AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-02-08

kategori2

Küresel kitle partisi AKP

Dün AKŞAM gazetesinde Ebru Toktar Çekiç'in haberi gerçekten dikkat çekiciydi.
29 Mart seçimlerine yönelik hazırlıklar büyük hız kazanmıştı.
Tunceli Valiliği, beyaz eşya  kampanyasını seçim kampanyasına çevirmişti.
3 bin 300 aileye beyaz eşya dağıtılmış, 224 ailenin bir yıllık kirası, 200 öğrencinin dershane ücreti karşılanmıştı.
Diyarbakır Valiliği, 23 bin aileye 200 TL tutarında nakdi yardım dağıtıyor.
Batman Valiliği, 750 aileye soba yardımı yaptığını, 3 bin ailenin buzdolabı, çamaşır makinesi, bilgisayar gibi ihtiyaçlarının karşılanacağını belirtiyordu.
Yoksulluğu ve yoksunluğu siyasete katmanın günümüzdeki karşılığı seçim promosyonlarıyla mümkün oluyor.
CHP ise fiyasko çıkan çarşaf açılımından sonra 'her mahalleye Kuran kursu' çıkışıyla topluma çağrıda bulunuyor...
Çarşaflıların CHP katılım görüntüleri kamuoyunda tüketildi, şimdi rozet sökme töreni gürültüsüyle meşguluz.
'Siyasi açılım' tabiri artık rahatsızlık veriyor.
Açılımlar, ani etkili, şaşırtıcı söylemler olmaktan öteye geçemiyor, içinin boşluğu hemen belli oluyor.
Siyasi hayatımızda siyasi fikir ve projelerden ziyade yüksek duygusal motivasyonlar siyasetin kendi zannediliyor.
2000 yılların siyasetinin içini 'Türban, kömür, bayrak, çarşaf, buzdolabı, Kuran kursu' doldurdu...
Milliyetçi ve dini değerlerle dolu duygusal heyecanlar siyasetin yerini aldı.
Gündelik coşku ve öfkenin üzerinde yükselen sesler maalesef siyasetin dili değildi.
Kitle kültüründen ve kitle iletişim araçlarından oluşan siyasi algımız da aslında bize ait değildi.
Sosyalizmin tasfiyesi ve kendini yenileyen kapitalizm büyük ideolojileri siyaset sahnesinden uzaklaştırmıştı.
Yeni ideolojiler olarak sunulan ekonomi ve teknoloji ülkemizde de oldukça yüceltildi.
Yeni bir çağa kolayca inandık, ekonomizm ve teknolojizm'in müritleri kesildik.
Bu arada dünyayı dolaşan sermaye, uzaklara yerleşerek dünyadaki emeği de boşalttı.
Emeği boşlayarak tüketimi kutsamaya biz de çok hevesliydik.
Türkiye sahiden çok tüketen bir toplum oldu. Hepimiz borçlanarak tüketimin büyüsüne kapıldık.
AKP'yi AKP yapan da tüm bu değişimleri derinden okuma becerisiydi.
Günümüz koşullarında nasıl siyaset yapılacağını da yine küreselleşme belirliyordu.
Parçalanmış ideolojilerden karılmış kapsama alanıyla kitle partisi olmaya evrildi.
Dini hassasiyetler, AB, muhafazakarlık vurgusu, demokratikleşme söylemi, liberal ekonomi paketiyle küreselleşmenin dayattığı yeni siyaset kalıbını doldurdu.
Piyasa ekonomisinin kurallarını işletti.
Ne sağ ne de sol bir çizgide durdu.
Konjonktüre uygun bir küresel kitle partisi oldu. Popülist, pragmatik tavrıyla her şeyi kuşatan bir parti.
CHP ise kavrayamadığı zamana ve dönüşen topluma şimdi AKP'nin alanından atak yaparak ulaşmak istiyor ama nafile.
Çarşaf ve Kuran kursu ekseninde boşuna uğraşıyor.
CHP'nin görmek istemediği, neoliberal politikalarla yoksullaşan kesimleri kucaklayacak sosyal yardımları da AKP kendince nakit yardım, kömür, buzdolabı olarak götürüyor.
CHP'nin AKP'ye faydası son altı yıldır izlediği politikalarla AKP'nin ekonomik uygulamalarını eleştirel bakıştan kurtarmak oldu.
CHP güçlü sosyal devlet projelerini ve politikalarını yine programına almayarak önemli bir fırsat kaçırıyor.