AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-02-04
SoruYorum'da ikinci konuk Sağlık Bakanı'ydı. HaberTÜRK'ün yeni programı, gerek soru cazibesi gerek verilen cevaplarla ilgimizi çekmekte. Particilik yapılmaksızın -Yansız- yöneltilenleri beğeniyoruz. Balçiçek Pamir-Özay Şendir iyi gidiyorlar. Karşılarına oturttukları Prof. Dr. Recep Akdağ'ın altıbuçuk yıl önceki çabasını hatırladık. Bunca uğraş sonunda geldiği noktaya bakınca gözümüzde iyice değer kazandı. Çünkü 13 Haziran 1966'da SSK'lı olduk. Bu teşkilatın hizmetlerinden yararlanabilmek için 2008'in Aralık ayının ikinci yarısına kadar bekledik. Bunca süre sonra vahi mi gelmişti? Değil. Türkiye'nin en önemli sağlık oluşumu adını bile SGK'ya -Sosyal Güvenlik Kurumu- dönüştürdü. Kurumun geldiği noktayı bire bir yaşayanlardanız.
...
1980 Başlarında SSK Samatya'ya yattığımızda gördüğümüz manzara dehşet vericiydi. Ameliyat olmamız şarttı ama hastaneden 'Yarın gelirim' diyerek, kaçtık. Daha sonra Babamızın başına gelenleri hatırladıkça tüylerimiz diken diken olur. Biz ve tuttuğumuz refakatçıya rağmen aldığımız sonuç, cenaze töreniydi. Belki sağdır diye, Başhekim Doktor Mücahit Akmanoğlu'nun çıldırtan yardımcısının adını vermeyeceğiz. İsmini unutmamız mümkün değil. Hipokrat Yemini etti mi acaba diye düşünüp, dururuz. Bakımsızlık ve personelin vurdumduymazlığını ancak yaşayanlar bilir. SSK'ya bağlı öteki kuruluşların halini siz düşünün.
...
İki gün randevu kuyruklarında sürünenler, ilaç alabilmek için aynı işkenceyi yaşayanlardan hayatta olanlar var. Onlara da sorun. Parti propagandası yapmadığımızı herkes bilir. 2009'un 28 Ocak'ında isteyen istediği sağlık tesisinden kolayca yararlanabiliyor. Elimizdeki reçetedekileri temin için üç dakika yeterli. Rezillikler dönemi geride kaldı. Kendi adımıza konuşursak, çalışanı ve emeklisiyle gerçek Batı normunu yakaladık. Bir-iki minicik rötuşla, ideale ulaşacağız. Prof. Dr. Recep Akdağ'ın başarısı meydanda. Kazandırdıkları inkar götürmez. Son birbuçuk ayda gördüğümüz insanca muameleden sonra sadece şükran duygularına sahibiz. Teşekkürlerimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin gelmiş geçmiş başarılı Sağlık Bakanı'na.
***
'Selim İleri'nin Not Defteri'ni zevkle izliyoruz. Sadece kitap ve şiir eleştirisi yapılmıyor. Müzik, sinema ve tiyatro dahil, sanatın her dalı işlenmekte. Bu hafta Türk Hafif Müziği'nin öncülerinden Gönül Turgut'un CD'si bile konu edildi. Şarkıcı ile röportaj dahi yapılmıştı. Mehmet Üstünkaya ile evlenip, sahnelere veda ederek ortalardan kaybolan sanatçıyı uzun aradan sonra konuşturmak büyük olaydı.
...
Bir İstanbul Tutkunu' olan İleri'nin, Boğaziçi öncelikli değerlendirmelerini bu kente sevdalılar daha iyi anlayabilir. Mehmet Rauf'un 'Eylül' adlı romanıyla Ahmet Hamdi Tanpınar'ınkilerdeki 'Lüfer Avları'nın benzeşmesini, aynı yerde bu işi yapanlar kıyaslayabilir. Liseden sınıf arkadaşımız Yekta'nın adını taşıyan, kıçtan takma motoruyla tuttuğumuz kofanalar az daha tekneyi batırıyordu. Çareyi, sahildeki insanlara birer-ikişer dağıtmakta bulduk. Hala izlemeyenler kaldıysa, TRT-2'de Selim İleri'nin Not Defteri'ne göz atmalarını öneriyoruz.
***
ODTÜ Mezunları Derneği'nde yarın saat 19.00'da 'Ekonomik Krizin Nedenleri ve Türkiye'ye Yansımaları' konulu toplantı var. Fisun Akdağ'ın yöneteceği panelin konuşmacıları Prof. Dr. Erol Manisali ve Prof. Dr. Ercan Uygur. Deniz Kültürü Dergisi Vira'nın 27. Sayısı çıktı. Nuri Çolakoğlu, Coşkun Aral ve Erol Yücel başta, pek çok ünlünün makale ve araştırmalarını severek okuyacaksınız. Dünyada 160 ülkede ve 21 dilde izlenen CN -Cartoon Network- Türkiye'de birinci yaşını kutluyor. DIGITÜRK platformu içinde yer alan bu ekran, AGB verilerine göre en fazla seyredilen çocuk kanalı oldu. Şimdiki minikler galiba çok şanslı.