülkemizde olup bitenlere baksanıza, bunlara kim kayıtsız kalabilir. Bunlara üzüldüm diye hüzünlü bir kadın mı olacağım, hayır. Sanatla uÄŸraÅŸan bir insan olarak duygusal tepkilerim daha belirgin olabilir. Öyle olduÄŸu için duygulanıp duygulandırabiliyor; öyle roller oynayıp öyle ÅŸarkılar söylüyorum... Hüznün kötü bir yanı yok; aÅŸk gibi hem zevk, hem acı verir.

TİYATROYA DEVAM

Son olarak 'Güz Sancısı' isimli filmde konuk oyuncu olarak yer aldınız...
Konuk oyuncu olarak rol aldım deÄŸil, konuk olarak göründüm diyelim! Tomris benim çok sevdiÄŸim sanatçı dostum. 'Salkım Hanım'ın Taneleri'nde Nefise rolünü oynamıştım; Tomris 'bu filmde Nefise karakterinin kısa bir süreliÄŸine görünmesini çok arzu ediyorum' dedi; ben de yer aldım. O filme bir gönderme yapılmış oldu.

Oyun Atölyesi'ne sizin de emeÄŸiniz var, özlüyor musunuz orayı?
Tiyatro yapmaya devam ediyorum, edeceÄŸim de. Kendi adıma bir tiyatro kurmayı düÅŸünmüyorum çünkü bu zahmetli bir süreç. Ama yeni bir oyunum olacak seneye inÅŸallah göreceksiniz...

SELİN ÖZAVCI

  • DiÄŸer Haberler

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3