Mad Men, 1960'ların had safhada stil, ihtişamlı Madison Avenue'sunda birbirleriyle acımasızca rekabet eden işadamları için kullanılan bir terim. Şişkin erkek egoları, martinili öğle yemekleri, deli gibi sigara-içki tüketimi ve bol miktarda seksi kadın sekreterlerin olduğu reklam dünyasını konu alan aynı isimli dizi, 3 Golden Globe ve 6 Emmy ödülü aldı. Amerika'da 3. sezon yakında başlayacak, Türkiye'de 1. sezonun tekrarı yarın e-2'de verilecek.
Mad Men kesinlikle bir aile dizisi değil, onu söyleyeyim. Bu dizinin her sahnesinde sigara içiliyor, ne de olsa 60'lı yıllarda sigaranın zararları daha yeni yeni keşfediliyor. Ajansın müşterilerinden biri de Lucky Strike! Dizi karakterlerini ofiste, uçakta, bebeğin yanında hatta hamileyken hababam sigara tüttürürken görüyorsunuz. (Filmin yapımcıları, çekimlerde oyuncuların 'bitkisel sigara' içtiklerini açıkladı!) İçki tüketimi de cola tüketiminden fazla: Ofiste viski içmek, bitki çayı içmek kadar doğal...
YENİ SEX&CITY
Bu diziye 'yeni Sex and The City' deniyor çünkü hem ofis ortamında karmaşık ilişkiler, hem evlilik ve aldatma masaya yatırılıyor. Reklam ve medya dünyasını bilenlerin özellikle zevk alacağı toplantı sahneleri, ofiste ağır erkek geyikleri, homofobi, statü endişesi, yükselmek için çevrilen binlerce küçük numara... Mad Men, 'mükemmel' bir evlilik yapmasına rağmen arayışı bitmeyen, kafası karışık bir erkeğin anatomisini işlerken, ümitsiz ev kadınının dramını da, kendi başına büyük şehirde varolma mücadelesini veren bekar kadını da büyük maharetle anlatıyor.
50 yıl öncesinin New York'unda yaşanan sosyal değişimi ince ince anlatırken müthiş acımasız, seksist, ırkçı, hatta 'yok artık!' dedirtecek kadar absürd sahnelerle dolu. Aynı zamanda insanın suratına tokat gibi çarpacak kadar gerçekçi. Son 50 yılda politikadan kadın-erkek ilişkilerine, yaşam tarzından sosyal değerlere ne çok şey değişmiş! İşin ironik yanı, bazı şeylerin de hiç değişmediğini fark ediyorsunuz.
Mad Men'in tadını çıkartıp kıymetini anlamak için en başından seyretmeli...
AŞK DEDİĞİN ŞEY...
* Mad Men'in pilot bölümünü 2000 yılında yazan Matthew Weiner, bu sayede Sopranos'un senaryo yazarı olarak işe alındı.
* Dizinin kahramanı Don Draper (Jon Hamm) Sterling Cooper'ın sanat yönetmeni, daha sonra ortağı oluyor. Draper'dan sivri bir cümle: 'Aşk dediğin şey, benim gibi adamların naylon çorap satmak için uydurduğu bir şey.'
* Mad Men'in bu kadar tutulmasında görsel kalitesinin de önemli yeri var. Dizi değil sinema mantığıyla çekilmiş.
* Dizinin reklamı için Amy Winehouse'un 'You Know I'm No Good' şarkısı kullanıldı. DVD'lerin kutusu ise Zippo çakmakları biçiminde tasarlandı.