BaÅŸbakan'ın Davos'taki çıkışı 'ulusal gururumuzu' okÅŸasa da ekonomide kötü haberler gelmeye devam ediyor. Pazartesi günü İhracatçılar Meclisi ocak ayına iliÅŸkin ihracat rakamlarını açıkladı. Toplam ihracatımız yüzde 27,9 gibi keskin bir düÅŸüÅŸle 7 milyar dolara geriledi. Özellikle de otomotivde tehlike çanları çalmaya devam ediyor. İç talepte de daralma devam ediyor. Sanayi üretimi düÅŸüÅŸ eÄŸiliminde, iÅŸsizlikte belirgin artış gözleniyor. Deyim yerindeyse yoksulluÄŸa baÄŸlı suçlarda patlama var ve hapishaneler doldu taşıyor. Yine de hükümetin bu krizi, bir biçimde fırsata çevirebileceÄŸini düÅŸünüyorum.
Aralık ayında ihracattaki düÅŸüÅŸü öngörmüÅŸ, özellikle de 2009 bütçesinin ihracat beklentisi açısından gerçekçi olmadığını yazmıştım. Bu rakamlar bir kez daha bütçenin gerçekçi bir yaklaşımla revize edilmesi gereÄŸini ortaya koydu. Zannımca bu durum önümüzdeki dönemde de geçerliliÄŸini koruyacak. Bütçe büyüklükleri, ekonomideki karar alıcıların hesap kitap yapmalarında önemli göstergelerdir. Bu büyüklüklerin gerçekçi olmaması sadece belirsizliÄŸi artırır. Halbuki ÅŸu andaki en büyük sorun ekonomideki belirsizlik ve güvensizlik ortamından kaynaklanmaktadır.
Piyasalara iyimserlik aşılama amacıyla, yerli ve yabancı medya organlarında yer alan afaki iyimserlikler de, dayanaksız kaldıkları ölçüde ters sonuçlar vermektedir. Gelinen noktada hem üreticiler hem de tüketiciler bu gerçekçi olmayan yönlendirmelere kulak asmamayı tercih ediyor. Korkmayın durum iyiye gidecek dendikçe insanlardaki karamsarlık daha da büyüyor. Hatırlarsanız 1994 ve 2001 krizlerinin hemen öncesinde de ekonomi yönetimi aşırı iyimser beyanatlarda bulunmuÅŸtu. Balık hafızalı olmakla suçlanan halkımızın hafızası belki de o kadar kötü deÄŸildir, kim bilir...
İhracatımızdaki bu daralmanın en önemli nedeni müÅŸterilerimizin önemli kısmını oluÅŸturan geliÅŸmiÅŸ ülkelerdeki ekonomik daralma. Bir diÄŸer önemli neden daha var ki bence bu da üzerine düÅŸünülmesi gereken bir konu. Bazı yakın dostlarımızdan ihracatta eften püften nedenlerle malların iade edilmeye baÅŸladığını duyuyoruz. Buna da ÅŸaşırmamak gerekiyor aslında. Her ülke kriz dönemlerinde doÄŸal olarak kendi üreticisini korumayı öncelikler arasına koyar.
Bu krizin hem ülkemizde hem de dünyada yakıcı sonuçlarından biri de artan iÅŸsizlik ve bunun doÄŸurduÄŸu sosyal sorunlardır. Krizin de etkisiyle dünyadaki iÅŸsiz sayısı 210 milyona ulaÅŸtı. Bu rakama, tarım sektöründeki eksik istihdam sayılarını ve iÅŸ aramayacak kadar umudunu yitirmiÅŸ olanları da eklemek gerekiyor. Bu iÅŸsizlerin ailelerindeki diÄŸer bireyleri de hesaba katarsanız, iÅŸsizlikten etkilenenlerin toplam sayısı belki de 700 milyondan fazla. Yani 10 tane Türkiye.
Bu rakamlar gerçekten ürkütücü. Daha da vahimi, iÅŸsizliÄŸe baÄŸlı suçlarda yaÅŸanan ürkütücü tablodur. Bazı tahminlere göre dünyada hapishanelerdeki mahkumların ücretsiz veya cüzi ücretlerle istihdam edilmesinden kaynaklanan iÅŸtah kabartıcı rant 50 milyar doları bulmaktadır. Piyasa ekonomileri bu iÅŸtah kabartıcı rantı bir özelleÅŸtirme konusu yapmaktalar.
DüÅŸünebiliyor musunuz trajediyi? Adamı önce iÅŸsiz bırakıp suça iteceksin, hapse düÅŸtükten sonra da emeÄŸini acımasızca sömüreceksin. Böylece özel sektöre ucuz iÅŸ gücü depoları yaratacaksın. Ülkemizde de bu tür uygulamalara sıcak bakıldığı söyleniyor. Buyurun size bir krizi fırsata çevirme kapısı. Her durumdan karlı çıkmada usta Amerika BirleÅŸik Devletleri'nde bu tür uygulamalar uzun yıllardır devam ediyor.
Ülkemizde cezaevlerinin yasal kapasitesi 90 bin civarında olduÄŸu halde 2008 sonu itibarıyla 100 binin üzerinde mahkum toplam 458 cezaevinde bulunuyor. ÖzelleÅŸtirme ustası hükümetimiz eminim ki bu altın fırsatı kaçırmayacaktır. Amerika yapar da biz yapamaz mıyız?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.