AKÅžAM | PAZAR | 01 ÅžUBAT 2009, PAZAR

Gazeteciliğin içine edildi

Radikal Gazetesi'nin Pazar ekini hazırlayan 33 yıllık gazeteci TuÄŸrul Eryılmaz, emekli olup İzmir'e taşındı burada yaÅŸamanın  daha kolay olacağını düÅŸünerek. Ama mesleÄŸinden kopamadı. Üniversitelerde ders veren, haftanın iki günü İstanbul'da, görevinin başında olan Eryılmaz, medyadaki yozlaÅŸmanın, kaygı duymadan yapılan iÅŸlerden kaynaklandığını söylüyor.

GazeteciliÄŸin mutfağında tam 33 yılını geçirmiÅŸ bir isim. Kendi deyimiyle tırnak içinde emekli oldu. Memleketi İzmir'e dönüp, bundan sonrası için daha kolay bir yaÅŸam isterken, part-time iÅŸlerle burada geçinmenin mümkün olmayacağını anladı. Åžimdi haftanın 1-2 günü İstanbul'da, kalan günlerini ise İzmir'de sürdürüyor. İzmir Ekonomi ve BahçeÅŸehir üniversitelerinde derslere giriyor. Bir yandan da Radikal'in hafta sonu eki Radikal İki'deki iÅŸini sürdürmeye çalışıyor. TuÄŸrul Eryılmaz'a göre, yetkili yerlerde olanlar, 'bazı' yayın yönetmenleri, çok adı sanı geçen patronlara yakın insanlar, gazeteciliÄŸin içine etmiÅŸ durumda! Bunca yıl sonra memleketine ait deÄŸerlerin de eriyip bittiÄŸini görmenin üzüntüsünü yaÅŸayan Eryılmaz, artık İzmir'in CHP için çantada keklik olmadığını düÅŸünüyor. Sıkı bir rock'n roll dinleyicisi ve Rolling Stones hayranı olan Eryılmaz, Karşıyaka Soyak Konutları'ndaki evinin kapılarını AKÅžAM Pazar'a açtı.

Uzun yıllardır medyanın içindesiniz. Bugüne kadar neler yaptınız?
Bizler mutfak insanlarıyız. Bizi sadece meslektaÅŸlarımız tanır ama 1975'te TRT Haber Merkezi'nde gazeteciliÄŸe baÅŸladım. 2008'in sonuna doÄŸru tam 33 sene sonra 'emekli' oldum. Hala İstanbul'a, Radikal Gazetesi'nin Pazar ekini yapmak için gidiyorum. Her ne kadar kendimi yeniden İzmirli sayıyorsam da, emekli maaşının üzerinde iÅŸ bulmak çok zor, gençler fena halde iÅŸsizler, o yüzden ağırlıklı olarak İzmir'de yaşıyorum, İstanbul'a da gidip geliyorum. Ben her tarafta çalıştım aslında. TRT Haber Merkezi, Nokta Dergisi, üniversitede asistanlık, Yenigündem ve Sokak dergileri, Cumhuriyet Gazetesi, ÅŸimdi son olarak da Radikal Gazetesi'ndeyim. Orada da iyiden iyiye azalttım iÅŸimi. Haftada 1, bir buçuk günde iÅŸimi bitirmeye çalışıyorum.

HABERCİLİK İKİNCİ PLANDA KALDI

MesleÄŸe baÅŸladığınız dönemdeki 'haber kaygısı ön planda gazetecilik' bugün yine yapılabilir mi?
Her zaman umut vardır. Gazetenin numarası odur, haberdar etmek, eÄŸlendirmek de gerekir ama bizimkiler ağırlıklı olarak -herkesi kast etmiyorum- ciddi ÅŸekilde eÄŸlenceyi ön plana aldılar. EÄŸitim iÅŸlevini geçiyorum, haber verme iÅŸlevi bile ikinci planda kaldı medyanın, her tarafı köÅŸe yazarları bastı. KöÅŸe yazarı iyidir, hoÅŸtur ama bu kadar çok olmaları habercilerin, muhabirin aleyhine iÅŸleyen ÅŸeyler. Muhabirin önemi azaldı. Felaket de burada zaten. Ama niye olmasın dersen, eninde sonunda insanlar bu iÅŸlerden baygınlık geçirecek. Televizyonda haberlere bakıyorsunuz, birbirlerini suçlamaya baÅŸladılar; insanları magazinle ve son derece çarpık bir eÄŸlence anlayışıyla eÄŸlendirdik. İnsanlar ellerini ayaklarını çekiyorlar. Yetkili yerlerde olanlar, yayın yönetmenleri, çok adı sanı geçen patronlara yakın insanlar, gazeteciliÄŸin içine ettiler bence. En büyük suçlu onlardır. Ciddi olarak hesap vermeleri gerekecek. Ama umut her zaman var, gazetecilik mutlaka yapılacak Türkiye'de.

Peki, size göre okur kitlesi ne durumda?
Türkiye'de okur kitlesi arttı. 3 milyonu geçen rakamlar var. Düzgün bir ürün yaparsanız, eninde sonunda satarsınız. Zaten 'Sen istediÄŸin kadar düzgün yap, bu ahaliden bir ÅŸey olmaz' diyorsanız,  o zaman bırak medyayı, Türkiye'ye geçmiÅŸ olsun. Böyle düÅŸünmek istemiyorum ÅŸahsen.

KİMSE CİDDİYE ALMIYOR

Medyanın bugünkü hali nasıl?
Senin üretime yaptığın katkının payını verecekler. Sonuçta iÅŸçiyiz. Gazetecilerin örgütlenme sorunu var. Kimse ciddiye almıyor gazetecileri. Öyle bir duruma geldi ki artık neredeyse insanlara 'iÅŸiniz var, sesinizi kesin' diyecekler. Bu vahim bir durum var. Nasıl düzelir? Türkiye'de çalışan kitlenin ağır bir kısmı aynı sorunu yaşıyor. Türkiye örgütsüz bir ülke. İnsanlar örgütlenemiyor bir türlü. Karşıdakiler örgütlü, onların TÜSİAD'ı var. Senin doÄŸru dürüst bunlara karşı koyacağın örgütlenmiÅŸ bir kitlen yok. Sendikacıların durumu parlak deÄŸil. O yüzden bir sürü insan gibi bende 'baÅŸka türlü olmayacak, ÅŸu AB hikayesi rayına girse de temel insan haklarımızı kullanmış olalım' diyor. Sendika mı kuracağız, başımız sıkışınca mahkemeye mi gideceÄŸiz, ne yapacaksak yapalım korkmadan. Her patron, her yayın yönetmeni deÄŸiÅŸtiÄŸinde 'Allahım iÅŸimi kaybedeceÄŸim galiba' diye ödümüz patlamasın. Böyle rezillik olamaz. TRT'ye döndü medya. TRT bir ara böyleydi. TRT'de her iktidar deÄŸiÅŸtiÄŸinde, genel müdür deÄŸiÅŸir, o genel müdür saÄŸcıysa solcuları atardı. Åžimdi aynı ÅŸeyi medyada görüyorsunuz. Kimi yayın müdürleri kendilerini patron sanmaya baÅŸladılar. Vahim olan bu gazetecilik için. Gazetecinin 3 yere borcu vardır, kendine, hizmet götürdüÄŸü kamuya ve patrona. Bunlar arasında bir denge kuramazsak geçmiÅŸ olsun. Sadece patrona, sadece kendimize çalışırsak ne olacak? Bunların dengelenmesi lazım. Kapitalist sistem bu. Sen para kazandırırsan sana para veriyorlar. Benim korktuÄŸum Türkiye'de vermiyorlar da. Kimileri çok yüksek paralar alıyor ama bu bizim için geçerli deÄŸil. Bu kadar vahim ücret skalası olmaz. İnsanlar bireysel pazarlık yapıyor. Sen 10 bin lira koparıyorsun, seninle aynı deÄŸerlere sahip bir insan 3 bin liraya çalışıyor. Türkiye'de kapitalizm de çok rasyonel çalışmıyor.

İZMİR ELDEN GİTMİŞ

İzmir ile İstanbul'u kıyaslayınca ortaya ne çıkıyor?
İzmir'de yaÅŸamanın 60 yaşında bir adam için daha kolay olacağını düÅŸündüm. Herkes Bodrum'da Marmaris'te yaÅŸamak durumunda deÄŸil. Ben de kendi memleketim saydığım Karşıyaka'ya yerleÅŸmeye karar verdim. Bunun üzerine 'herkes kendi köyüne kardeÅŸim, gider yerleÅŸirim, orada part-time iÅŸler bulur geçinirim' dedim. Buraya geldikten sonra hiç niyetim yoktu İstanbul'a gitmeye. Ama İzmir'de part-time iÅŸlerle idare edip para kazanmak, belli bir standardı tutturmak zor. İzmir'e gelince, İstanbul'da oynayan ve görmek istediÄŸim filmlerin bir kısmının İzmir'e gelmediÄŸini fark ettim. Bu biraz üzücü.

KADINLAR HER YERDE

Kaldı ki İzmir Türkiye'nin batıya açılan penceresi diye adlandırılır...
Batıya açılan penceresi imiÅŸ! Haksızlık etmek istemiyorum, ÅŸunu da bilmiyorum, buradaki entelektüeller ne yaparlar ÅŸiir yazmak dışında? İzmir deyince aklıma ÅŸiir günleri geliyor. BaÅŸka bir ÅŸey oluyor mu bilmiyorum. Bu da benim eksiÄŸim. Kendimi yeniden İzmirli saymaya baÅŸladığım dönem çok yeni. Fakat ÅŸunu anladım, yaÅŸadığım yerden yola çıkıyorum, orta sınıf kalesi Karşıyaka. Bunu kötü anlamda kullanmıyorum. Kadınların bu kadar çok hayata karıştığı bir kent görmedim Türkiye'de. İzmirli kadınlar dışarılarda. SokaÄŸa çıkıyorlar, eÄŸlenmeye çalışıyorlar. İstanbul'un belirli semtlerinin dışında bunu bu kadar yoÄŸun yaÅŸayamazsınız. İzmir deyince öncelikle Karşıyaka'yı ele alıyorum. Dün Kemeraltı'na gittim. Çok keyifliydi orada dolaÅŸmak. Zaten İzmir'de deÄŸiÅŸmeyen Pasaport'taki kahveler, bir de Kemeraltı. Bunlar da olmasa çok üzüleceÄŸim İzmir'de neler olmuÅŸ neler bitmiÅŸ diye.

İzmir'i İzmir yapan değerler sizce ne oldu?
Bu deÄŸerleri herkes atlamış. Çok bayat olacak ama Kordonsuz İzmir, en korkuncu. İzmirliler fark etmiyor ama Karşıyaka vapurundan indiÄŸin zaman İzmir'in simgesi Saat Kulesi görünmüyor. Saat Kulesi'ni yok etmiÅŸ İzmir. İzmirliler nasıl ayaklanmadılar? Ben seviyorum İzmirlilerin isyan ettikleri zaman bayrakla yürümelerini, biraz da keÅŸke kendi kentleri için yürüselerdi. Otopark haline gelmiÅŸ fuar içinde yürüyüÅŸ yapsınlar da hep beraber kıyamet koparalım. Hayatta her ÅŸey çok büyük amaçlar için yapılmaz ki. Önce bir kentini kurtar ya! Kent elden gitmiÅŸ. Karşıyaka sahilinde 2 katlı evlerden 3-4 tane kalmış. Onlar inci gibiydi. Kimse kent geliÅŸmesin demiyor ama bazı ÅŸeyleri de korursun.

Peki, bu seçimlerde ne olur?
Kıl payı da olsa İzmir yine CHP'nin olabilirmiÅŸ gibi geliyor bana. Çantada keklik deÄŸil İzmir BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanlığı CHP için. Asla iddialı konuÅŸmayacağım ama sosyal demokrasinin kalesi İzmir'le karşılaÅŸmadığımı kendi açımdan biliyorum.

Genç yönetmenler eninde sonunda yırtacaklar
 Türk sineması bir gün yabancı film Oscar'ını alır mı?
'3 Maymun' çok güzel bir filmdi. Bu noktaya kadar gelmesi bile önemli. Oscar önemli mi? Evet önemli. Oscar almış bir filme koÅŸtura koÅŸtura gidiyoruz. Daha bağımsız sinema yapmaya çalışanlar var. Sinemanın popüler damarındaki filmler inanılır gibi deÄŸil! Manalı bir ÅŸey koyun be kardeÅŸim! Geçen gün bir filmin fragmanını gördüm. Anladığım kadarıyla adam tuvalette oturuyor, çıkan sesler ve yüzünün ifadesiyle filmin fragmanının parçası bitti. İnsanlar bu filme büyük ihtimalle gidecekler.

Son dönemin filmi, 'Issız Adam'ı izlediniz mi?
'Issız Adam' fena deÄŸildi. Hiç deÄŸilse yetiÅŸkinler için bir ÅŸeydi. Bunlara çoktan razısın, bunlara da bir sürü eleÅŸtirim var ama... Buna karşılık 'Sonbahar', 'Gitmek', 'Süt' gibi filmler 'Issız Adam'ın 4'te biri kadar izlenmeyecekler diye üzülüyorum. Ama burada 'Issız Adam'ı 'Recep İvedik' gibi filmlerle aynı kategoriye sokmuyorum. Genç yönetmenler eninde sonunda yırtacaklar, yavaÅŸ yavaÅŸ çıkıyorlar çocuklar ortaya. Zaten her ÅŸeyin pek mesajlı, sanatsal olması gerekmiyor. Tek mesele ÅŸu, bu kanal kurumasın. Benim tek derdim bu, yoksa herkes istediÄŸini yapsın, çok da demokratik bir ÅŸey bu.

Türkçe, rock müziÄŸe uygun deÄŸil
Peki, müzik desem, en çok hangi türden hoÅŸlanıyorsunuz?
Rock'n Roll. Biz Elvis Presley, Rolling Stones'larla büyüdük. O da benim muhafazakarlığım, hala en büyük zevki onlardan alıyorum. Åžimdikileri de dinliyorum, mesela Coldplay, U2 dinliyorum. Amy Winehouse'a bayılıyorum. Madonna çok hoÅŸ. Ama esas zevkim rock'n roll, blues ve bunların karıştığı ÅŸeyler. Çocuklar Eminem, Ceza dinliyorlar bunu anlıyorum, onlar da hoÅŸ. Sabahtan akÅŸama dinlemem ama saygın iÅŸler yapıyorlar.

Türkiye'de rock müzik yapılıyor mu?
İddialı olacak ama sanmıyorum. Onu deneyen çocuklara saygısızlık etmek istemem. Türkçe rock müzik yapmaya uygun deÄŸil. Olmuyor, sesler birbirine çok benziyor, heceler uzamıyor, olmuyor yani. Buna karşılık da niye kötüleyeyim Mor ve Ötesi'ni? Sezen Aksu yıllardır var. Hep düzgün ve eÄŸlenceli iÅŸler yapmaya çalışıyor. BaÅŸkaldırı müziÄŸi yapan herkese bir ÅŸekilde takılabiliyorum. İtirazım yok benim Nazan Öncel, Sezen Aksu, KardeÅŸ Türküler dinlemeye. 3 saat dinleyebilir miyim, bilmiyorum. Bu müzik iÅŸleri biraz karışık zaten, bir ÅŸeye takıldın mı takılıyorsun, biraz da kıskanç oluyorsun o konuda. Metalciler, rap'çiler neden baÅŸka ÅŸey dinlemez çünkü onların damarlarına gidiyor. Rock da benim  bir damarıma gidiyor, teslim olmuÅŸum bir kere. 

Elektronik müzik konusunda ne düÅŸünüyorsunuz?
15-20 dakika dans etmek için hoÅŸ. Ama sonra baygınlık geçiriyorsun. Burada spor merkezlerinde elektronik müzik çalıyor, maÄŸazalarda da. Adrenalin yükseltiyor herhalde.

SEZEN ÖZSAVARANGİL
sesen.ozsavarangil@aksam.com.tr

  • DiÄŸer Haberler

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3