AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-02-08
Son günlerde, herhalde biraz da hastalık yüzünden eve kapanmak zorunda kalınca internetin kullanmadığım sayfalarına dadandım. Özellikle kendilerinden 'Müslüman' olarak bahsedenlerin yazı yazdığı ve fikir paylaştığı bu sitelerde tahminimin çok dışında bazı 'iç karışıklık'lara rastladım.
Özellikle de evlilik gibi sosyal konularda... www.cemaat.com'a 25 yaşındaki Serpil Kendir, içini döken, uzun bir yazı yazmış. Kullandığı dil gayet iyi ve akıcı. Zaten yazı yazmakmış uğraşı. Kendir, ailesinin 'Artık evlenmelisin' demeye başladığından bahsediyor ve işin özünde 'Etrafta doğru düzgün, inançlı adam kalmadı' diyor. Ya 'Evlenince açılacaksın, kariyerim senin inancından daha önemli' bakış açısıyla gelenler ya da görücü usulü evlenmenin dozunu kaçırıp istemeye bile gelmeyen, anne-babasını yollayan genç adamlardan şikayet ediyor. Ederken de 'Hani biz başörtülüyüz ya! Neyimize gerek görüntü, muhabbet, fikir birliği... Evlilik mi, evlilik işte' diyor.
Aslında bu genç kadının kafasındaki tek mesele evlenmek de değil, evlendikten sonra neler yaşayabileceğini de düşünüyor. Kafasında dolaşan olası senaryolar şöyle;
1- Pür tesettür bir genç kızken, evlendikten birkaç yıl sonra kocasının kariyer hırsı sebebiyle manken edasıyla dolaşan arkadaşları...
2- Severek evlendikten sonra geçen yıllarla birlikte karısını artık beğenmeyip genç bir kızı bekar olduğuna inandırıp, ikinci eş olarak almaya uğraşan ilahiyatçı ağabeyleri...
3- Bir zamanlar imanla, inançla dünyalar kurup dünyalar yıkan mücahide ablaların akademisyen ya da siyasetçi eşlerine halel gelmesin diye sıradanlaşıp o gün senin bu gün benim gezip köhnemeleri...
4- Evlenene kadar kendisiyle aynı cephedeymiş gibi görünüp, her arzusuna boyun eğen kocasının evlendikten sonraki hayatıyla şoke olan arkadaşı. 'Aklına dahi gelmeyecek günahların şahidi şimdi o' diye anlatıyor yazıda arkadaşının evlilik deneyimini.
5- Baba evi dul kadını istemez.
Serpil Kendir içinde bulunduğu durumu gayet net ifade ediyor 'İyi tamam evlenelim istiyorsunuz da kiminle evleneceğiz?' diye soruyor.
İşin aslında ilginç kısmı burada başlıyor. Yazıya yüzlerce yorum geliyor. Ve bu yorumlar arası bir tartışmaya dönüyor. Kimi 'Müslüman bey'ler 'Şimdi evlenecek olsam kesinlikle başörtüsü aramazdım. Hatta açık bayanları tercih ederdim. Bir erkek, garip ama aradığı dünyayı onlarda bulabiliyor ya da onlar erkeklerin ne istediğini daha iyi anlayabiliyorlar' diyor.
Bu açıklama üzerine tartışma hararetleniyor. Kimisi beyefendiye hak veriyor kimisi kınıyor onu. Arada bazı 'Müslüman kadın'lar da aynı şeyi düşünüyor, 'Artık genç nesil başörtülü kadınla evlenmek istemiyor.' Öneriler yapılıyor 'Erkek seçmesin, siz seçin artık evleneceğiniz adamı. Flört edin, tanıyın' deniyor... Kimi bu fikre tamamen karşı çıkıp 'Kadın seçilmek ister' diyor kimi ise 'vicdan azabı' çektiği için flört edemiyor.
Genç 'Müslüman' kesimin ortaya koyduğu bir diğer çarpıcı tartışma konusu ise şu; yurtdışında üniversite okumaya giden kızlar okul bitince evlerine dönüyor. 'Kısmet' çıkıyor ama olmuyor. Kızlar istemediği için de değil, erkekler istemiyor. Tanışmadan sonra aileye yollanan haber 'Bana fazla, çok şey biliyor, ben ona yetemem...' oluyor!
Anlayacağınız hiçbir şey uzaktan göründüğü gibi olmuyor. Her kesimin genci kendi içinde büyük bir bunalım yaşıyor...
Şaşırtıcı bir sonuç da olsa 'evlilik' sağcı ve solcu gençlerinin aynı fikir karmaşalarını, aynı düşünceleri, aynı sorunları, aynı korkuları paylaştıkları tek ortak konu haline gelmiş oluyor!
NTV'nin yeni starı
CNNTürk'te yaşanan hareketlilikler NTV'ye de yansıdı. NTV de uzun bir aradan sonra iddialı yapımlar, flaş isimleri bünyesine katmaya başladı.
Birçoğumuzun merakla beklediği yeni program ise şüphesiz Ayşe Arman'ın röportaj programı. Kanal bu programla ilgili her şeyi gizli tutma çabasında. İlk çekimler geçen hafta Santral İstanbul'da yapıldı.
Konunun içindeki isim Ayşe Arman olduğu için elbette dedikodular hızla yayılmaya başladı.
Anlatılanlara göre NTV tarihinde ilk defa bir program çekiminde 6 kamera kullanılmış. Arman'ı mutlu etmek için yönetim kadrosu seferber olmuş. İlk konuklar Betül Mardin ve Deniz Ülke Arıboğan'mış. Konuklar bir arada değil tek tek alınıyormuş çekime.
Her hafta sonu yayınlanacak Ayşe Arman röportaj programı kanal için çok önemliymiş. Prestij iş olarak gördükleri program için Arman'ı haftada bir Dubai'den İstanbul'a Business Class uçuruyorlarmış.
İlk etapta canlı yayın ve reyting işlerine bulaşmak istemeyen Arman, kanal yöneticilerine 'Bana biraz zaman verin. Alışıp rahatladıktan sonra canlı yayına dönebiliriz' diyormuş.
Diğer taraftan Arman'a gösterilen tüm bu özel ilgi kanalın diğer kadın yüzlerini çileden çıkartıyormuş...
Bir marjinal muhafazakar: Cemil İpekçi
Yaz aylarında Cemil İpekçi'nin yaptığı bazı açıklamalara tepki vermiştim. Hatırlar mısınız bilemiyorum ama 'Ben muhafazakar eşcinselim' dedikten bir süre sonra 'Erkek olsam kadınıma mayo giydirmezdim. Kadın olsam erkeğimin başka kadının sigarasını yakmasına izin vermezdim' gibi şuur yoksunu açıklamalarla bizlere ne kadar 'tutucu' olduğunu anlatmak istemişti. Eleştirmiştim...
Bana çok sinirlenmiş, aramadık yer, beni şikayet etmedik kişi bırakmamıştı. Geçen gün gazeteleri açıp da kendisini Asena'yla öpüşürken görünce bir kere daha aynı düşünceler kafamda canlandı. Nedir bu ya? Bir insan kendini nasıl bu kadar ayağa düşürür?
2 gün önce 'Ben muhafazakarım' diyen İpekçi 'Neden Asena'yı öptünüz?' diye sorulduğunda 'Ben marjinalim' demiş. Yorum yapmama gerek yok herhalde!