Cumhurbaşkanı'nın imza atmasıyla, çok tartışılan 2-B'lerin Hazine adına tesciline karar verildi. Türkçesi şu: 350 bin hektarlık alan satış ve imara açılacak.
Muhalefet partileri, değişikliğin 'yeni bir imar talanı' anlamına geldiğini söyleyip şiddetle karşı çıktı. İktidar ise malum pragmatizmiyle, kaçak yapılaşmayı engelleyeceklerini, zaten ormanla alakası olmayan bu alanların yasa çerçevesinde yeniden düzenleyeceklerini savunuyor.
Bir çeşit 'win-win' (kazan-kazan) durumu yani...
2-B deyince gözünüzün önünde yemyeşil ormanlar canlanmasın. Örneklerini ülkenin her yerinde gördüğümüz, köşesine bucağına kaçak yapı dikilmiş veya kuraklaşmış araziler bunlar.
Ancak AKP'nin bu düzenlemeyle yeni rant alanları yaratacağı bir gerçek. Vizyonlarında, beton döke döke iyice çirkinleşen topraklarda yeşil alanları geliştirmek zaten yok. Arazi, orman vasfını mı yitirmiş? Geçmiş olsun! Hadi imara açıp buradan para kazanalım mantığı hakim.
Çevrecinin daniskası olmak böyle bir şey işte...
Kimse 'yahu zaten global ısınma, çarpık yapılaşma derken Türkiye iyice çölleşiyor, şuraları n'apsak da yeşillendirsek, hatta orman haline getirsek' demiyor.
2 B değil 2 BÖ!
Bugünlere gelmemizin tek sorumlusu AKP mi, hayır değil. Neredeyse her hükümet, çarpık kentleşmeye, imar rantına, kolaycılığa göz yumdu... 2-B yasası çıktıysa, onların da katkısı var. Bugün sadece sayfiye yerleri değil, İstanbul bile yarım kalan inşaat ve boş duran binalarla dolu. Ama yetmiyor, yenilerini yapmaya bayılıyoruz. Beş site, üç toplu konut, iki alışveriş merkezi daha derken, nerede duracak, nerede doyacak anlı şanlı Türk müteahhitleri, belediyeleri?
Kusura bakmayın ama, o 350 bin hektarlık araziye şahane binaların dikileceğine ve bundan böyle tapuda her şeyin kuralına, kanuna göre yapılacağına ikna olmuyorum. Elbette arada faydalı bir iki 'eser' çıkar ama genel kural bozulmaz.
Üç kuruşa arazi kapatıp ihya olmaca, toprağı bulduğun yere beton dikmece, bu hep böyle gitmece...
Sosyal medya Davos'a da girdi!
Reuters, Davos'taki ekonomik forumla ilgili daha detaylı haber verebilmek için 'sosyal medya'dan yararlanacağını açıkladı. Muhabirler, Twitter ve YouTube kullanarak haber geçecek... Reuters editörü Mark Jones, 'Küresel krizle ilgili en önemli konularla ilgili katılımcıların görüşlerini alacağız. Sonra sosyal medyayı kullanarak sokaktaki insanın yorumuna yer vereceğiz' diyor.
MySpace ve YouTube da Davos'a iki 'yurttaş gazeteci' yollamış, çektikleri videoları yayınlayacaklar.
CNN, Obama'nın yemin törenini facebook'tan vermişti. Twitter ise New York'ta düşen uçak haberinde, pek çok haber ajansından daha hızlıydı.
Anlayacağınız yeni medyayla birlikte 'yurttaş gazeteciliği', sanıldığından hızlı bir şekilde basın sektörünü etkiliyor.
Bizdeyse 'Başbakan'ın uçağı gazeteciliği'nin ötesine geçilmiyor.