Emniyet, saÄŸlık, savaÅŸ hali gibi belirli istisnalar hariç, daima her türlü yasaÄŸa karşı olmuÅŸumdur. Zira bir konunun çözümünü üretip alternatif yaratmadan yasaklamak en kolay yoldur.
Ülkemizde 19 Mayıs 2008'den itibaren uygulamaya giren kapalı yerlerde sigara içme yasağı, havalimanı terminallerinde de uygulanıyor. Sonrasında ise ana kapıların önünde gruplaÅŸmış yolcuların sigara içebilmek için terminale mümkün olduÄŸu kadar geç girdiklerini gözler olduk. Peki, bunun sonuçlarını gözden geçirip, uygun çözüm arayışları olmayacak mı? Terminallere son dakika giriÅŸ yapan yolcular, 11 Eylül sonrası radikalleÅŸen güvenlik kontrolleri nedeniyle zaten uzun olan kuyrukların daha da sıkışmasına sebep oluyor. Bu durumun tüm yolcular ve ilgili personel üzerinde yarattığı stres faktörü bir yana, bazen uçak saatlerinde aksamaya bile sebep oluÅŸturduÄŸunu biliyoruz. Daha da önemlisi, yolcuların Türkiye havalimanlarında yapacakları harcamaların yüzde 20 civarında bir bölümü varış yaptıkları ülkelere kayıyor. Terminallerde elde edilen yiyecek-içecek gelirleri azalıyor, daha az duty free alışveriÅŸi yapılıyor. Havalimanlarımızın özelleÅŸtirilmesi durumunda yatırımcı firmalar, yap-iÅŸlet-devret suretiyle tesisleri modernize edip, iÅŸlet-devret suretiyle 12 milyar doların üzerinde bir bedeli ülke ekonomisine kazandırmıyorlar mı? Hiçbirinin bu ihalelere girerken bir yasak yüzünden cirolarının düÅŸeceÄŸini hesapladığını zannetmiyorum. Tabii ki yolcuların konforunu ön planda tutmak, sigara yüzünden kimsenin rahatsız olmamasını saÄŸlamak da gerekiyor. Günümüz teknolojisiyle herkesi memnun edebilmek bal gibi mümkün. Dünyada ABD'deki bazı havalimanları dahil olmak üzere, içmeyenleri rahatsız etmeden sigara içenler için çözümler üretildiÄŸi pek çok örnek mevcut. Seyahatlerimde Denver, Frankfurt, Münih, Bangkok, Singapur gibi birçok ÅŸehirde bu sorunun çözümlenebildiÄŸini gördüm. Ayrıca bu köÅŸenin düzenli okurları aylar önce bu hususu örnekler ve önerilerle ele aldığımızı anımsayacaklardır.
ÖZELLEÅžTİRMELER SEKTEYE UÄžRAR
Etkisi artmakta olan ekonomik durgunluktan ötürü, havalimanı iÅŸletmecileri havayollarının doÄŸrudan ödediÄŸi bedellerde indirimler saÄŸlamak zorunda ki havayolu iflasları veya maddi kayıpları olmasın. Öte yandan yolcunun konforunu saÄŸlayacak hizmetleri artırarak yolcudan elde edilen geliri de artırmalı ki, kayıplar telafi edilsin. Dünya genelinde ilgililer ÅŸu anda havalimanı gelirlerini canlı tutmak için yaratıcılık peÅŸinde koÅŸarken biz ülke ekonomisine saÄŸlayabileceÄŸimiz geliri azaltıyoruz. Bir yandan IMF ile anlaÅŸma olmaz da ekonomiye 25-35 milyar dolar girmezse ne olur diye kara kara düÅŸünürken, diÄŸer taraftan elimizin altındaki fırsatları basit çözümler üretmeyerek kaçırıyoruz. Çok merak ediyorum, acaba ticari geliri artırmaya sekte vuracak ÅŸekilde devam ederek bundan sonra havalimanı özelleÅŸtirmelerinde saÄŸlanan baÅŸarı devam eder mi? Bana bu gidiÅŸ ve basit matematik devam ettiremez diyor. Önerimiz ise çok basit, bir ÅŸeyi yasaklamadan önce dengeli olalım, düÅŸünmeden yasaklar koyarak kafamızı kuma gömmeyelim.
AIRFRANCE-KLM, ALITALIA'YI KURTARABİLİR Mİ?
Son yıllarda Avrupa'da en fazla zarar eden havayolu Alitalia'nın yeni ortağı tahmin ettiÄŸimiz gibi AirFrance-KLM oldu. Alitalia Skyteam ittifakının bir üyesi. Dolayısıyla İtalyan pazarı ve Alitalia ile ilgili fazla bilgiye sahip olan ittifakın lideri konumundaki AirFrance-KLM, satış sürecinde diÄŸer isteklilere göre çok avantajlı.
Alitalia'nın yüzde 25 hissesine 323 milyon Euro ödeyecek olan AirFrance-KLM Havayolu geleceÄŸe dair umutlu. Neden olmasın ki, İtalya büyük bir nüfusa sahip olduÄŸu gibi zengin bir G-7 ülkesi. Ayrıca Akdeniz'de komÅŸuları olan İtalyanlar seyahat etmeyi severler. Alitalia, İtalyanların yönetim beceriksizliÄŸi ve AB'de uygulanan uçuÅŸ liberalleÅŸmesinden dolayı her gün Avrupa'nın Ryanair, Easyjet gibi düÅŸük maliyetli havayollarına (DMH) pazar payı kaybediyordu. AirFrance-KLM'in ortaklığı ile yaratılacak sinerji ve ekonomik konjonktür ile Alitalia birkaç yıl içinde daha iyi durumda olacaktır.
Yapılan anlaÅŸmaya göre AirFrance-KLM, havayolunun borçlarına deÄŸil varlıklarına ortak oldu ve çalışanları ile yeni iÅŸ sözleÅŸmeleri yapacak. Alitalia satışının ilginç bir boyutu ise, İtalyan BaÅŸbakanı Berlusconi'nin halkına verdiÄŸi sözü tutamaması oldu. Seçimlerden önce Alitalia'yı İtalyanlara satacağı vaadinde bulunmuÅŸ, oylarını artırmıştı. Politikacıların tipik özellikleriyle durumu sonrasında tahlil ederek milli havayolu Alitalia'nın bir kısım hissesinin Fransızlara satışını önleyemedi. Bu konu da çoÄŸu politikacının dini, ırkı ne olursa olsun aynı derecede Pinokyo olduÄŸunu adeta tescilliyor.