Amerikan 'devlet aklı' terörle mücadele sürecinde çok önemli bir gerçekle yüzleÅŸti.
'Corruption,' yani devlet içindeki çürüme ve yolsuzluklar, terörü ve organize suçları besleyen en önemli kaynaktı.
O yüzden, İslam dünyasında laikliÄŸi ön plana çıkartmaya çalışan 'Neo-Con'ların da, İslam dünyasına 'Ilımlı İslam' modelini öneren Richard Holbrook gibi demokratların da ortak noktası OrtadoÄŸu ve Orta Asya'da çürüme ve yolsuzlukla mücadele olarak berraklaÅŸtı.
Daha önce Türkiye ile de ilgilenen Demokrat Richard Holbrook'un, Obama'nın Pakistan ve Afganistan Özel Temsilcisi olarak atanması da...
Neo-Con'ların ateÅŸli mücahidi Michael Rubin'in Kuzey Irak'ta özellikle Barzani'ye karşı giriÅŸtiÄŸi yolsuzluk deÅŸifrasyonu savaşının ardında da bu gerçeklik var.
Nasıl bu kadar emin olabilirsin, içine mi doÄŸdu diye sorabilirsiniz.
Açıkçası pek öyle olmadı. Holbrook'un 11 Temmuz günü Bloomberg'e verdiÄŸi mülakatta söyledikleri, Yeni Amerikan Dış Politikası'nın ipuçlarını zaten gözler önüne sermiÅŸti.
Bloomberg'deki mülakatında Holbrook, Afganistan'da 'Amerika'nın Adamı' olarak bilinen Karzai'nin hiçbir 'UyuÅŸturucu Lordu'nu, kimlikleri herkes tarafından bilinmesine raÄŸmen tutuklamamasından ÅŸikayet ediyordu.
Holbrook'un tezi ÅŸöyleydi:
Afganistan'da hükümet zayıf, organize suç ve bunun devlet kadrolarına sirayeti ile yeteri kadar mücadele edilmezse, El Kaide ve Taliban terörü yeniden dirilir. Amerika'nın böyle bir lüksü yok.
Aynı mülakatta Holbrook, Afganistan'ın Pakistan ve Irak ile olan uyuÅŸturucu trafiÄŸine de deÄŸiniyor... Yani sadece Afganistan'da deÄŸil, uyuÅŸturucu trafiÄŸinin aktif olduÄŸu bütün bir rotada Amerika'nın yolsuzlukla mücadele edeceÄŸinin ipuçlarını veriyordu.
Åžimdi geldik mi, Obama'nın Afganistan ve Pakistan Özel Temsilcisi Demokrat Holbrook'un, Kuzey Irak'taki çürümeye (corruption) savaÅŸ açan Neo-Con Michael Rubin ile buluÅŸtuÄŸu yere.
O zaman tezimizi yeniden yazabiliriz:
Amerika BirleÅŸik Devletleri'nin Obama döneminde terörle mücadeledeki önceliÄŸi yolsuzluk ve devlet kadrolarına sızmış suç olacaktır.
Bu sadece Orta Asya ve OrtadoÄŸu'da deÄŸil; bütün dünyada öyle olacaktır.
Buna ÅŸüphesiz Türkiye de dahil!
Çünkü Holbrook'un Bloomberg röportajından da anladığımız gibi, Amerika; terörü de, devlet totaliterizmlerini de, derin devlet çetelerini de besleyen yegane ÅŸeyin devletlere sızmış 'suç' salgını olduÄŸu analizini yapmış.
Amerikan Devlet mekanizması çok yavaÅŸ ve ayrıntılı düÅŸünerek karar alır. Ama karar bir kez alınmışsa, çok hızlı uygulamaya konulur.
Dünyada esmeye baÅŸlayan bu 'Temizlik Fırtınası'ndan Türkiye'nin de payını almaya baÅŸlamadığı veya baÅŸlamayacağı düÅŸünülmemeli.
Yoksa CHP deÄŸiÅŸimi okuyabiliyor mu?
Kemal KılıçdaroÄŸlu'nun yıldızının parlatılması, bir 'yolsuzlukla mücadele prensi' olarak sunumu acaba tesadüf mü?
Yoksa CHP, Amerika'nın başlattığı 'değişim'i zamanında ve doğru okudu mu?
İkisi de mümkün olabilir.
Ancak, maalesef KılıçdaroÄŸlu'nun peÅŸine düÅŸtüÄŸü yolsuzluklar, Amerika BirleÅŸik Devletleri'nin hedefe aldığı yolsuzluklar ile aynı niteliÄŸi taşımıyor.
KılıçdaroÄŸlu'nun hedefinde ÅŸimdiye kadar hep uluslaraşırı yolsuzluk aÄŸlarının dışında kalan küçük, sembolik, yerel örnekler vardı.
CHP ÅŸimdiye kadar bunu ülkeye ve dünyaya hizmet amacından ziyade, AK Parti ile mücadele aracı olarak kullandı.
AK Parti ile rekabetinde kısmen baÅŸarılı olduÄŸunu söyleyebiliriz ama görünen o ki, derin suç organizasyonlarıyla asıl mücadeleye giriÅŸmeye aday olan AK Parti gibi duruyor.
Bu iki partiden hangisi, gerçek uluslaraşırı suç ve onun Türk Devleti içinde sızmış aparatçikleri ile mücadeleye girerse, ÅŸüphesiz 'yakın gelecek'te Türkiye'yi bir üst seviyeye, terör ve organize suçtan temizlenmiÅŸ ülkeler kategorisine taşıyan iktidar olacak.