AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-02-04

kategori2

Fındık faremiz bile mevcuttu

Seyir düzenimizde öncelik TRT'nin 41. Yıl kutlamalarındaydı. Cemal Reşit Rey'deki organizasyonda geçen yılki hataların yapılmadığını görüp, sevindik. Zafer Gündoğdu'nun şefliğiyle başlangıç, doğruların ilkiydi. Sahne düzeni iyi hazırlanmıştı. Ceyhun Yılmaz ile Elfin Yüksektepe'nin program öncesi röportajları fena değildi. Korhan Abay ve Fulin Arıkan'ın sunumları az hatalıydı -Belgesel ödülleri töreninde-. Yüksel Aytuğ kardeşimizi orada görmekle sevindik. Sadece kendini değil, bizi temsil görevini de başarıyla yerine getirdi. Konuşmasını beğendik ve onayladık. Arada 1992'nin Türkiye ile Avrupa 3. Güzelliklerini kazanan Banu Sağnak'ın aktardığı Cenk Koray'lı anıyı sevdik. İbrahim Şahin'in hoşumuza giden en önemli yanı, lafa mutlaka 'Türk Milleti' diye başlaması. Bu dikkatimizden kaçmıyor ve mutlu oluyoruz. Genel Müdür'e tek tavsiyemiz sadece 'Vefalı olması' yönünde. Aldığımız duyumlar, yakın çevresinin yönlendirmeleri sonucu bazı hatalı kararlar aldığı şeklinde. İleride bu konuya daha geniş olarak değineceğiz.
...
Aralarda ekrana bindirilenler bizi de geçmişe götürdü. 31 Ocak 1968'de Mithat Paşa Caddesi'ndeki bodrum katında başlayan neşriyat gözümüzün önüne geldi. Düzenli ve ilan edilmiş programa uygun yayınlarla birlikte 'Televizyon Eleştirisi' başlığıyla başladığımız yazılar, medyamızda ilkti. Dünya Gazetesi'ndeydik. Patronumuz Bedii Faik bu görevi verdiğinde Prof. Dr. İlhan Akın'la işe soyunduk. Hoca, üçüncü günün sonunda, havluyu atıp olayı üstümüze yıktı. Karikatürist Raşit Yakalı'nın vinyetleriyle süslediği köşe olağanüstü ilgi topladı. Aslında, çok zor olay değildi. Tek kanalda belli saatlerle sınırlı seyirciydik. Bugünlerin onlarca ekranını seyretmekle kıyas kabul edilemezdi. Jülide Gülizar'ın annesinin ördüğü kazaklar ana malzememizdi. Yayın kesildiğinde ekrana bindirilen 'Necefli Maşrapalar' şarkı ve türkü programlarında 'Sebilhane bardağı' gibi dizilmiş şarkıcı ve türkücüler sessiz sinema döneminden kalma gibiydiler. Sanırız en önemli canlılar, programdakilerin ısrarla burnuna konanlardı. Bunlara 'TRT'nin kadrolu sinekleri' yakıştırmasını da köşemizden yapmıştık. Yayın odasına sızmış bir fındık faresi ise sonradan kahkahalarla anılacak, büyük olaylara yol açmıştı.
...
Merhum Cenk Koray'la yazılarımızı merak edip geldiği Ankara Büromuzda tanıştık. 'Niye imza atmıyorsun' fırçası yedik. İlhan Akın'dan ilk yüklenmeyi de Seçil Heper'e bindirdiğimiz için kabullendik. 'Bu güzel kıza bir daha saldırırsan gırtlağını sıkarım' deyişi hala kulaklarımızda. Korhan Abay'ın hatırlattığı Zaman Makinesi'nden çıkardıklarımız bu kadar. TRT'mize nice başarılı yıl dileklerimizi tekrarlamayı unutmuyoruz.
H H H
Hıncal Uluç Büyüğümüzün, ameliyatından iki gün sonra attığı mesajı alınca şaşırdık. 'Kimse beni birkaç gün arayıp, sormasın' deyip, bu isteğine önce kendisinin uymayışıyla mutlu olduk. Demek ki vaziyeti iyi. Geçmiş olsun derken, hasretle yazılarını bekliyoruz. Laf aramızda Öcal Ağabey Yaşamdan Dakikalar'da koltuğunu iyi doldurmuştu.
...
Arkadaşımız Doğan Yıldız'ın son çalışması 'Televizyon ve Radyoda Türkiye Türkçesi'ni nihayet okuyabildik. 'Yabancı sözcüklere Türkçe karşılıkları' çok sevdik. Öncelikle 'Konuşma özürlülere tavsiye olunur'. İlgilenenler için internet adresini veriyoruz. (telebasin@gmail.com).
...
Son notumuz Cengiz Semercioğlu'na. Dediğimiz çıktı ve Show TV, Kanal-D'yi sollayıp ocak ayı birincisi oldu. Demek ki haklı olan bizmişiz.