AKŞAM | PAZAR | 08 ŞUBAT 2009, PAZAR

İstanbul Bale Yarışması'nın mimarı

İstanbul, geçtiğimiz yıl eylül ayında düzenlenen  1. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması ile adını tüm dünyaya duyurdu. Gerek dansçıların başarısı, gerek önemli isimlerin ülkemizde ağırlanması açısından önemli bir görevi yerine getirdi bu yarışma. 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi çerçevesinde yapılması planlanan bale yarışması, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nün de çalışmalarını hızlandırmasıyla 2010 beklenmeden gerçekleşti. Dünyada yayınlanan dans dergileri, Türkiye'yi ve dansçıları kapağına taşıdı, etkinlik büyük yankı uyandırdı. Yarışmanın Türkiye'de yapılması için ön ayak olan isimlerden biri de eski solist bale dansçısı olan Nilay Yeşiltepe Güngör'dü. 1980'de Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Yüksek Bölümü'nü bitirip İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nde profesyonel sanat yaşamına başlayan dansçı, 1982'de Milli Eğitim Bakanlığı Devlet bursu kazandı. 1986'da Rudolf Nuruyev ile İstanbul Devlet Balesi Sahnesi'nde 'Uyuyan Güzel' adlı eserde solist olarak dans etti. 'Don Kişot', 'Coppelia', 'Şımarık Kız', '1001 Gece Masalları', 'Paquita', 'Les Sylphides', 'La Bayedere', 'Şehrazat' ve 'Mavi Tuna' gibi pek çok eserde de solist ve baş dansçı olarak yer aldı.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nde bale solist repetitörü olarak çalışmalarını sürdüren Güngör, haziran ayında Roma'da düzenlenecek Uluslararası Bale Yarışması'nda, dünyada yaşayan en önemli koreograf olarak tanınan Bolşoy Balesi'nin direktörü Yuri Grigorovich başkanlığında toplanan jüriye katılması için davet aldı.
n İstanbul Uluslararası Bale Yarışması fikrini ortaya atanlardan birisiniz. Proje nasıl ortaya çıktı?
Yarışma organize etme fikri benden çıktı. Bu fikrimi Beyhan Murphy ve Mehmet Balkan ile paylaştım. Mehmet Balkan, ülkemize uluslararası madalya getiren ilk dansçımız. Onun yarışmaya katkısı küçümsenecek gibi değildi. Sonra da genel müdürümüze teklifi götürdüm. Bale sanatı ekonomik problemler nedeniyle ülkemizde zarar gören sanat dallarından biri. Çünkü prodüksiyon koyamıyorsun, koreograf getiremiyorsun. 10 yıldır böyle bir kısırdöngü içerisindeydi devlet balesi. Ben de dansçılarımız biraz motive olsun diye 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'na bir proje vermeyi düşündüm. Genel müdürümüz de 2010'u beklemeden hayata geçirmemizi istedi. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nde Rengim Gökmen'in varlığı bunun gerçekleşmesini sağladı. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması, İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin uluslararası bir etkinliği artık. Kültür Bakanlığı'nın kanatları altında. Ve 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi kabul edildi; 2 yılda bir yapılacak. Çoktan yurtdışında popülerliğini kazandı. Ekip olarak bunu başarmanın mutluluğunu yaşadık. Üstelik en köklü bale yarışmalarından biri 1964'ten beri Varna'da yapılıyor, ama federasyona geçen yıl kabul edildi. Çünkü belirli kotalar var. Biz 2008 yarışması vesilesiyle güzel bir teklif aldık.  10 Haziran'da Moskova'da International Federation Ballet Competitons'un düzenlediği kongreye davet edildim; orada İstanbul Bale Yarışması'nı uluslararası federasyona alacaklarını bildirecekler.
YARIŞMALARDA YAŞ SINIRI 26
n Çok güzel bir haber bu. Peki, sizin döneminizde bu tip yarışmalara katılım var mıydı?
Zaman zaman katılan sanatçılarımız olmuş. Bunların en önemlisi Mehmet Balkan. 70'li yıllarda Varna'dan bize madalya getiren ilk Türk dansçı. Başka başarıları da oldu. Hoca, koreograf olarak görevine devam ediyor. Onun açtığı yoldan başka arkadaşlar da gitti. En son Özge Başaran Moskova'da Grand Prix aldı. Ayşem Sunal ve Serhat Güdül'ün de farklı başarıları oldu önceki yıllarda. Çok zordur bu tür yarışmalar. 12 yıllık eğitimin akabinde yapılır. Elbette profesyonel birikim de önemlidir. 26 yaşına kadar katılınabilir.
n Size Moskova'da yarışmanın federasyona katıldığını bildirecekler. Ardından Roma'da jüri üyeliği yapacaksınız değil mi?
Evet. Uluslararası Moskova Bale Yarışması'nın Başkanı da Yuri Grigorovich. 80 yaşında, çok önemli bir koreograf dünyada. Bütün dramatik bale eserlerinin yaratıcısıdır. Bizim yarışmayla ilgili güzel şeyler duyduğunu, 2010'da gelmek istediğini söyledi. Ben de ona jüri başkanlığını teklif ettim; severek kabul etti. Moskova'da yarışma sırasında bir de kongre olacak. Federasyon başkanı federasyona alınacağımızla ilgili keyifli haberi müjdeleyecek. Ben de 26 Haziran-2 Temmuz tarihleri arasında da Roma 2009 Uluslararası Bale Yarışması'nda jüri üyeliği yapacağım. İnşallah Türkiye'den de katılım olur.
n AKM şu anda kapalı. Tüm bu işlerinizi nasıl organize ediyorsunuz?
İstanbul'da bir ofisim yok. Mekan sorunu yaşıyoruz. AKM tadilatta. Süreyya Operası'nda temsiller oluyor. Şu anda opera, senfoni, bale ve tiyatro için Üsküdar'da bir binada çalışmalar, provalar ve idari işler yürüyor. Zor, kolay değil. AKM'yi 2010'a yetiştirecekler diye bekliyoruz. Yarışma AKM'nin yeni binasında olacak. Aksilik yaşarsak alternatif mekanlar da düşünüyoruz.
BİREYSEL OLARAK ÇOK BAŞARILI SANATÇILAR VAR
n Biz kendi şartlarımıza karşın iyi konumdayız diyebiliyor muyuz, yoksa başka sıkıntıları var mı Türk balesinin?
'Bizim şartlara rağmen...' bunu hep diyoruz. Türk balesinin 60. yılını kutladık geçen yıl. Bireysel olarak da çok başarılı sanatçılar çıkardık. Bizim jenerasyon, üzerine düşen görevleri yaptı. Ama Türkiye'de hala nasyonel bale yok. Nasyonel Devlet Opera ve Balesi var. Bize hep siz operanın bir parçasısınız diyorlar. Tabii ki öyle ama aynı zamanda ciddi bir branşız. Dünyanın her yerinde operanın balesi vardır. Ama nasyonel bir Paris Balesi, Bolşoy Balesi vardır. Bu tarz bir bakış açısı için ciddi bir devrim gerekiyor. Altyapıyı oluşturmada engellerimiz var. Emeklilik kanununun ele alınması, yönetmeliklerimizin değiştirilmesi, Meclis'e kanun teklifi verilmesi gibi... Bale sanatı tiyatro, senfoni ve opera ile aynı kefede değerlendirilmemesi gereken farklı bir statüsü olması gereken bir sanat dalıdır. 1982'den sonra YÖK'e bağlandık. Bunun bale sanatına büyük sekteler vurduğu da kesin. Bale, 8 yıllık eğitimlerle profesyonel hayata adım atılan bir meslek. 25 yaşında bu meslekte yol almış olmalısınız. Çünkü  35-40 yaşında sahne hayatınız bitiyor. Herkes arka planda, hoca, koreograf, idareci olamıyor. Mesela ben yaratıcı değilim. Ama kurumda böyle zorlamalar var. Buna engel olunması için belli kotalar konulması lazım. Biliyorum ki büyüklerim de benim gibi düşünüyor. Ama bir şey yapamıyoruz. Çünkü bürokraside ve idari anlamda bir yetkimiz yok. Ve bir bale akademimiz ne yazık ki halen yok.

EKİN TÜRKANTOS

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3