AKŞAM | CUMARTESI | 07 ŞUBAT 2009, CUMARTESİ

Kendime sevdiğime aileme kalayım istiyorum

'Issız Adam'dan sonra en çok konuşulan Türk filmlerinden biri 'Sonbahar'. Yönetmen Özcan Alper'in ilk filmi olmasının yanı sıra başrol oyuncularından Onur Saylak'ın da beyazperdeyle ilk buluşması. Kendisini isteyerek geri planda tutan Saylak 'Kendime, sevdiğime, aileme kalayım istiyorum' diyor.

Asi' dizisinin Ziya'sı, 'Sonbahar' filminin Yusuf'u Onur Saylak, Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunu. Bugüne kadar 'Bizim Evin Halleri', 'Aşk Buraya Uğramıyor', 'Yabancı Damat', 'Ne Seninle Ne Sensiz', 'Kod Adı' ve 'Hisarbuselik' dizilerinde rol aldı. 'Sonbahar' filminde ise 22 yaşında üniversite öğrencisiyken girdiği cezaevinden 10 yıl sonra sağlık nedenleriyle tahliye edilen bir genci canlandırıyor. Film, önce 15. Altın Koza Film Festivali kapsamında En İyi Film ödülünü kazandı. Ardından katıldığı pek çok festivalde önemli başarılar elde etti. Onur Saylak ise ilk film denemesinde kendini çok eleştirse de gelen tepkilerden mutlu. Ancak şu günlerde yapmaya çalıştığı tek şey Yusuf'u unutmak...
c_kat

Onur Saylak kimdir?
Ankara doğumlu ama Kuşadası'nda büyümüş, 13 yıllık üniversite hayatı olmuş, 2006'da Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nden mezun olmuş biriyim. Oyunculukla ilgili bir hayalim yoktu.           25 yaşına kadar sinema izleyicisiydim. Ama bu bir kendini arayış şekli sanıyorum. Amatör tiyatro yapan grubumuz sayesinde oyunculukla tanıştım. Oyunculuk, merakımı başka şekilde anlatabileceğim, bir yaşam biçimi haline getirebileceğim bir meslek haline geldi. Sınavlara girdim kazandım ve buralara geldim.

Peki, yönetmen Özcan Alper ile nasıl bir araya geldiniz?
Özcan'ın beni bulma nedeni diziler değil. Çünkü o, hiç dizi izlemiyor. İnternette kız arkadaşım Filiz'in çektiği bir fotoğrafı görüyor. Özcan'la bir araya gelmemiz tesadüftü yani.

KENDİMİ ELEŞTİRİRİM

Oyunculuğunuzu beğenir misiniz?
Kendimi eleştiririm, eksiklerimi görebilen bir oyuncuyum. Şu anda Yusuf'u unutmaya çalışıyorum. Unutayım ve yeni bir şeye konsantre olabileyim. Okuyorum, izliyorum, sürekli kafa yoruyorum.

Herkes 'Issız Adam' ve 'Sonbahar'ı konuştu. Oyunculuğunuzla ilgili pek çok kişi 'bugüne kadar neredeydi' dedi sizin için...
Bu tamamen fırsatı yakalamakla ilgili. Ben sadece küçük bir örneğim. Benim gibi bir şeyler yapabilecek bir sürü oyuncu var. Burada yapımcılara genç oyunculara güvenme anlamında çok iş düşüyor. Özcan'la bir araya geldiğimizde sonuna kadar yürür müyüz diye konuştuk. Özcan'ın, yapımcının, partnerimin ve benim ilk filmimiz. Sanırım seyirciye de belli kaygılardan uzak, samimi yapılmış bir film olarak geldi 'Sonbahar'.

Hapishanede sağlık durumunuzun kötü olduğu sahneler makyajla mı yapıldı yoksa kilo mu verdiniz?
13-14 kilo verdim bir buçuk ayda. Makyajla da desteklendi. Yusuf, replik olarak bu kadar az şey söyleyip bu kadar çok şey anlatan nadir karakterlerden biri Türk sineması için. Sözcükler çoğu zaman oyuncuyu kurtarır, fikir verir. Yusuf'ta böyle bir şey yoktu. Oynarken de Yusuf'un neler hissedebileceğini düşündüm sadece. Bu izleyiciye de geçti sanırım. Oysa bana sorsanız ne eksikler var.

Neler var mesela?
Daha zayıf olabilirmiş. İlk filmin vermiş olduğu acemilikler var. Birkaç sahnede teknik kaldığımı fark ettim. Yusuf'un sakinliği, onun ölüme gidişini fazla içselleştirmişim. Bazı yerlerde oynadığımı kaçırmışım. Bir performansı çok beğendiğim zaman hafızaya alırım. Bir not defterim vardır. Yazarım ve unutmam. Mesela '2002, Ankara Otogarı'nda gazete satan adamı unutma' gibi. Kesin ilginç bir mimik yapmıştır. Ne kadar teknik, teorik bilirseniz bilin, kendinize göre bir metot geliştiriyorsunuz. Ben de onu arıyorum. Her role aynı reçeteyi uyduramıyorsunuz.

İSTANBUL'A GELİNCE DUVARA ÇARPMIŞ GİBİ OLDUM

Yusuf'un hapishane günleri, annesinin yanına gidişi, umduğunu bulamayışı... Ankara'dan İstanbul'a geldiğiniz dönemlerden yola çıkarak filmle yaşantınızı özdeşleştirdiniz mi?
Elbette. Ankara'dan İstanbul'a gelince insan duvara çarpmış gibi oluyor. Ankara daha az parametreleri olan, hayatın biraz  daha yavaş aktığı bir yer. İş anlamında şaşırdık İstanbul'a gelince. Kendinizi ifade edebileceğiniz platforma bazen çabuk, bazen uzun süreçte geliyorsunuz. Bu bir oyuncu için yıpratıcı. Psikolojik ve maddi açıdan zorluyor.

İki üniversite sonrasında hayalinizin oyunculuk olduğunu nasıl anladınız?
Üniversitedeyken çok araştırır ve  tartışırdık. Bu, bir süre sonra kendimi ifade yöntemi oldu. Ya 'artiz' olursunuz ya 'aktör'. Benim niyetim aktör olup oyuncu diye anılabilmek. Oyuncu olarak bir şeylere dokunabilmek istiyorum. Okulda Gürcü hocam bana 'İyi bir oyuncu olabilirsin ama zor profesyonel olacaksın. Çünkü kimse seni benim gibi anlamaya çalışmaz' derdi.

Bilmediğimiz diğer yönleriniz neler?
Utangaç, sakin, evcimen, arkadaşlarıyla olmaktan hoşlanan ve fazla düşünen bir adamım. Kendimi geri planda tutuyorum. Bu benim tercihim. Bu filmle ilgili olarak da çok fazla bir yerde çıkmadım. Ben bana kalayım, sevdiğime, aileme kalayım istiyorum.
Oyunculukta Doğu hizmetindeyim

Kültür Bakanlığı'ndan bir miktar destek alındı film için ama sanırım çok yeterli değildi. Çekim şartları nasıldı?
Sabah çok erken çalışmaya başlıyorduk. Karadeniz, filmde bize çok şey sundu. Dalgalar, hava, yeşillik gibi. Ama bazı çekimler bizi biraz yıprattı. Güneş açarken birden yağmur yağabiliyor. Film çok az parayla ama Hopa halkının yardımıyla çekildi. Birçok kişi gönüllü oynadı. Orada insanlar doğaya karşı gelmeden yaşamayı öğrenmiş. Bu yüzden çok rahatlar. Yurtdışından da çekim bölgeleriyle ilgili çok güzel tepkiler aldık. Hopa'da zaman o kadar yavaş ilerliyor ki, zaman size kalıyor. Erken kalkıp akşama kadar pek çok şey yapabilirsiniz. Televizyon yok, hiçbir yerden bildirim almıyorsunuz. Trafik yok. Doğa, mis gibi hava ve siz. 3 ay boyunca kendimi buldum. Mutlu döndüm.

Aynı zamanda 'Asi' dizisinde de oynuyorsunuz. Eskiden diziler bir oyuncunun tanınmasında etkiliydi artık sanki sinemanın da etkisi büyük...
Diziyi Hatay'da çekiyoruz. O da ayrı bir serüven. Telefona bağlı yaşıyoruz. Her an haber verebilirler. Bir kursa gidemiyorsun, program yapamıyorsun. 16. bölümde girdim diziye ve yabancılık çekmedim. Önemli oyuncularla oynuyorum, yeniden öğrencilik gibi. Ancak siz ne kadar filmde oynarsanız oynayın insanlar 'Ziya'nın oynadığı film' diye bahsediyorlar. Bu çok istenecek bir şey değil. Benim rolüm de siyahtan beyaza dönen bir karakter. Hatay da çok farklı bir kültür. Oyunculukta Doğu hizmetindeyim ama mutluyum.
EKİN TÜRKANTOS

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3