AKŞAM | PAZAR | 09 ŞUBAT 2009, PAZARTESİ
The Daily Telegraph, The Independent ve The Economist gibi gazetelerin haber sitelerinde gördüğümüz röportajlar üzerine İrlandalı Lorna Byrne'ın ilk kitabı 'Angels In my Hair'ın (Saçlarımdaki Melekler) içeriğini araştırdık. Zira Byrne'ın iddiasına göre çocukluğundan beri melekleri görüp onlarla konuşuyordu!
Disleksi hastalığı sebebiyle çocukluğunda ailesinin zeka geriliği olduğunu düşündüğü ve zihin sağlığının yerinde olduğunu kanıtlamak için testlere tabi tutulan Byrne, aklının tamamen başında olduğunu söylüyor. Herkesin bir koruyucu meleği olduğunu anlattığı kitabı, İrlanda'da en çok satanlar listesine girerken İngiltere'de de büyük ses getirmiş ve yayınlandıktan kısa süre içerisinde satışı 50 bini geçmiş. Sıradan bir hayatı olan sıradan bir insan olduğunu söyleyen Byrne, son dönemde bu kadar çok konuşulan bir kadın haline gelene kadar geçtiği yolları AKŞAM Pazar'a anlattı.
İnternet sitenizde 4 çocuk annesi olup sıradan bir hayat yaşadığınızı söylüyorsunuz...
Sıradan bir hayatı olan, 4 çocuk annesi bir kadınım. En büyük kızım daha yeni evlendi ve en küçük kızım hala benimle birlikte yaşıyor. Ailemizde de her ailede olduğu gibi inişler-çıkışlar, ebeveyn ve çocuklar arasındaki zorlayıcı durumlar yaşanıyor ama bunların hepsi hayatın bir parçası. En önemlisi şu ki hepimiz insanız ve birlikte yaşayarak sabrı ve aslında herkesin eşit olduğunu öğreniyoruz. Zira hiçbir birey bir diğerinden daha önemli değildir.
MELEKLER EN YAKIN ARKADAŞIM
Çocuk yaşlardan beri melekleri gördüğünüzü anlatıyorsunuz kitabınızda. Melekleri ilk gördüğünüzde ne hissettiğinizi hatırlıyor musunuz?
Melekleri görmediğim herhangi bir an hatırlamıyorum ki! Gözlerimi açtığımdan bugüne kadar hayatımın her anında melekleri gördüm. Bebek arabamda yatarken bile annemin etrafındaki melekleri izlerdim; ellerimi onlara doğru uzatıp yakalamaya çalışırdım. Onları görmek hayatımın hep bir parçası oldu. Melekler hep en yakın arkadaşım ve refakatçilerimdi.
Bu durum hayatınızı zorlamış olmalı?
Kesinlikle kolay değil ama ben başka bir hayat tarzı bilmediğim için bana normal geliyor. Herkesten farklı olabilirim ama herkesten daha iyi değilim, hayatımı değiştirmek istemezdim. Neden benim yerime bir lider, gücü olan bir işadamı, iletişim kabiliyeti yüksek biri ya da belki de siz bunun için seçilmediniz bilmiyorum! Neredeyse doğru düzgün okuyup yazamıyorum bile çünkü disleksi hastasıyım ve okuduğum her şey ters yüz oluyor. Hatta bu yüzden okulu 14 yaşında bırakmak zorunda kaldım. Ne var ki melekler inanılmaz öğretmenler oldu benim için; olan bitenleri nasıl algılamam gerektiğini, hayatta neyin önemli olduğunu öğrettiler. Hatta bir mektup yazarken hangi kısmının önemli olduğu gibi gündelik bilgileri de... Çocukken, sürekli olarak bir yere odaklanıp, oraya baktığım için annem beni doktora götürdü. Çünkü zihinsel olarak geç geliştiğimi ya da farklı olduğumu düşündüler. Oysa sadece disleksi yüzünden öğrenme güçlüğü yaşıyordum. Ama 1950'lerin İrlanda'sında eğer bir çocuğun böyle bir durumu varsa, net olarak zihin engelli olduğu düşünülürdü!
Peki, ailenize ya da arkadaşlarınıza melekleri gördüğünüzü anlatmadınız mı?
Melekler de onlardan bahsedersem tamamen deli olduğumu düşüneceklerinden ve beni bir yere kapatacaklarından korkarlardı. Gençlik yıllarımdan beri onlardan kimseye bahsetmememi, onları görüyor olmamın bir sır olduğunu söylediler. Ne aileme ne de kardeşlerime anlattım, ta ki bugüne kadar. Yine de bazen okuldaki çocuklar 'nasıl oluyor da bu kadar çok şeyi biliyorsun' sorularıyla meraklarını ifade ederlerdi. Bense asla cevap vermezdim. Çocuklarım kitabı okuduktan sonra tanıdıkları diğer annelerden nasıl farklı olduğumu anladılar. Ve dediler ki: 'Her zaman farklı bir yanın olduğunu biliyorduk ama hiçbir zaman tam olarak çözemiyorduk!' Dört çocuğum da beni hep destekledi ve yanımda oldu.
AKIL SAĞLIĞIM TAMAMEN YERİNDE
Zihinsel bir sağlık sorunu yüzünden böyle bir durum yaşıyor olabileceğiniz kaygısına kapıldınız mı hiç?
Biliyorum ki Tanrı ve melekler gerçek! Çocukken zihinsel özürlü olmakla itam edildim ama aklım tamamen yerindeydi. Hepimizin bir koruyucu meleği var ve bu zengin, fakir, beyaz, siyah olmak ya dini inanışa göre değişen bir şey değil. Ben de herkes gibi günlük dertleri, tasaları ve koşuşturması olan sıradan bir insanım. Neden melekleri görebiliyorum, bunun için neden seçildim bilmiyorum ama küçük bir çocukken bunu onlara sorduğumda cevapları 'Neden sen olmayasın' olurdu.
Gördüğünüzü söylediğiniz melekleri nasıl tanımlayabilirsiniz?
Koruyucu meleklerimiz sadece 3 adım gerimizden gelen bir ışık gibi... Bazen koruyucu meleğim bu ışığı artırıp onun insani görünümünü izlememi sağlar ki bu duru ve kusursuz bir güzellik. Ne erkek ne de kadınlar ama bazen her iki cins gibi de görünebiliyorlar. Bazen kanatları var bazense yok... Genellikle sadece koruyucu meleğimi görüyorum çünkü eğer onları görmem için ışıklarını çok fazla yükseltirlerse çok fazla geliyor.
Koruyucu meleğin görevi ruhun bekçiliğini yapmak; onun işi ruhu korumak. Koruyucu meleğiniz doğduğunuz andan itibaren sizinle birlikte ve ölene kadar da bir an olsun yanınızdan ayrılmıyor. Bazıları koruyucu meleklerin onlarla birlikte banyoya bile girip girmediğini soruyor, bunun cevabı; evet, koruyucu meleğiniz bir an için bile yanınızdan ayrılmıyor! Dolayısıyla ne kadar yalnız hissederseniz hissedin unutmayın ki o hep yanınızda.
Onlarla nasıl iletişim kuruyorsunuz?
Meleklerle tıpkı herhangi biri ile yaptığım gibi iletişim kuruyorum; oturup, konuşuyorum. Eğer etrafta insanlar varsa konuşmaya gerek kalmadan iletişim kuruyoruz. İnsanlar bunun nasıl olduğunu kitapta kesinlikle anlayacaklar.
KİTABI YAZMANIN ZAMANI GELMİŞTİ
Bu kitabı yazmak için neden bu kadar beklediniz; aklınızı toparlamak açısından zamana mı ihtiyacınız vardı yoksa bunları yazıp yazmamaya emin mi olamadınız?
Bu sebeplerden hiçbiri için değil. Küçük bir çocukken de yazabilirdim. Ama bir gün henüz genç bir anneyken, kızımı gezdirmeye çıkarmıştım, Mikail beni omzumdan tuttu ve benimle birlikte yürürken 'Tanrı ve melekler hakkında yazma vaktinin yaklaştığını' söyledi. Bunun üzerine ben gülümseyip doğru düzgün yazıp okuyamadığımı söyleyince o da 'merak etmememi', yıllar sonra bana bu konuda yardım etmek üzere yeni gelişmeler olacağını söyledi. Mucizeler üzerine mucizeler oldukça her şey açıklığa kavuşmaya başladı. Kitabı yazmak için sesle aktive olan bir bilgisayar kullandım. Her şeyin bu noktaya gelişi Tanrı'nın ve meleklerin yardımıyla oldu ve bu kitap da öyle yayınlandı.
Dini bütün bir insan mısınız, ölümden sonra yaşam hakkındaki inanışınız nedir?
İrlanda'daki çoğunluk gibi ben de Katolik olarak doğdum. Ne var ki birçok açıdan aşırı dini bütün değilim. Tanrı'nın varlığına olan inancım çok güçlü ve onun meleklerine de... Ölümden sonra yok olan bedenlerimiz çünkü ruhumuz olduğu için hayattayız. Öldükten sonra tüm anılarımız, mutluluklarımız, sevgilerimiz ve hüzünlerimiz ruhumuzla birlikte kalıyor. Her insan ruhuyla birlikte ayrı bir güzellik. Bütün bu anlattıklarımı size kanıtlayabilmeyi isterdim ama yapamam.
GÖREVİMİZ HAYATI EN
VERİMLİ ŞEKİLDE YAŞAMAK
Lorna Byrne 'dünyanın çeşitli yerlerinde kimi zaman bazı kişiler büyük beyaz kanatları olan varlıklar gördüklerini ya da buna benzer mistik anlara tanık olduklarını anlatıyorlar. Sizce melekler kendilerini başka insanlara da gösteriyorlar mı?' sorusuna, 'Bu gibi şeylerin dünyanın dört bir yanından insanların başına geliyor. Bunlara dair birçok işaret alıyoruz ki somut olarak gösteremesek de biliyoruz ki Tanrı var ve gerçek. Kitabı okuyan birçok kişi manevi olarak umut ve inançlarının artığını anlatıyor. Hayatın yaşamaya değer olduğuna da. Zaten hayatı olabildiğince dolu ve verimli yaşamak bizim görevimiz. Hepimiz önemliyiz ve hepimizin bir diğerine ihtiyacı var.' diyerek cevap veriyor.
SELİN ÖZAVCI