Büyük yazar hayatı boyunca günde 3 sayfa yazı yazdı. Bu belki çok fazla deÄŸildi ama Updike'ı en iyi anlatan özelliÄŸiydi.
O, çok usta bir cümle yaratıcısıydı. Dolayısıyla her romanında, eleÅŸtiri yazısında aniden sürpriz bir cümleyle karşılaşıp ayaklarınızın yerden kesildiÄŸini hissedebilirdiniz.
Cümleleriyle sizi uçurabilen Updike, liberal eÄŸilimli, modern, ÅŸehirli insan türünün prototipi olmasına raÄŸmen bir gün aniden çok da yakıştığı New York'u terk etti ve daha kuzeyde New England eyaletinin kasabalarında yaÅŸamaya baÅŸladı.
Ve ondan sonra Amerikan taÅŸrasının yaÅŸam biçimini yazmaya baÅŸladı. O bölgenin taÅŸralısı Protestan beyazlardı.
Lafta aile deÄŸerlerine pek deÄŸer veriyorlardı ama Updike'ın hayatın hiçbir detayını kaçırmayan gözü, taÅŸrada olaÄŸanüstü bir ahlak yoksunluÄŸu olduÄŸunu görmüÅŸtü.
Sonra bunu hayatın doÄŸal bir parçası olarak kabul edip, hiçbir ahlak ahkamı kesmeden taÅŸradaki seksüel maceraları ve aldatmaları yazmaya baÅŸladı.
Onun için seks, aldatma ve iliÅŸkiler, insanlık durumunu tanımlayan en önemli unsurdu.
Ve yazdı da yazdı. Hiç bıkmadı, yazdı.
Yazı üslubu sanki kendi kendine konuÅŸur gibiydi. Sanki bir centilmen, yabancı olduÄŸu bir dünyanın içine düÅŸmüÅŸ de bunu kendi kendine konuÅŸup anlamaya çalışıyor gibiydi.
Ve bence o dünyayı tamamen çözümledi ve geride ÅŸaheserler bırakarak ayrıldı aramızdan.
Ölümünü, o gün bana mesaj atan kadın arkadaşımdan öÄŸrendim.
Yani Updike, ölümünde beni mutlu olacağım bir an ile terk etmiÅŸti.
Evet; bu hayatta bana Updike'ın öldüÄŸünü haber vermekle yetinen mesajlar atan kadın arkadaÅŸlarım olabildiÄŸi için mutlu oldum.
Demek ki hayatta bazı şeyleri doğru yapmayı becerebiliyormuşum.
Sıradan insanın trajedisi
Updike, Balzac gibi hayatı tümüyle ve tüm detaylarıyla anlayıp yazmak amacındaydı. Onun hayatı Amerika olduÄŸundan Walt Whitman'ın 'Leaves of Grass' ÅŸiirinden çok etkilenmiÅŸti. Amerikan ruh halini çok güzel anlatan bu ÅŸiir üzerine Whitman 40 yıl boyunca uÄŸraÅŸmıştı.
Tek bir cümle üzerine neredeyse tüm gün uÄŸraÅŸabilen Updike'a yakışan bir isimdi Whitman.
Updike, ortalama sıradan insanın yaşamını ve trajedisini 'Tavşan' (Rabbit) adını verdiği kahramanı hakkında yazdığı bir dizi romanda irdeledi.
'Rabbit Angstrom' adlı kahramanı Amerikan kanonuna girmiÅŸtir. Kahramanının tüm yaÅŸam aÅŸamalarını romanlarında irdeledi ve 'Rabbit at Rest' adlı kitabında onun ölümünü yazdı.
Gözleriniz nemlenmeden okuyamayacağınız o kitaptan sonra, Updike'ın ölüm anında neler düÅŸündüÄŸünü bulabilir, ardından yazan bir eleÅŸtirmenin 'KeÅŸke Updike öldükten sonra da yazabilip bize ölümü de anlatabilse' dediÄŸi gibi düÅŸünürsünüz.
Updike ve popüler kültür
Updike, toplumda yaÅŸanan ve kendisinin hoÅŸlanmadığı birçok geliÅŸmenin sorumlusu olarak filmleri ve televizyonu görüyor, klasik roman okumamanın insanı yaraladığını söylüyordu.
Ona göre eski filmlerde insanlık durumu irdeleniyordu ve çeÅŸitli sınıftan insanların hayata bakışını bulmak mümkündü.
Yeni filmler ise bunu aramıyorlardı. Updike'a göre bir tek Woody Allen dikkatle izlenmeye deÄŸiyordu. 'Leaving Las Vegas' adlı filmi ele aldığı bir mülakatta, alkol yüzünden ölüme giden adamın hikayesinin anlatılış biçiminin anlamsız olduÄŸunu söyledi. Çünkü adam kapılmış gidiyordu ve onun durmasını irdeleyecek hiçbir ÅŸey olmuyordu filmde.
Bunun yanlış olduÄŸunu söyleyen Updike, bu film eskiden yapılsaydı alkolden ölmekte olan adam, aşık olduÄŸu kadınla tanıştığında 'ben kendime ne yapıyorum?' sorusunu sorar ve durmaya çalışırdı.
Ona göre bu tür soruları sorup gereÄŸini yapmak mücadelesi hayata anlam kazandıran ÅŸeylerdi
Feministler düÅŸmandı
Updike'a göre yaÅŸadığı New England bölgesi, bir anlamda boÅŸanmış ve yeni maceralar aramakta olan orta yaÅŸlı kadınların yurduydu. Ve onun ele aldığı kadınlar toplumda ahlakın sınırlarını zorlayan ve aldatma maceralarını baÅŸlatanlardı.
Updike, bu insanları onlara hiç kızmadan ve ahlak dersleri filan vermeden ele aldığı halde, feministler ona çok kızıyordu.
Updike bu kızgınlık karşısında geri adım atmak yerine, filmi de yapılmış olan 'Eastwick Cadıları' romanını yazdı. O cadılar, boÅŸanmış, seksüel macera arayan, kötülük yapabilen kadınlardı. O cadıların maceraları feministleri iyice çıldırttı.
Ele aldığı en uçuk konuyu bile büyük sakinlikle ve doÄŸallıkla yazan, anlatan Updike bu kızgınlık karşısında memnun oldu gibi geldiydi bana.
(1932-2009) Edebiyatta 'Kötü Seks Ödülü'nü kazandı
'Literary Review' adlı dergi her yıl bir yazara, yazılarında seksi en kötü, en berbat yanıyla verebilme baÅŸarısını gösterdiÄŸi için ödül veriyor. Bu dergi sonunda John Updike'a 'YaÅŸam boyu baÅŸarı' ödülü verdi.
Çünkü onun hemen her romanında, küçük bir coÄŸrafi alana sıkışmış olan ve seksi kendi oyuncakları, travmaları ve hayata baÄŸlayan zamkı yapan, ölüme karşı kalkanları haline getiren insanların hayatı bütün detayıyla anlatılır.
Updike, bu insanların aslında hayli anlamsız olan yaÅŸama, aldatma yoluyla anlamlar katmaya çalıştıklarını düÅŸünür ve bunu analiz eder.
Bir romanında, kaşından semen lekelerini temizleyen kadının anı müthiÅŸ cümlelerle anlatılıyordu.
A and P
Gelecekte yazarın neler yapacağını ve onun nelere yoÄŸunlaÅŸacağını en güçlü anlatan kısa hikayesi 'A and P' adını taşır. Bu bir süpermarket zincirinin adıdır.
Bana çok güçlü ve etkili gelen hikayenin özetini vereyim. Bir kasabada bulunan marketin kasasında duran genç adam, bir gün markete 3 genç kızın üzerlerinde sadece mayoyla alışveriÅŸe geldiklerini görür. Ve zaten patlamış olan cinselliÄŸi daha da artar, onları izlemekten kafası karışır. Artık hayatında bir amacı olmuÅŸtur; o kızların geri gelmesini beklemek.
Bir gün gelirler. Hepsi yine mayoludur. Genç adam onlara bakar ve 'KeÅŸke benim kasama gelseler' diye içinden dua eder. Kızlar onun kasasına gelirler ama genç adama bakmadan çıkıp giderler.
Bunun üzerine bana çok güçlü, çok etkileyici gelen ve beni derinden yaralayan bir final olur. Genç adam üniformasını fırlatıp atar ve anında istifa edip gider. Hayatında belki de bir daha hiç görmeyeceÄŸi kızlar uÄŸruna iÅŸini bırakır ama çok mutludur.
Bunu okuduÄŸum zaman hikaye benim içime iÅŸlemiÅŸti. 'Hayatta bazen bunları yapmak gerekir' dediÄŸimi hatırlıyorum.