İstanbul'da önüne gelen restoran açıyor, herkes mekanını, aşçısını, yemeklerini methediyor. Ama gerçek öyle değil. Çok mekan var ama içlerinde dört dörtlük mekan bulmak zor.
Bu sütunlarda, mekanları, yemekleri, işletmecileri eleştirdiğim için kimseye kendimi sevdiremedim. İnsanlar eleştirilmekten hoşlanmıyor. Ama Show TV'de yayınlanan 'Yemekteyiz' programı gösterdi ki halkımız da eleştirmekten çekinmiyor. Onların eleştirirken kullandığı kelimelerin yarısını ben burada kullansam topa tutulurum! Program gösterdi ki herkes gurme; yediği yemekten, sofra düzenine her şeyi eleştiriyor. Halkımız yemek konusunda çok biliçlenmiş, detayları yakalıyor. Neyse asıl bu haftaki konumuza dönelim...
İstanbul'da önüne gelen restoran açıyor. Her köşebaşında füzyon mutfağına rastlıyorsunuz. Herkes mekanını, aşçısını, yemeklerini methediyor. Ama aralarından dört dörtlük bir mekan bulmak zor. Size bu kalabalık arasından yıldız gibi parlayan üç ünlü mekandan bahsedeceğim.
AKDENİZ TOPAZ'DA
Adını huzur veren ve sakinleştiren topaz taşından alan Gümüşsuyu'ndaki mekan, muhteşem bir Boğaz manzarasına sahip. Kaya Demirer'in sahibi olduğu Topaz, kısa sürede Akdeniz mutfağında klasik oldu. Manzarası da ambiyansı da yemekleri de çok güzel. Servis kusursuz. İçki kültür dergisi Gusto tarafından 'En iyi şarap kavına sahip restoran' seçilen Topaz, dünyaca ünlü seyahat dergisi Conde Nast Traveler'da da kendine yer buldu. Restoran, lounge ve bar olarak hizmet veren Topaz'ın özel şarap kavında 140 çeşit şarap bulunuyor. Zaten kavını da usta bir isim, Alain Würshing yönetiyor. Arkadaşlarımla gittiğim Topaz, Gümüşsuyu'nun hareketli bir semt olmasının da etkisiyle kalabalıktı. Mekan ağırlıklı olarak Akdeniz mutfağında oluşan bir mönüye sahip de olsa Osmanlı mutfağından da lezzetler barındırıyor. Garsonlar gözünüzün içine bakıyorlar. Masanızdan kalkıp geri döndüğünüzde sandalyenizi bile çekiyorlar. Servis aksaması diye bir şey söz konusu değil. Mekanın sahibi Kaya Demirer arı gibi, yerinde durmuyor. Herkesle yakından ilgileniyor. Bir restoranın en önemli unsuru ambiyans, servis ve şıklık bir yana yemeklerinin lezzetidir. Lezzetli olmayan yemeği altın tabakta sunsanız ne fayda! Topaz'ın yemekleri de çok lezzetli. Fener kavurması, ekşili gerdan çorbası, carpaccio'su, vişneli yaprak sarması inanılmaz lezzetliydi.
UZAKDOĞU DRAGON İLE YAKININIZDA
İstanbul'un kaliteli ilk Uzakdoğu mutfağı Dragon'dur. Üzerine ne Uzakdoğu restoranları açıldı; ki çoğu uluslararası ama Dragon tutkunları ondan vazgeçmedi, tıpkı benim gibi. Bunun en önemli nedeni Dragon'un, rakip restoranların yarattığı sinerjinin de etkisiyle, kendisini her zaman yenilemesidir. Cemal Turgutlu tarafından 1987'de açılan Dragon, 22 yıldır hep zirvede kalmayı başardı. Dragon'a Cemal Turgutlu'nun verdiği emek tartışılmaz ama Ergun Yücebıyık'ı da göz ardı etmemek lazım. Ergun başarılı bir işletmeci. Dragon klasik Çin tarzında kırmızı renk ağırlıklı dekore edilmiş, rahat ve ferah bir ortama sahip. Üstün bir servis anlayışı var. Yemekler Hong Konglu aşçılar tarafından hazırlanıyor, mönüler Kanton ve Szchuan mutfağından... Geniş bir mönüsü var. Çıtır ördeği, sizzling'i, tatlı-ekşi soslu tavuğu, kızartılmış dondurması Dragon tutkunlarının vazgeçemediği tatlar. Diyette olduğum için diyet yemekler tercih ettim ama yine de tıka basa doydum. Dragon'da her şey organik. Tatlı sosları tatlandırıcı ile hazırlanıyor. Diyette olanlar, şeker hastaları ve kolesterol sorunu olanlar da rahatlıkla Dragon'u tercih edebilir. Hem dekoru hem müzikleri hem personeli ve de en önemlisi yemekleriyle Uzakdoğu atmosferini baştan sona hemen yakınızda Harbiye'de yaşıyorsunuz.
MASA UZUN EĞLENCE SINIRSIZ
Yeni mekan açmaktan bıkmayan, mekanlarını devamlı yenileyen, İstanbul eğlence hayatına yurtdışındaki farklı tarzları uygulayan İzzet Çapa'nın son numarası geçen yıl açılan Longtable'dı. Guinness Rekorlar Kitabı'na girebilecek kadar uzun bir masa etrafında insanları sosyalleştiren İzzet Çapa'nın Longtable'ı Teşvikiye'de bir lezzet durağı. Başlangıç olarak ortaya gelen 50 cm çapındaki tahta tepside sunulanlara başlangıç demek bence yanlış. Hepsini yemeye kalksan yemeğin en başında doyarsınız. Az az atıştırıp sıcak servis tabağında kendi kendinize pişirdiğiniz etlere yer bırakmanızda fayda var. Longtable'ın bence en güzel yanı sürprizlere açık bir mekan olması. Her gidişinizde farklı bir mönü, farklı bir dekor ve farklı bir şovla karşılaşabilirsiniz. Bu aralar özel geceleriyle adından çok söz ettiriyor. Revolution adıyla düzenlenen parti muhteşemdi! Partilerden ilkinde Kenan Doğulu herkesi coşturmuştu. Ceyla Gölcüklü'den Tuba Ünsal'a, herkes oradaydı. Eğlencesiyle, Gazi-Bilal Ateş imzalı yemekleriyle, Barış Demirtaş'ın enerjisiyle ve İzzet Çapa'nın sihirli elleriyle Longtable bence İstanbul'un uzun yıllar boyunca en popüler mekanlarından biri olur.
Kim, nerede, ne yaparken?
* Yeşim Salkım sevgilisi Hakan Eratik ile birlikte Bebek Balıkçısı'nda yemek yerken daha sonra aracıyla Etiler'e doğru giderken.
* Sadettin Saran, Ulus Özden Kuaför'e tıraş olmaya gelirken, her zamanki tıraşı yapmaya hazırlanan Özden'e 'Bu kez farklı bir şey yap, bıyık bırak' derken, bıyıklı halini beğenip kuaförden ayrılırken...
* Yılmaz Erdoğan, eşi Belçim Bilgin Erdoğan ile Nişantaşı City's'de gezerken daha sonra en üst kattaki It's A Joke'da mola verip yemek yerken...
* Bergüzar Korel ve Halit Ergenç, bir kahveciden aldıkları karton bardaktaki kahveleriyle birlikte Nişantaşı'nda dolaşıp alışveriş yaparlarken.