ABD'den dünyaya yayılan 'umut' dalgasını en iyi anlatan kavram bu: Zeitgeist. Yeni BaÅŸkan Obama'nın sırrı da bu kavramda gizli, Amerika'nın vaat ettiÄŸi deÄŸiÅŸimin gerçekleÅŸip gerçekleÅŸmeyeceÄŸinin cevabı da...
***
Zeitgeist, Almanca bir terim. 'Zamanın ruhu' anlamına geliyor. Her ne kadar Hegel'ın kullanıma soktuÄŸu düÅŸünülse de kavramın yaratıcısını bulmak için biraz daha geriye, Johann Gottfried Herder'e gitmek gerek.
***
Bir dönemin deÄŸerleri, deÄŸiÅŸimi ve prensiplerine iÅŸaret ediyor zeitgeist. İçinde zamandan yola çıkan farklılaÅŸma ve dönüÅŸüm anlamları var. Kısaca bir dönemin genel nitelikleri olarak tanımlansa da bence 'nitelik' kelimesinin yerine 'hava' kelimesinin kullanılması daha doÄŸru.
***
Bu kavramı son dönemlerde en iyi yorumlayan isim Obama. O, deÄŸiÅŸimi, içinde yaÅŸadığı dünyanın dönüÅŸüm arzusunu gözlemledi ve bunu dile getirerek toplumun dinamiÄŸinin ÅŸifresini çözdü.
***
İnsanlar mevcut sistemde umutlarını yitirmek üzereydiler. Tutku kavramı neredeyse eski Hollywood filmlerinde kalmıştı. Kapitalizmin getirdiÄŸi görünmez ama kalın duvarlar herkesi büyük bir çarkın deÄŸiÅŸmesi zor bir parçası haline getirmiÅŸti. Üstüne bir de global politik sistemin güçsüzü ezdiÄŸi resim eklenmiÅŸti. Kısacası romantik hayallerin hayal olarak kalacağına dair yaygın bir inanç dört bir yanda yeÅŸermiÅŸti.
***
Obama bunu gördü ve insanlardaki tutkuyu yeniden yeÅŸertmek için 'deÄŸiÅŸim' kavramının vazgeçilmez olduÄŸu tespitinde bulundu. Bu tespitle birlikte gelecek vaadini 'farklı bir dünya' olarak inÅŸa etti.
***
Böyle bir vaat doÄŸası gereÄŸi romantik özellikler taşıyor. Hayal kurma ve arzulama kavramlarını içeriyor. ABD'nin yeni baÅŸkanı iÅŸte bu kavramların canlandırılmasının ürünü. O, romantizmi dünyaya yeniden getirerek insanların hayal kurmasını hedefliyor.
***
Bu hedef için de vaatleri kadar çizdiÄŸi resmin de önemli olduÄŸunu biliyor. Bu yüzden romantizmin tüm ögelerini görsel olarak kitlelere sunuyor. Karısı Michelle'in beyaz tüllü tuvaleti bu akımın geri döndüÄŸünün en güzel iÅŸareti.
***
Sanırım önümüzdeki dönemde dünya yeniden duyguları hatırlayacak. İnsan iliÅŸkilerinde hislerin önemi tekrar ön plana çıkacak. Ve aÅŸk yeniden keÅŸfedilecek.
Hem filmlerde hem de hayallerde...
Amerikalı kimdir sayın Yılmaz Özdil?
Dün Yılmaz Özdil, Obama'nın kabinesini anlatan bir yazı yazdı Hürriyet'teki köÅŸesinde. Yeni baÅŸkanın seçtiÄŸi isimlerin önemli bir bölümünün farklı etnik kökenlerine iÅŸaret etti ve geri kalanlar için 'bir iki tane de Amerikalı var' dedi.
***
Bu sonuca varmak için de DışiÅŸleri Bakanı Hillary Clinton'ın İrlanda, SaÄŸlık Bakanı Tom Daschle'ın Alman, birkaç ismin Afro-Amerikan, bazılarının İtalyan, bazılarının da Macar asıllı olduÄŸunu yazdı. (Bu arada Clinton İrlanda deÄŸil Galler asıllı)
***
Sanırım sayın Özdil 'safkan Amerikalı bir ırk'ın hayalini kuruyor. Oysa ABD'yi oluÅŸturanlar tüm bu karışık kökenli insanlar zaten. EÄŸer WASP (White-Anglosakson-Protestan)'ları ima etmeye çalışıyorsa saydığı isimlerin arasında onlardan da var.
***
Özdil 'Obama'ya ABD BaÅŸkanı denemez, o dünyanın ilk küresel baÅŸkanı' diyor. Sanırım ABD'nin küreselliÄŸinden dolayı en büyük güç olduÄŸunu atladığı için böyle bir tespit yapıyor. Çünkü saydığı tüm isimler Amerikalı. Öyle oldukları için de ABD dünyanın bir numaralı devleti.
Borusan hatasıBorusan hatası
ÇarÅŸamba günkü yazımda önemli bir hata yapmışım. Taraf Gazetesi'ne ortak olan Mehmet Betil'i Borusan Holding'in İcra Kurulu üyesi Mehmet Betil ile karıştırmışım. Özür diliyorum.