Kürtlere verilen haklar hangi noktadan itibaren üniter yapıyı bozar?
Son günlerdeki bazı geliÅŸmelerden örnekler: YÖK BaÅŸkanı, bazı üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri kurulabileceÄŸini söyledi. Konuyu tartışan bazı Üniversitelerarası Kurul üyeleri bunun Anayasa'ya aykırı olacağını iddia etti. Varlık sebebini 'Kürtçülük' eksenine oturtmuÅŸ siyasi partinin en önemli belediye baÅŸkanı, 'sıranın topraklarını kabul ettirmeye geldiÄŸini' ifade etti. Aynı partinin genel baÅŸkanı Avrupa Parlamentosu'nda Kürt sorununun çözümünü Kürtlere 'demokratik özerklik' tanınmasına endeksledi. Bu özerkliÄŸin üç temel unsurunu ise, 'Kürtlerin kendi coÄŸrafyasında kendilerini özgürce yönetebilmeleri', 'Kürt kimliÄŸinin anayasal güvenceye alınması' ve 'ana dilde eÄŸitim hakkı verilmesi' olarak belirledi. Bunların aynı zamanda ayrılıkçı terörün sona erme ÅŸartları olduÄŸunu ifade etti.
Konuyu siyasi deÄŸil salt hukuksal boyuttan ele alalım. Öncelikle bilelim ki içeriÄŸi yukarıdaki ÅŸekilde belirlenen bir 'özerklik', hukuksal açıdan üniter devlet sistemi ile baÄŸdaÅŸan bir özerklik deÄŸil. Bu tür bir özerklik hukuksal yönden ancak federal devlet sistemi içinde mümkün olabilir. Zira, üniter devlet sisteminde belli bir bölgede yaÅŸayanlarca seçilen yerel yöneticilere yasama ve yargıya iliÅŸkin yetkiler hiç verilemez. Sadece yürütmeye iliÅŸkin bir kısım yetkiler devredilebilir. 1982 Anayasası bunun kriterini 'mahalli müÅŸterek ihtiyaçlar' olarak belirlemiÅŸ. Yani anayasal yönden, 'mahalli müÅŸterek ihtiyaç' niteliÄŸinde olan yürütmeye iliÅŸkin yetkiler dışında hiçbir kamusal yetki seçilmiÅŸ yerel yöneticilere devredilemez. Aksi halde üniter yapı deÄŸil federal yapı söz konusu olur. Demokrat olmanın gereÄŸi olarak bu baÄŸlamdaki anayasal hareket marjı, sadece bu 'mahalli müÅŸterek ihtiyaç' kavramını biraz daha geniÅŸ yorumlamayla sınırlı. ÖrneÄŸin Kürtçe TV kanalı, üniversitede Kürt dili bölümü bu 'demokratik marj' içinde görülebilir.
Öte yandan, 'Kürt kimliÄŸinin anayasal güvenceye alınması' talebi anayasal üniter yapı ile en baÄŸdaÅŸmayacak talep. Bu taleple istenen aslında Kürt kimliÄŸinin Türkiye Cumhuriyeti'nin (Türk kimliÄŸi ile birlikte) asli kurucu unsurlarından biri olduÄŸuna bizzat Anayasa'da yer verilmesi. Yani Anayasa'da iki milletli bir devlet yapısı öngörülmesi. Üniter devlet ise doÄŸası gereÄŸi iki milletli olamaz. Hatta yaÅŸanan tecrübeler federal devletlerin bile iki milletli olamayacağını gösteriyor. Özellikle Belçika ve İspanya örnekleri göstermiÅŸtir ki, baÅŸta üniter devlet olarak kurulduktan sonra, etnik sorunların çözümü adına federal sisteme geçmek hiçbir etnik sorunu çözmediÄŸi gibi, ülkenin bölünmesini yakınlaÅŸtırmaktan baÅŸka bir iÅŸe yaramaz. Kaldı ki teknik hukuk yönünden, Anayasa'nın deÄŸiÅŸtirilemez nitelikteki 3. maddesi, devletin iki ayrı 'kimlik' yani 'millet' olarak bölünmesini imkansız kılıyor. Aynı ÅŸey 'Türk milletinin bütünlüÄŸüne' vurgu yapan 5. madde açısından da geçerli.
'Ana dilde eÄŸitim' konusunda ise Anayasa'nın 42. maddesinde açık bir engel var. Bu hükmün deÄŸiÅŸtirilmesine yönelik siyasi irade bulunması kaydıyla, bu husus kanımca üniter yapıyı ihlal etmeyecek demokratik marj içinde görülebilir.
Sonuçta 'Kürtçü cenah'tan gelen ÅŸekliyle 'demokratik özerklik' talebi gerçekte üniter yapıdan federal yapıya geçmeyi gerektiriyor. Buna da, siyasi yön bir yana bırakılsa dahi, hukuksal yönden Anayasa'nın deÄŸiÅŸtirilemez hükümleri engel. Demek ki birileri bizleri aptal yerine koyarak, 'barışçı çözüm' maskesi altında ve terörü durdurma 'ÅŸantajıyla' aslında federal sistem talebinde bulunuyor. Yerseniz...