Geçen haftalarda sizi uyarmıştım, 'Salgın var' diye. Kendim yakalandım işte o salgına. 1 haftadır feci durumdayım. En son bu kadar şiddetlisini çocukken yaşamıştım. Anlayacağınız eve kilitlendim kaldım.
Hastalığımla boğuşurken bir haber aldım. Tuna Kiremitçi yeni kitap çıkartıyormuş 'Baba ve Oğulun İlişkisi' üzerine. Oğluyla olan ilişkisini yazmış. İlginç bir şeyler yakalayabilir miyim diye girdim internete, Kiremitçi ve oğlu hakkında bilgiler bakacağım. Çat diye Nuriye Akman röportajı çıktı karşıma.
12 ve 13 Kasım 2006 tarihlerinde yayınlanmış röportaj. Tuna ve İclal ikilisi evlendikten bir gün sonra kendilerini anlatmışlar. O dönem hepimiz okumuştuk ama şimdi okumakla, o zaman okumak arasında etki farkı büyük. Okudukça sinirlendim, okudukça ateşim çıktı. O ne aşk, o ne tutku, o ne iddialı sözler... Hepsi de Tuna Kiremitçi'ye ait.
'İclal ile karşılaşmamış olsaydık şu anda bitmiştim, Tuna diye birisi yoktu' diyor mesela.
'Ben 50 defa evlenme teklifi yaptım. Hiçbiri gerçekleşmedi. İclal bir defa yaptı, evlendik. Ama zaten İclal'e demiştim ki, seni o kadar mutlu edeceğim ki, bir gün bana evlenme teklif edeceksin' diyor.
İclal Aydın mutlu oldu mu bilemiyorum ama bence hayatının en büyük kazığını bu adamdan yedi.
İclal Aydın sempatizanı olmadım hiçbir zaman ama bu röportajı okuduktan sonra gözümde canlanan, o 'İclal'ine' yazdığı şiiri okuyan, aşk şarkıları besteleyip gitarıyla çalan adamdan bir kez daha rahatsız oldum.
O dönem herkes İclal Aydın'la alay etmişti hatırlıyorum. Hep kinayeli sözler ona gitmiş, hafif küçümsenmişti...
O günlerde okuduğum bu röportajda fark etmediğim ama şimdi beni en çok ilgilendiren şey ise, Nuriye Akman'ın olayı herkesten önce çözmüş olması.
Nuriye Akman karşısında sevgiden kıvranan bu adama hep şüpheyle yaklaşıyor röportajda.
İclal Aydın'dan şüphesi yok ama Kiremitçi'de bir enayilik seziyor, belli.
Akman, Kiremitçi'ye 'Bu arada İclal'i hiç üzmeyeceğine söz veriyor musun?' diye soruyor. Gelen cevap: 'Bütün yaratıcılığımı bu konuda seferber edeceğime kendisine söz verebilirim.'
Bu cevaptan sadece 5 ay sonra boşandı bu çift! Yaşananları biliyoruz zaten. Daha boşanmadan ilk eşe dönmeler, onu aldatmalar, oradan çıkıp öbürüyle yakalanmalar filan...
Hepsiyle de yaşanan yüksek duygular... Hepsiyle de ilgili 'Biz hamileyiz' tadında açıklamalar...
Ben şimdi Tuna Kiremitçi'nin oğluyla olan ilişkisini, nasıl bir baba olduğunu, oğluyla neler paylaştığını ya da baba-oğul dünyasına dair fikirlerini hiç mi hiç merak etmiyorum. Daha doğrusu hiçbir fikrini merak etmiyorum. Tek merak ettiğim Kiremitçi'nin iç dünyası!
TRT Şeş'e proje yağmuru
1 Ocak'ta resmen yayına başlamış olması hala hayal gibi. Bundan sadece birkaç yıl önce Kürtçe şarkı yazıp o şarkıya da klip çekeceğini söyleyenler neler yaşadı...
Neyse, ilerleme kaydetmek, bir gün zihniyetlerimizi değiştirebileceğimize inanmak çok hoş tabii. Şimdilerde yaşanan ekonomik kriz özel kanalların kemer sıkmasına, bu sıkımda da orta dereceli reyting getiren dizilere son vermesine sebep oldu. Yani sadece flaş işler elde tutuldu, devamı çıkartıldı.
Bitirilen dizilerin çoğunu oyuncu kadrosuyla beraber TRT aldı. Bu süreçte TRT birçok yeni şov programına da başladı. Yani yapımcılar için en sağlam yer haline geldi.
Ha tabii aynı durumda olan bir de TRT Şeş var. TRT Şeş'te yayınlanacak programlara ve dizilere ihtiyaç var. Bu durumun farkında olan yapım şirketleri kanala teklif üzerine teklif götürüyor. Konuşulanlara göre BKM yani Yılmaz Erdoğan ve TMC yani Erol Avcı, TRT Şeş'le birkaç proje üzerinde anlaşma sağlamak üzereymiş.
Yani kriz bir tek düğünleri mi vurmadı?
Hazır kriz demişken; biliyorsunuz sık sık İstanbul'da yaşanan lüks hayata krizin yansımalarını yazıp duruyorum. Bazen beni çok şaşırtan harcamalara da rastlamıyor değilim. Ama biliyorum ki çok büyük güçler bile korku içinde... Duruma net hakim olunca insanın kafası daha kolay karışıyor aslında...
Şimdi... Biliyorum ki parasızlık kapıyı çaldı, kimse ödemelerini alamıyor, alamadığı için ödeme yapamıyor. Büyük miktarlarda yatırım yapılmış ama meyvesi toplanamıyor...
Peki... O zaman nasıl oluyor da birbirinden pahalı düğünler yapılmak üzere sıra bekliyor? Bugün evlenmeye karar verseniz ve bu yaz İstanbul'un ünlü otellerinde düğün yapmak isterseniz, yapamayacaksınız. Çünkü çok geç kaldınız. Adam başı 150 euroların bahsedildiği ve yüzlerce hatta bazen binlerce kişinin davet edildiği düğünlerin şimdiden rezervasyonu yapılmış, parası ödenmiş durumda...
E; peki o zaman nerede bu kriz? Bu devirde sadece bir gece için 400-500 bin euro ödeyebilecek insanlar hala var demek ki.
Mayıs ayından ağustosun 20'sine kadar Çırağan, Les Ottoman, Four Seasons, Swissotel, Adile Sultan, Ayşe Sultan gibi ünlü mekanlarda düğün yapabilmek çok zor. Ramazan'ın bu yıl 20 Ağustos'a denk gelmesi ve Ramazan'da evlenmeyi doğru bulmayanların sayısının çokluğu nedeniyle, 20 Ağustos'tan sonrası ise bomboş.
Fotoğrafımı değiştiriyorum çünkü;
Biliyorsunuz bu köşe 'Kamçı' adıyla başladı. Fotoğrafın altından tüm sayfayı çevreleyen bir kamçı illüstrasyonu çıkıyordu. Şimdi köşenin adı da kamçısı da kaldırıldı. Hal böyle olunca da fotoğrafı değiştirmek gerekti. Çünkü o, o konsepte göre çekilmiş bir fotoğraftı.