AKŞAM | SIYASET | 09 ŞUBAT 2009, PAZARTESİ

Abdullah Çatlı'yı basından tanırım

agarMehmet Ağar, Susurluk davası kapsamında ''cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak'' suçlamasıyla hakkında açılan davada Abdullah Çatlı'yı basından tanıdığını ileri sürdü. Ağar Tarık Ümit ve Yaşar Öz'ü muhbir olarak kullandıklarını açıkladı. Ağar'ı aynı davada yargılanıp hapis cezasına çarptırılan Korkut Eken yalnız bırakmadı.

Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde ''cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak'' suçlamasıyla hakkında dava açılan Mehmet Ağar, terör ve organize suçlara ilişkin davalara bakmakla görevli  Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor. Sağlık sorunlarını gerekçe göstererek ilk duruşmaya katılmayan Ağar, ikinci duruşmaya katılmak için adliyeye geldi. Ağar'a Susurluk davası kapsamında 6 yıl hapis yatan Korkut Eken de eşlik etti.

MÜDAHİLLİK TALEPLERİ REDDEDİLDİ

Mehmet Ağar'ın, Susurluk davası kapsamında, Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemle ilgili, ''Cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturduğu'' gerekçesiyle yargılandığı davada, Çağdaş Hukukçular Derneği ile bazı avukatların müdahil olarak katılma talepleri reddedildi.

Mehmet Ağar'ın, terör ve organize suçlara ilişkin davalara bakmakla görevli Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yargılanmasına devam ediliyor.

Duruşmada, Avukat Selçuk Kozağaçlı, Hüseyin Şimşek ve İsmail Hakkı İlçi için 342 avukat olarak müdahil talebinde bulunduklarını belirterek, ''Bu kişiler Mehmet Ağar'ın mensubu olduğu iddia edilen suç örgütünce öldürülmüştür'' iddiasında bulundu. Avukat Kozağaçlı'nın konuşmasında bazı bilgiler verdiği sırada Mehmet Ağar'ın avukatları ayağa kalkarak ''Esasa giriliyor'' diyerek itiraz ettiler. Bunun üzerine müdahil avukatlarından biri de Ağar'ın avukatlarını müdahale etmemelerini istedi.

Bunlar üzerine, Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, herkesin sessiz olmasını isteyerek, Kozağaçlı'ya sözlerine devam etmesini söyledi.

Kozağaçlı, ''Mahkemeden beklentimiz şu; ülkenin en karanlık döneminde suç işlemiş olan bu kişilerin tüm halka karşı suçlardan yargılanması. Bu nedenle Şimşek ve İlçi adına müdahil olarak duruşmalara katılmak istiyoruz'' dedi.

Avukat Rıza Karaman da Çağdaş Hukukçular Derneği adına davaya müdahil olma talebinde bulundu.

''Faili meçhul şekilde'' yaşamını yitiren Hasan Ocak'ın ağabeyi Hüseyin Ocak adına duruşmaya katılan bir başka avukat da ''Hasan Ocak'ın, Ağar'ın Emniyet Müdürü olduğu dönemde uygulanan fiiller sonucunda öldüğünü düşündüklerini'' iddia etti. Sözkonusu avukat, Hüseyin Ocak adına davaya müdahillik talep ederek, ''Mehmet Ağar'ın, Ergenekon soruşturması kapsamında yargılanması gerektiğini düşünmekteyiz'' dedi.

Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, ''müdahale taleplerinin yasada belirtilen koşulları taşımadığını ifade ederek, reddine karar verilmesini istedi.

Duruşmada söz alan Ağar'ın avukatları Kadir Toluç ve Abdullah Egeli de müdahil taleplerinin Ceza Muhakemesi Kanunu'na (CMK) uygun olmadığını savunarak, reddine karar verilmesini talep etti.

Duruşmaya kısa bir ara veren Mahkeme heyeti, açıkladığı ara kararında, müdahillik taleplerini, CMK'nın 250. maddesi uyarınca, ''sanığın yargılandığı suç bakımından katılma talebinde bulunanların doğrudan zarar gördükleri sabit olmadığından'' reddetti.

"ABDULLAH ÇATLI'YI BASINDAN TANIRIM"

Mehmet Ağar duruşmada Abdullah Çatlı'yı basından tanıdığını, İbrahim Şahin'in terörle mücadeleye büyük emek vermiş bir kişi olduğunu belirterek Tarık Ümit ile Yaşar Öz'ü muhbir olarak kullandıklarını söyledi.

'HUKUKİ YETKİ VE SORUMLULUKLARININ DIŞINA ÇIKMAMIŞTIR'

''Susurluk davası'' kapsamında Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemle ilgili ''cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak'' suçundan bugün yargılanmasına başlanacak Mehmet Ağar'ın avukatlarınca yapılan yazılı açıklamada, ''Mehmet Ağar'ın, devletin etkin kademelerinde görev yapmış, bu görevleri yerine getirirken hiçbir zaman hukuki yetki ve sorumluluklarının dışına çıkmamış ve yetki alanı içindeki kamu görevlilerinin de bu sınırları aşmamaları yönünde azami gayret sarf etmiş bir devlet görevlisi olduğu'' kaydedildi.

Ağar'ın avukatları, yaptıkları yazılı açıklamada, ''Atanmış olarak bürokratik sorumluluk, seçilmiş olarak ise siyasi kararlılık içinde devletin etkin kademelerinde görev yapmış, bu görevleri yerine getirirken hiçbir zaman hukuki yetki ve sorumluluklarının dışına çıkmamış ve yetki alanı içindeki kamu görevlilerinin de bu sınırları aşmamaları yönünde azami gayret sarf etmiş bir devlet görevlisinin, bir siyasinin, müvekkilimiz Mehmet Ağar'ın yargılanma süreci başlamış bulunmaktadır'' denildi.

Açıklamada, on iki yıldır Türk kamuoyunu meşgul eden ve ''Susurluk olayı'' olarak bilinen süreçle ilgili Ağar hakkında asılsız, mesnetsiz iddianın ileri sürüldüğü ve haksız birçok suçlamanın yapıldığı savunuldu.

''Ağar'ın, kamuoyunda ileri sürülen asılsız iddia ve yapılan haksız suçlamalar karşısında bugüne kadar sergilediği sakin tavrın, hukuka olan saygı, Türk adaletine olan inanç ve kendine olan güvenden kaynaklandığı'' ifade edilen açıklamada, ''Aktif siyasette olduğu dönemlerde, olayın kendisi açısından açıklığa kavuşturulmasını sağlamak üzere yargılama sürecini başlatacak girişimlerde bulunmaktan da hiçbir zaman kaçınmamıştır'' denildi.

Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

''Bilindiği üzere bu süreçte, müvekkilimizin kendi talebi üzerine 11 Aralık 1997'de dokunulmazlığı kaldırılmış, bağımsız milletvekili olduğu dönemde TBMM Soruşturma Komisyonunun 15 Haziran 2000 tarihli kararıyla Yüce Divan'a sevkine ve yargılanmasına gerek olmadığına karar verilmiş, DYP Genel Başkanı olduğu dönemde TBMM Başkanlığına, milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması için üç kez yazılı müracaatta bulunmuştur.

Ayrıca, bugünkü yargılama sürecinin bir an önce başlaması ve sonuçlandırılması için hukuki çerçevede itiraza ilişkin haklarımız, Ağar'ın talebiyle kullanılmamıştır.

Her zaman olduğu gibi bugün başlayan süreçte de Türk adaletine inancımız, Türk yargısına güvenimiz tamdır. Aynı inanç ve güvenin tüm kamuoyu tarafından da duyulması samimi temennimizdir.''

22 TEMMUZ'DA DOKUNULMAZLIĞI KALKTI

Susurluk kazası olduğu dönemde Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar daha sonra da milletvekili seçildiği için dokunulmazlık zırhı nedeniyle yargılanamamıştı. 22 Temmuz 2008 seçimlerinde Meclis'e giremeyen Ağar için Danıştay 1. Dairesi, Ağar'ın, ''cürüm işlemek için silahlı teşekkül meydana getirmek'' suçu yönünden lüzum-u muhakemesine, Ağar'ın eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (TCK) ''suç işlemek için örgüt kurmak'' başlıklı 220. maddesi gereğince yargılanmasına karar vermişti.

Danıştay İdari İşler Kurulu da 1. Dairenin kararını onayarak, dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına göndermişti. Mehmet Ağar ''vali'' statüsünde olduğu gerekçesiyle dosyası Yargıtay 8. Ceza Dairesinde görüşülmüştü. Ağar'ın, suç tarihinde ''emniyet müdürü'' statüsünde olduğuna işaret eden daire, ''görevsizlik'' kararı vererek, dosyayı Ankara Ağır Ceza Mahkemesine iletilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermişti.

Dosyanın tevzi edildiği Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise ''görevsizlik'' kararı vererek, dava dosyasını, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine göndermişti. Ağar, sağlık sorunları gerekçesiyle Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya katılmamıştı.

DTP IĞDIR MİLLETVEKİLİ BULDAN BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

Mehmet Ağar'ın ''Susurluk'' davasına ilişkin duruşması öncesinde DTP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ile bazı parti ve örgütler basın açıklaması yaptı.

Buldan, Ankara Adalet Sarayı önünde yaptığı açıklamada, ''belli bir dönemin hem tanığı hem de mağduru olduklarını'' söyledi. Bu sebeple ''Ağar'ın davasının kendileri için büyük önem taşıdığını'' kaydeden Buldan, ''Ama, bu dava Mehmet Ağar'ı aklama davası olarak karşımıza çıkıyor. Yani bir şekilde Türkiye'de işlenen faili meçhul cinayetlerin ve kayıpların baş aktörü ve sorumlusu olan Ağar, bugünkü duruşmadan da elini kolunu sallayarak çıkıp gidecek'' dedi.

Susurluk ve Ergenekon davalarının ''bir bütün'' olduğunu savunan Buldan, şöyle devam etti:

''Bu iki davanın mutlaka birleştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü, Türkiye'deki binlerce faili meçhul cinayetin ve kaybın baş aktörü ve sorumluları bir şekilde yargı önüne çıkartılmaya çalışılıyor ama bir taraftan da bu insanlar serbest bırakılıyor. Bu Türkiye, Türkiye'nin aydınlık geleceği, şeffaf bir Türkiye, demokratik bir Türkiye açısından kabul edilemez bir durumdur. Türkiye gerçek bir hukuk devleti olduğunu kanıtlamak istiyorsa, bugünkü davayla Ergenekon davası birleştirilmelidir. Sadece Ağar değil, onun ekibinde çalışan, özellikle '91-95 konsepti' dediğimiz dönemde görev yapan, başta Tansu Çiller olmak üzere bütün yetkililerin, yargılanması ve halka hesap vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Bütün savcı ve hukukçuları göreve davet ediyoruz.''

DTP Batman Milletvekili Bengi Yıldız basın açıklaması sırasında da hazır bulundu.

DİĞER AÇIKLAMALAR

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Ankara 78'liler Derneği, Ankara 78'liler Birlik ve Dayanışma Derneği, Ezilenlerin Sosyalist Platformu, EMEP, DTP, SDP Ankara İl Teşkilatları, Sosyalist Parti ile 68'liler Dayanışma Derneği'nin de içinde bulunduğu bazı parti ve örgütler de aynı yerde ortak açıklama yaptılar.

İHD Ankara Şube Başkanı Gökçe Otlu'nun okuduğu açıklamada, ''Ağar'ın, derin devlet örgütlenmesi sürecinin 12 Eylül'den bu yana en önemli aktörlerinden biri olduğu'' savunularak, ''Ağar hesap vermelidir. Bunun için, Susurluk'un devamı olan Ergenekon sürecine dahil edilmelidir. Görevi ihmalden değil, halka karşı işlediği suçlardan yargılanmalıdır. Bireysel olarak değil, kontrgerilla devletiyle birlikte yargılanmalıdır'' denildi.

Kendilerini ''Halk Cephesi Ankara Temsilciliği'' üyelerinin basın açıklamasında ise ''bugün görülen davada Ağar'ın adıyla özdeşleşen sayısız işkence, katliam, infaz ve kayıpların olmadığı'' öne sürüldü.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3