AKŞAM | PAZAR | 09 ŞUBAT 2009, PAZARTESİ

Ahlaksızlığı meslek haline getirenlerin filmi

Bu yıl vizyona giren tartışmalı filmlerden biri olan 'Güz Sancısı' bazılarına göre 'özür dileyen üçleme' açısından yönetmen Tomris Giritlioğlu'nun son filmi. 18 yıla sığan üç film var...

İlki faşizmin acılarını da anlatan bir Ege filmiydi. 1991'de çekilmişti. Senaryosu Feride Çiçekoğlu'na ait olan 'Suyun Öteki Yanı', Ege'nin iki kıyısında aslında dostça yaşamayı ve hayatı seven iki milletin yaşadığı trajik öykü idi. Ardından bir dönem Türkiye'nin siyasi hayatında önemli bir rol oynayan Yılmaz Karakoyunlu'nun 'Salkım Hanımın Taneleri' filmi geldi. Varlık Vergisi, Aşkale Olayları, Türkçe ve Ermenice söylenen 'Sarı Gelin' türküsü, Murathan Mungan'ın Mardin'deki evi, Hülya Avşar ve Güven Kıraç'ın unutulmaz oyunculukları arasında romanı yazan isim ne kadar gündeme geldi bilinmez.

Şimdilerde ise yine Yılmaz Karakoyunlu'nun 'Güz Sancısı'nı konuşuyoruz. Bu da bir dönem filmi ve Türkiye'nin kendi geçmişi ile hesaplaşmasını getiriyor peşi sıra... 'Salkım Hanımın Taneleri' ve 'Güz Sancısı' adlı romanların yazarı, Devlet eski Bakanı Yılmaz Karakoyunlu kısa sayılmayacak bir süredir Urla'da yaşıyor, Urla'da olmayı seviyor. Biz de kendisi ile Urla'da konuştuk. Onun bu geçmişle olan hesaplaşmasının üçüncü ayağı işgal yıllarındaki İzmirli bir şarkıcının öyküsü olacak; daha önce Attila İlhan'ın şiirini yazdığı 'Karantinalı Despina'...


Yılmaz Karakoyunlu kimdir diye soracak olursanız kısa künyesini sayalım: 1936 yılında İstanbul'da doğdu. Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi'ni bitirdi, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu (1959), Georgia Üniversitesi'nden MBA derecesi aldı. Michigan Üniversitesi'nden Effective Management Sertifikası sahibi.

SENARYO DANIŞMANI BAKAN
1995 yılı seçimlerinde Anavatan Partisi'nden İstanbul Milletvekili seçildi. 1999 yılı seçimlerinde yeniden parlamentoya girip Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Ecevit Kabinesi'nde Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü olarak TRT, Anadolu Ajansı, Basın Yayın Genel Müdürlüğü, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nda sorumlu olarak görev aldı. Evli, 2 çocuk babası.

'Üç Aliler Divanı', 'Güz Sancısı', 'Çiçekli Mumlar Sokağı', 'Yorgun Mayıs Kısrakları', 'Ezan Vakti Bethoveen', 'Mevsimler Eskidi Biraz' isimli romanları, 'O Hayal Aynasından' ve 'Rubailer' isimli şiir kitapları var. Oyunları arasında 'Önce İnsan', 'Zirveden Sonra', 'Altın Huylu Doruklar', 'Romenos Diogenes', 'Ok ve Yay', 'Mavi Saplı Hayaller' ve 'Kuzguncuklu Fazilet' sahnelendi. 'Güz Sancısı' romanı ve 'Zirveden Sonra' oyunu ile Türk Yazarlar Birliği'nin birincilik ödülünü aldı.

Yılmaz Karakoyunlu TV dizilerinde senaryo danışmanlığı da yapıyor. 'Hatırla Sevgili', 'Elveda Rumeli' ve 'Karayılan' en bilinenleri... Bir yandan da güfteci ve bestekardır. Yüzün üzerinde şarkısı ve saz eserleri, TRT repertuarındadır ve artık İzmirlidir.

10 yıl aradan sonra Türkiye'nin geçmişi ile hesaplaşan yeni bir filmle karşımızdasınız... 'Salkım Hanımın Taneleri'nden 'Güz Sancısı'na uzanan sürece nasıl bakıyorsunuz?
'Salkım Hanımın Taneleri'nde, aslında derin soluklu bir aşk hikayesini aktarmayı planlamıştım. Zemin olarak Varlık Vergisi'nin uygulandığı dönemi kullandım. Bu amaçla geniş bir araştırma yaptım. İlişkilerin zemin sağlamlığını sağlamadan bir aşk öyküsünü oturmam mümkün olmayabilirdi. Dolayısıyla sosyal ve hukuk zemini ile insani duygu derinlikleri ve beşeri zaafları örtüştürmem mümkün olabildi. Bu roman Yunus Nadi Roman Ödülü kazanmıştı. Filme alınma arzusunu bu ödül değil, içeriğindeki insanilik harekete geçirmişti. Daha sonra 6-7 Eylül Olayları'nın siyasi ve sosyal zemin olarak kullanıldığı romanımı yazdım. Bu romanda da yine bir aşk öyküsünü işledim. O yılların en önemli siyasi olayını yani 6-7 Eylül'ü romanın zemini olarak kullandım. Kent içi coğrafyasında Asmalımescit'i seçtim. Burada vermek istediğim mesaj şu idi: Varlık Vergisi'nde devlet bir politika değişikliği yapmış, sermayeyi Türkleştirmek için bu vergiyi ihdas etmişti. Bu bir hukuk düzenlemesiydi. Uygulamada kötüye kullanıldı. Vergi yolu ile sermenin el değiştirmesi sağlandı. Anadolu'daki palazlanmış esnaf İstanbul'a geldi ve azınlık ticaretine sahip oldu. 6-7 Eylül Olayları'nda ise, sermaye el değiştirmedi, tam aksine talan edildi. Sokaklara döküldü ve ziyan oldu. İşin ayıplı noktası budur.

GEÇMİŞİ ÇABUK UNUTUYORUZ
Bizim için bazen acımasızca 'balık hafızalı toplum' tanımlamaları yapılıyor sizce gerçekten öyle miyiz?
Haklısınız; geçmişimiz çabuk unutuyoruz... Üstelik olayın üzerinden zaman geçince bırakınız toplum hafızasını, tarih kültürümüz bile olayı unutmaya meylediyor... Romanda sermayenin el değiştirmesini öne çıkaran bir siyasi ve sosyal zemin kullanmıştım. Bunun düzenlemesindeki adalet ahlakını tartışmıştım. Sosyal hayatın, ahlaksızlığı meslek haline getiren bir zaaf yaşantısına dönüşünü aktarmıştım. Ama mesele Aşkale'de taş kırma olayına dönüştü. Yani ana fikir elden çıkarıldı. 6-7 Eylül de böyle tartışılırsa konunun omurgası kavranmamış olur. Burada bir toplumsal öfkenin harekete geçirilmesi için hükümet tertibini görüyoruz. Bugün bile bu konu yerine sadece cam çerçeve kırma basitliğinde ele alıyoruz. Oysa Türk toplumunun hoşgörülü idrakini ve toplumsal ahlakını mahvettik.

Özellikle Musevi yurttaşlar son günlerde kaygı içinde, Türkiye bir daha böyle olaylar yaşar mı? Ne dersiniz?
Buna hiç ihtimal vermiyorum. Acı yaşayan insanların yüreğindeki en büyük endişe tekrar ihtimalinin gündeme gelmesidir. Dolayısıyla böyle acılı ve kaygılı bekleyişlerle kıvranan yurttaşlarımız olabilir. Ama olaya umutla bakabilirseniz, yeni bir enerji ve hedef yaratırsınız. Bu çok önemli, irade yaratmak ve uygulamaktır. Bunu yapabilecek terbiyeyi kazandığımızı görüyorum. Bu bana yeni bir gelişmenin cesaretini veriyor. Bu hedef doğrultusundaki yeni anlayışın belki de en sağlam ve yenilikçi zemini İzmir sağlamakta.

Tomris Giritlioğlu ile çalışmak nasıldı? Kitabınızın sinemaya dönüşüm öyküsü...
'Salkım Hanımın Taneleri' romanımı 1989'da yazdım. Bir yıl sonra da 'Güz Sancısı'nı yazdım. 'Güz Sancısı' romanındaki konuyu bizzat gördüm, izledim. Hafıza zenginliğimi kullandım. Olayları derinlik olarak hafıza raflarıma yerleştirdim. Yıllar sonra (36 yıl sonra) bunu romanlaştırdım. Hafıza raflarımı boşalttım... Kitap 1991'de yayınlandı. Tomris Hanım daha o günlerde bu romanı filme almaya karar vermişti. Bu konuda birbirimize güvenmiş ve söz vermiştik. Bu ahlak taahhüdü ile bugüne geldik. Ve bu film ortaya çıktı.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3