AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-02-04
İstanbul'un yer ile yeksan olma ihtimali gözümüzün önünde dururken...
Sakın ha; çağdaşlığı müdafa, kömür yardımı veya lale devri üslubuyla çıkayım demeyin karşımıza...
Ta okyanusun öbür tarafında, Amerika Birleşik Devletleri'nde beş yıl önce Türkiye için National Disasters (Milli Felaketler) toplantıları yapılırken...
Karşımıza geçip, 'oradan beş lira tırtıkladılar, buradan yirmi beş kuruş götürdüler,' demeyin...
Sakın ama sakın, 'her bulduğumuz yeşil alana lale soğanı diktik, hatta bunun için tekme tokat yerel belediyelerle kapıştık' lafını ağzınızdan kaçırmayın...
Bu şehrin yer ile yeksan olma ihtimali gözümüzün önünde duruyor...
Eğer Şehr-i İstanbul'u yönetmeye talipseniz...
Milyonlarca insanın ölüm riskini nasıl minimuma indireceğinizi anlatacaksınız
bize...
Öyle 'laf-u güzaf'la değil, projelerinizle, ekiplerinizle...
Geyik muhabbetini bırakın.
O projelere ikna edeceksiniz bizi, kaynağını nereden bulacağınızı açıklayacaksınız...
Ekiplerinizi göstereceksiniz, betonun altında kalacak bebekleri kimin enkaz yığınının altından, hangi araçlarla çıkartacağını anlatacaksınız...
Yüzlerine bakacağız, o yüzlere güveneceğiz.
Bu şehrin en tehlikeli binalarını, depremden önce kendiniz yıkıp, insanları sağlam binalara mı yerleştireceksiniz?
Her sokağa bir 'Kurtarma Koordinatörü' mü atayacaksınız?
Her yeri köstebek gibi kazıp, yıkılma tehlikesi yüksek binaları mı tespit edip, uyaracaksınız?
Bunları anlatacaksınız...
Bakın, siyasi gündemin sıcaklığı sizi yanıltmasın...
İstanbul'da seçmenin önceliği, yer ile yeksan olma ihtimali bulunan şehirde hayatlarını en yüksek seviyede koruyabilecek yönetimi seçmektir.
İstanbul bu yönetimi laiklik kriterlerine, türbana karşı tutuma, yolsuzluk araştırmalarına veya metrekare başına ektiğiniz lale adedine göre seçmeyecek.
Olası deprem felaketini en iyi şekilde yönetebilecek kadroya oyunu verecek.
Önce bunu yapın, ondan sonra yolsuzlukları sergileyip yargıya havale edersiniz...
Çok mecbursanız, gidip milletin salonunun orta yerine lale bile dikebilirsiniz.
Teferruatlar bizi ilgilendirmez.
İstanbul'a Belediye Başkanı adayı olmak, Sadabad Çayırı'nda mesireye çıkmak demek değil.
Yaralılarımızı hangi hastaneye taşıyacağımızı...
Ölülerimizi nereye gömeceğimizi göstereceksiniz bize.
İlçe Belediye Başkanları'nda umut var mı?
Dİkkatİnİzİ çekti mi bilmiyorum, İstanbul'un ilçelerinde hali hazırda Belediye Başkanı olan adayların hiçbiri deprem konusunda kapsamlı bir çalışma yapmadı.
Bir örnek ilçe çıkartıp, 'işte bu ilçe deprem konusunda bütün önlemleri almış, bütün plan ve projelerini tamamlamış, gerekli ekipleri kurmuş' diyemiyoruz.
Biz diyemediğimiz gibi, hiçbir ilçenin Belediye Başkanı da, kamuoyunun karşısına çıkıp, 'ben deprem konusunda şu çalışmaları yaptım, bu açıdan iddialıyım ve bu hizmeti sürdürmek için tekrar aday oluyorum' diyemiyor.
Sanırım ellerinde kendi reklamlarını yapabilecek kadar bile malzeme yok.
Beşiktaş'ta ne yapıldı? Depremden çok etkileneceği bilinen Bakırköy'de ne yapıldı?
Demek ki, görevdeki İlçe Belediye Başkanları'nın tekrar aday gösterilmeleri seçmen gözünde pek yerinde bir hareket olarak değerlendirilemeyecek.