AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-02-08

kategori2

Monşerin kızı yazıyor

Davos postasının üzerinden günler geçti ama daha lezzetli bir tartışma konusu da yok şu günlerde... Geçtik 'sen öldürmeyi iyi bilirsin' sözünü, krizin detaylarına daldık gidiyoruz: Acaba Erdoğan önceden 'posta koymaya' hazırlanmış mıydı? Moderatör sözünü kesmeseydi ne olurdu? En çok üzerinde durulan konulardan biri de Erdoğan'ın diplomatlar için 'monşer' sözünü kullanması...

Başbakan'ın deyimiyle bir 'monşer'in yani bir diplomatın kızı olduğum için, meseleyi bu defa kişisel olarak ele almaya karar verdim.
İtiraf edeyim, sırf babam dışişlerinde çalıştığı, konsolos, müsteşar olarak görev yaptığı için Başbakan'ın 'monşer' sözüne hiç alınmadım. Babam hayatta olsaydı tepkisi ne olurdu bilemem. Bugün bazı çalışma arkadaşlarının demeçlerine bakınca, herhalde onun da canı sıkılırdı diyorum... Büyük ihtimalle, diplomatik üslup açısından bu çıkışın hatalı olduğunu düşünürdü. (İçerik ayrı.)
'Monşer' vurgusunda benim için asıl dikkat çekici olan, Başbakan'ın yabancı dilde eğitim görmüş, Batılı yaşam tarzını benimsemiş ve bürokrat zümreye duyduğu antipatiyi ifade etmesi.
Öfkesini anlıyorum.

BUGÜNÜN METROSEKSÜELİ Mİ?
Günümüzde 'monşer' aynı zamanda çıtkırıldım bir salon erkeği tiplemesini simgeliyor. Bugünün metroseksüel erkeğidir, dünün monşeri! Hatta sokaktan geçen bir herhangi Türk erkeğine 'monşer' diyecek olursanız bunu 'eşcinsellik' gibi algılayabilir. 
Her daim bakımlı, güzel Fransızca veya Almanca kelimeler sarf eden, vals yapmasını bilen, davet sofrasında hangi bardağın su, hangisinin şarap için olduğunu ayırt eden, eğitimli ve kibar erkektir 'monşer'. Kimse kusura bakmasın ama bu kültüre hakim olmak ayrıcalıktır. Ancak bu ayrıcalık, kimseyi diğerinden üstün olmayı gerektirmez.

Diplomasinin özü kurallardan oluşur; temel nezaket kurallarının ötesinde ayrı bir dünyanın dili hakimdir. O mesleği icra edecekseniz, o dünyada varolacaksanız  bu dili bilmek zorundasınız. O kadar! Nasıl ki esnafla aynı dilden konuşmayınca indirim şansınız zorsa, diplomasinin inceliklerine haiz olmazsanız bu dünyada ne istediğinizi alabilir ne de meramını anlatabilirsiniz... Ayrık otu gibi kalırsınız!

Zannetmiyorum ki Erdoğan sadece diplomatları, diplomasiyi düşünerek 'monşer' yakıştırmasını yapsın. Engin Ardıç'ın teşhisiyle, memur olduğunu unutarak 'Türk milleti adına hareket eden bürokratlar' hedef tahtasındaki... 

Başbakan'ın 'gıcık' olduğu tür, Türkiye Cumhuriyeti'ne uzun süre domine etmiş bir sınıfın, bir kültürün temsilcileridir. Sadece 'memur olduğunu unutan' bürokratlar değil, işadamları, yargı mensupları, medyacılar, varlıklı ailelerin temsilcileri, bir de CHP'liler!...
İroniktir, Davos'taki tavrıyla, bu gruptan kendisine hiç prim vermeyenlerin bile takdirini kazandı. Fakat 'monşerin kızı' olarak son sözüm şudur:
Monşerlere de, monşerliğe de bir gün ihtiyacınız olur Sayın Başbakan.

DAVOS FAN CLUB GURURLA SUNAR

* Eski ABD Başkanı Bush'a atılan ayakkabının nasıl animasyonlu oyunu çıktıysa... El kol hareketlerinin üzerine Erdoğan'ın 'Benim için Davos bitmiştir... Daha da gelmem Davos'a' diye paneli terk etmesinin da oyununu yapsalar, acayip tutulmaz mı? 

* Erdoğan'ın resti üzerine Gazzeli şarkıcı İslam Atallah hemen bir şarkı besteledi. (http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=384644). İşin garibi, İslam bey ilk bakışta bizim Başbakan'a acayip benziyor! Hoba, hoop... 

* Bu da arabeskçi Selahattin Özdemir'in Davos özel parçası: http://www.timeturk.com/video.php?id=356

* Gazze'deki Erdoğan gösterilerinde Türkçe konuşan insanlar göze çarptı... Hangi ara oralara gidip organize oldular, vallahi bravo... 

* İran'dan Nasir Mekarim Şirazi'nin 'Erdoğan'a Nobel barış ödülü verilsin' çağrısına milletçe destek bekliyoruz... Yok mu imza kampanyası başlatacak kimse? Hiç olmazsa alternatif Nobel için kolları sıvayalım arkadaşlar!