Mademki BaÅŸbakanımız tarihin gördüÄŸü bütün siyasetçilerden daha usta...
Mademki Başbakanımız iyi bir stratejist ve oy avcısı...
Mademki BaÅŸbakanımız çok karizmatik ve duygularına hakim olamayacak kadar insani...
Mademki Başbakanımız tabuları deviriyor, İsrail'e bile haddini bildiriyor...
Ve bütün bunların karşılığında da karizmasını daha da parlatıyor, daha da yıldızlaşıyor, her geçen gün daha da güçleniyor...
Ve mademki kitleler peÅŸinden koÅŸmaya devam ediyor. 'Kafadan' beÅŸ puan ekleniyor oy hanesine...
Sokaklarda mobilize olmaya hazır kitleler yoluna düÅŸmeye hazır...
O zaman Başbakanımız da denizler deler tabii ki...
Bütün bunlardan anlıyoruz ki onunla daha uzun süre beraber yaÅŸayacağız...
Yerel seçim sonucu belli artık. Olur da genel seçim zamanında sıkıntıya girdi, eminim yine bir manevra yapar, yine bir çıkışla kaybettiÄŸi oyları geri kazanır. Mesela 'Barack mısın nesin' diye haddini bildiriverir. Bulur bir ÅŸey.
Maalesef, onun kadar zeki ve iyi hamle yapan bir lider daha yok. Belli ki epey bir süre de çıkmayacak. Kısacası 'Tek Adam'lığa giden bir yol onunki...
O halde ne yapacağız?
KabulleneceÄŸiz, katlanacağız, 'YaÅŸasın PadiÅŸahım' deyip önünde eÄŸileceÄŸiz... Yapacak bir ÅŸey yok...
Karşılığında ne alacağız? Sadece 'varolmak' neyinize yetmiyor?
Mesela, Erzurum'a iÅŸ seyahatine giden birisi otelde bir duble viski içmek isteyecek yoÄŸun bir günün ardından. 'Kusura bakmayın, bu ÅŸehirde içki yok' denecek ve buna itiraz etmeyecek. Bir sonraki aÅŸamada da 'Evet çok doÄŸru bir karar' diyecek. Kırmızı sokakların ne kadar doÄŸru bir uygulama olduÄŸuna inanılacak ve o viskisini içmek için NiÅŸantaşı'na dönene kadar sabredecek.
Åžehirlerarası otobüslerde yolculuk namaz saatlerine göre kesildiÄŸinde hiç kimse itiraz etmeyecek. 'Uçakları da ona göre ayarlayalım' denecek.
Kız-erkek ayrı okutmak isteyen okul müdürlerine ses çıkartılmayacak, sessizce sineye çekilecek. Anadolu'nun muhafazakar ÅŸehirlerindeki başı açık kız öÄŸrenciler eÄŸitim alamaz hale gelecek mesela...
Kısacası giderek, bugüne kadar kamuoyunun itiraz ettiÄŸi tartışmalı uygulamalar hiçbir itiraza yer bırakmayacak ÅŸekilde hayata geçecek...
Çünkü bütün bunlar 'demokratik' yollardan yapılacak. Çünkü 'Türkiye bunu istiyor' hem 'Sandık kararını verdi' ve 'Durmak yok, yola devam.' Her ÅŸey kitabına uygun, her ÅŸey demokratik...
'Tek Adam' daha uzun süre görevde...
Hadi artık her şeyi kabullenelim.
Bundan böyle Tayyip ErdoÄŸan'ı deÄŸerlendirirken tek bir kriterimiz var: Arkasında kitlelerin desteÄŸi var mı, var. Bu kadarı yeter o zaman... Daha neyi sorgulayacağız ki? Bizim gibi 'azınlıklar' da hayatılarına devam eder, yeter de artar bile.
Uluslararası bir kriz olması, diplomatik ambargo ihtimalimiz, bunun ileride yaratacağı sonuçlar hiç mi hiç önemli deÄŸil. Ne kafa yoruyoruz ki?
Yeter ki oy oranı düÅŸmesin. Onun dışında her ÅŸey mübah.
Tabii bu arada bir de 'normal' var. 'Aklıselim' var, 'serinkanlılık' var, 'mesafe' var, 'akıl' var, 'mantık' var.
Maalesef günümüz borsasında deÄŸer kaybeden kavramlar bunlar. Bu sözler yeniden itibarını kazandığında da tanımları deÄŸiÅŸmiÅŸ olacak zaten.
Dün 'Olur mu canım' dediÄŸimiz, yarın 'normal' sayılacak.
'Delilik' dediğimiz 'serinkanlılık' diye algılanacak.
Ve bu böyle devam edecek...
Çünkü BaÅŸbakanımız karizmatik... Çünkü BaÅŸbakanımız haddini bildiriyor... Çünkü o artık 'Tek Adam.'
O zaman koroya katılalım mı: Atatürk'ten sonra lider gördü Türkiye!
TeÅŸekkürler Türkiye!
Tempo'ya koca bir sıfır
Kendisini baÅŸtan sona yenileyen ve artık aylık yayımlanacak olan Tempo'nun yayın yönetmeni Çınar Oskay, dergisinin hedef kitlesini ÅŸu ÅŸekilde anlatıyor: 'Dünyayı takip eden, yabancı dergileri, gazeteleri okuyan, yılda iki-üç kez yurtdışına gitme fırsatı bulan...' Vesaire.
Böyle diyor ve kendi aÄŸzıyla yakalanıyor. Yabancı dergileri okuyan kitle için 'yeni' Tempo aslında tanıdık bir dergi: Birebir Vanity Fair'den kopya çekilmiÅŸ.
Zannediyorlar ki, Türkiye hala Tempo'nun aynı adlı Alman dergisinin logosuna kadar her ÅŸeyinin taklit edildiÄŸi ve bunu kimsenin fark etmediÄŸi o yılların eski kapalı ülkesi.
Yurtdışına giden, yabancı dergileri, gazeteleri okuyan o seçkin kitle ne yapsın çakma Vanity Fair'i? Gider gerçeÄŸini alır.
Bir Tempo kurucusunun deyimiyle söylemek gerekirse: Sıfır, sınıfta kaldın!
THY reklamını beğenmedim
DaÄŸ fare doÄŸurdu, denir ya. Tam o hesap. THY'nin yeni uçaklarının ve hizmetlerinin tanıtılmasını beklediÄŸim yeni reklamını hiç beÄŸenmedim. Daha çok bir Kevin Costner tanıtım filmi gibi olmuÅŸ.
Bir kere potansiyel bir yolcuya THY'nin 'farkını' hiçbir ÅŸekilde anlatmıyor. Kabine girdiÄŸimizde diÄŸer uçaklardan farklı olarak bizi neyin beklediÄŸine dair hiçbir bilgi yok. Neden THY'yle uçsun yurtdışından bir yolcu? Koltukları daha güzel diye mi, yemekler yüzünden mi?
Kendisini Kevin Costner gibi hissedecekse, söylemek gerekir ki bu o yolcu için bir kabus olabilir. Zira Costner epey bir zamandır (ta 'Waterworld'den beri) Hollywood'un devrik ünlülerinin başında geçiyor. Adı baÅŸarısızlıkla 'eÅŸ anlamlı' ve büyük paralar yatırıp battığı filmden beri hiçbir ÅŸekilde toparlayamadı.
Türkiye'de hala insanları etkileyebilir bu reklam. Ama THY'nin asıl hedefi dünya vatandaÅŸları deÄŸil miydi?
DoÄŸrusu, birçok bakımdan yabancı rakiplerinin ilerisinde olan THY'yi küçülten bir reklam olmuÅŸ bu.