Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Beyaz Türkler'e çağrı

Ergenekon operasyonuyla ilgili başından beri söylemek istediÄŸim soruÅŸturmanın bir psikolojik harbe dönüÅŸtüÄŸü. Bu ülkede çetecilerin, darbecilerin, Susurlukçular'ın, katillerin, kanlı para sahiplerinin yakalanmasını, cezalandırılmasını içtenlikle arzuluyorum. Bunu tartışmam bile. Onların hepsinden nefret ediyorum. Böyle düÅŸünmeyen pek az insan vardır zaten.
Ancak bütün bunlar yapılırken, 'Çeteleri temizliyoruz' bahanesine sığınarak masum insanların damgalanmasına, telafisi olmayan hataların yapılmasına, insanların onurlarının kırılmasına, halk tabiriyle 'kurunun yanında yaşın da yanmasına' isyan ediyorum.
Bütün bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti'nin yıkılıyor olmasına karşı çıkmayanları, Türkiye'nin yeniden tasarlanmasına isyan etmeyenleri de kabullenemiyorum.
Özellikle de bu ülkenin düÅŸünen sınıfı, dinamosu ve en temiz pak insanları olması gereken Beyaz Türkler nasıl oluyor seslerini çıkartmıyorlar; üzerinde kafa yoruyorum.
Geçenlerde, Türkiye'nin önemli ailelerine mensup bir genç kadının internette Ergenekon'la ilgili düÅŸüncelerine denk geldim. Ve dehÅŸete düÅŸtüm. Psikolojik harbin mimarlarının dikte ettiÄŸi tercüme sözleri ezberlemiÅŸ, bir de bunları inanarak tekrar telaffuz ediyordu.
Oysa Beyaz Türkler, bu ülkenin vicdanının sesi olmalı...
Galiba bunun burjuva geleneÄŸi eksikliÄŸimizle ilgisi var. Beyaz Türkler yapay yaratılan, temeli henüz oturmamış bir sınıf hala. Ve bu sınıfın doÄŸuÅŸu da, tıpkı ÅŸu anda varoluÅŸu gibi, sadece imajlar üzerine dayalı.
Maalesef Beyaz Türkler için en önemli ÅŸey kendi imajlarını korumak. YaÅŸadıkları toplum üzerine düÅŸünmek, kafa yormak ve gerçekleri yorumlamak gibi ağır okuma gerektiren zor iÅŸlerle uÄŸraÅŸmıyorlar. Bu yüzden de Fransız Devrimi'ni yapan burjuvayla Beyaz Türkler'i birbirinden ayırmak gerek.
Tam da bu yüzden de bu ülkenin karar vericileri olan Beyaz Türkler'in kafası karışmış olmalı. Günümüzün Goebbels'leri Türkiye'nin bilgiye yatkın bir toplum olmadığını zaten bilir, Beyaz Türkler'in de baÅŸkalarından bu anlamda pek ayrılmadığını kısa sürede görünce iÅŸleri kolaylaÅŸmıştır. Karar vericiler düÅŸürülünce, kitleler de peÅŸinden gelir çünkü.
İmajlar bu süreçte etkili oldu Beyaz Türkler üzerinde. Çünkü onların tek kriteri bu.
Televizyonda iki profesörü karşılaÅŸtırdıklarında Mehmet Altan'ın tarafını tutarlar. Çünkü Yalçın Küçük'ün imajı onlara 'deli' olarak öÄŸretilmiÅŸtir. Halbuki Prof. Küçük'ün iktisat bilgisinin ve akademik donanımının yanında Prof. Altan ancak devlet lisesinde kütüphaneci olabilir.
Bunlarla ilgilenmezler. Sadece ekrana bakarlar: Yalçın Küçük bağıra bağıra konuÅŸur, kafasında kalpak vardır ve elini masaya vurur. Prof. Altan'ın ise olaÄŸanüstü kostümleri yoktur ve bilge gibi görünmek için sakal uzatmıştır. Beyaz Türkler, o sakala tav olurlar.
Hale Soygazi'yle aÅŸk yaÅŸadığı için Murat Belge'yi, Sezen Aksu'yla bir dönem birlikte olduÄŸu için Ali BayramoÄŸlu'nu kendilerine yakın bulurlar. Üstelik ikisi de onların gözünde Emre Kongar ve Hikmet Çetinkaya'dan daha yakışıklıdır. Cumhuriyet ve Milliyet sıkıcı gazetelerdir, Radikal ve Taraf ise 'şık.'
Ali Sirmen yaÅŸlı ve demodedir Beyaz Türkler için ama Baskın Oran'la OÄŸuz Özerden cesur ve dinamiktir.
Erhan Göksel ÅŸiÅŸmandır mesela. Ama Ufuk Uras fit.
Ne dediÄŸine deÄŸil, nasıl göründüÄŸüne bakarlar. İmajını kendilerine yakın bulmadıkları isimlerin kamuoyu önünde karalanmalarına da ses çıkarmazlar. Nasıl ki Yalçın Küçük'ü, Erhan Göksel'i yargısız infaza kurban eden yandaÅŸ basın onlar salınınca ses çıkarmadıysa, Beyaz Türkler de bu ayrıntıyı atlarlar.
Çünkü Türkiye'nin geleceÄŸine iliÅŸkin öngörüleri de imaj algıları kadardır Beyaz Türkler'in. Ayrıntıya hakim olmadıkları, olmak istemedikleri, okumayı ve bilgi edinmeyi yorucu buldukları için imajlara göre karar vermek iÅŸlerini koylaÅŸtırır.
Hadi bu psikolojik harbin mimarlarını, bu dezenformasyonun askerlerini anlıyorum. Kimileri çok para kazandı, ÅŸöhretlendi. İtibarı yerlerde sürünen basın artıklarına gün doÄŸdu.
Ben bu tarz herhangi bir motivasyonu olmayan Beyaz Türkler'in onlarla aynı saflarda yer almasının sebebini merak ediyorum.
Bir rant beklentileri yok peki ne var?
Olsa olsa cehalet olabilir, bilgisizliktendir diyorum...
Türkiye'nin hala en temiz vicdanlarına sahip olması gerektiÄŸine inandığım Beyaz Türkler'e yalvarıyorum...
Lütfen ama lütfen gözlerinizi açın... Ülkenize sahip çıkın...
(Not: Konuyla ilgili daha fazla ayrıntı için kentfisiltilari.blogspot.com adresinden blog'uma bakabilirsiniz.)

Hiç deÄŸilse biraz utanma olur
Mahkeme bir karar verdi ve özellikle yandaÅŸ basının yargısız infaz tabiri 'Ergenekon Terör Örgütü' tanımlamasının kullanılmasını yasakladı. Özellikle Taraf gibi tetikçi gazeteler baÅŸta olmak üzere bir tanımlama ve kısaltması olan ETÖ sık sık kullanılıyordu.
Bu ibarenin sık sık yer aldığı yerlerden biri polis içindeki F-Tipi örgütlenmenin mensuplarından Önder Aytaç ve Emrullah (sosyetik adıyla Emre) Uslu'nun köÅŸesiydi. Cemaatçi bu polisler sık sık ETÖ'den bahseder, hatta en son o köÅŸede düpedüz 'Ergenekon Terör Örgütü üyesi Yalçın Küçük!' cümlesini bile yazmışlardı.
Oysa ÅŸimdi Yalçın Küçük serbest, ETÖ demek yasak.
Peki bu yüzsüzlerden bir özür, bir açıklama var mı?
Hayır yok, çünkü misyonerlikleri her türlü hukuksuzluÄŸu meÅŸru kılıyor. F-Tipi örgütlenmeden emir aldıkları için bu kararı hiçe sayarak, yine ETÖ diyorlar.
İşte Taraf camiasının hukuka saygısı da bu kadar. Ahmet Altan ve arkadaÅŸları hukukun üstünlüÄŸünü sadece kendi çıkarlarını koruduÄŸu anlarda savunuyor.
Zira hafta sonu da Taraf'ın çeÅŸitli köÅŸelerinde ETÖ ibaresini görmek mümkündü.
Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Alev Er uyuyor mu? Ne biçim bir elektir, ne biçim bir editoryal sistemdir, nasıl bir filtreleme eksikliÄŸidir bu?
Bir kez daha anlıyorum ki yaptıkları gazetecilik deÄŸil... Hukuku hiçe saymak ve misyona ortak olmak.
ETÖ demek yasak... Ama buna uyan yok.
Peki FTÖ dense de aynı hoÅŸgörü gösterilecek mi?

'Ada' mı 'aday' mı?
Dün, Kemal KılıçdaroÄŸlu'nun kamuoyunun önüne bir beyin takımı ordusuyla çıkması gerektiÄŸini söylerken 'çok bilinen bir sözü tekrarlıyorum, ne de olsa hiç kimse tek başına bir ada deÄŸil' demiÅŸtim. Daha doÄŸrusu demeye çalıştım. Yazıyı, gazeteye bu ÅŸekilde yolladım ama baskıda gördüm ki benim 'çok bilinen söz' dediÄŸim yeteri kadar beÄŸenilmiyormuÅŸ meÄŸerse. Gazetenin editörleri yazımın içindeki bu cümleyi 'hiç kimse tek başına bir aday deÄŸil' diye düzeltmiÅŸ. Elbette sözün doÄŸrusu 'hiç kimse tek başına bir ada deÄŸil.'
Nick Hornby'nin 'About A Boy' romanını okuyanlar (filmini izleyenler) ya da Jon Bon Jovi'nin 'Santa Fe' ÅŸarkısını dinleyenler John Donne'un bu sözüne zaten aÅŸinadır.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3