Bugün seçime giden Amerika'nın Başkan adayı Barack Obama'nın en büyük özelliği daha adı duyulduğu andan itibaren Ortadoğu ve özel olarak İslam dünyası üzerinde yarattığı sempati. Babasının Müslüman oluşu ve orta adı 'Hüseyin' Amerika'yla İslam'ı yakınlaştırmayı amaçlıyor. Amerikalılar genel olarak dış politikayla ilgilenen bir halk da değil: Irak Savaşı ortalama bir Amerikalı için yeterli.
Dolayısıyla İslam'la Obama'nın yakınlığının Amerika'nın Ortadoğu'daki çıkarlarına aracı olacağı daha çok 'gizli bir gündemin' parçası.
Irak ve Afganistan işgalinden beri dünyada Amerikan karşıtlığı doruk noktasına ulaştı. Bu nefreti evcilleştirecek bir figüre ihtiyaç vardı. Doğrusu ben Obama'nın özel olarak bulunup buralara yerleştirildiğine inananlardanım. Denklem her türlü oturuyor.
Hem siyah hem beyaz, hem Müslüman hem Hıristiyan: Tam da ihtiyaç duyulan böylesi bir karışım tesadüf olabilir mi?
Amerika, epey bir zaman önce Türkiye'nin de 'laik ve demokraik' bir Cumhuriyet olmasındansa 'Ilımlı İslam'a yönelmesinin uygun olacağına karar verdi. Kendisine 'demokrat basın' yaftasını yapıştıranlar bunun altyapısını hazırlamaya çalıştılar. Askerin yıpratılmasına yönelik çabalar, Fethullah Gülen'in yüceltilmesi, İslamcı medyanın merkez medyayı tehdit eder noktaya gelmesi hep 'Ilımlı İslam Cumhuriyeti'nin ilanına yönelik psikolojik harbin sebepleriydi.
Ancak Türkiye, kendine özgü kimi koşulları yüzünden bu geçişe epey bir zamandır direniyor. Geçen sene gündemin en önemli maddelerinden biri Cumhuriyet mitingleriydi mesela. Bu mitingler Türkiye'de getirilmek istenen bir düzene karşı toplu halde insanların karşı durmasıydı.
Bu yıl insanların özgürce kendilerini ifade ettiği, bayrak salladığı son derece demokratik mitingler psikolojik harp kapsamınca 'çeteci', 'Egenekoncu' ilan edilmeye çalışıldı. Bunun amacı direnci kırmak, muhalif sesi kısmaktı.
Türkiye'nin dinamikleri geçişin bu kadar kolay olmayacağını gösterdi.
Bir parantez açmak istiyorum: 'Mustafa' filmi tartışmaları ekseninde de görüyoruz ki laiklik, Atatürk, Birinci Cumhuriyet Türkiye'deki makul çoğunluk için hâlâ sahip çıkılan değerler.
'Mustafa' filmine karşı gösterilen laik tepkiyi bu yüzden önemsemek gerek: Türk halkı, kutsal değerlerini yerle bir etmeye çalışanlara karşı meydanın sahipsiz olmayacağını gösteriyor, bir anlamda sınav veriyor.
Ilımlı İslam'ın neredeyse her türlü altyapı hazırlanmışken ilan edilmemesi, 'İkinci Cumhuriyet'e geçilmemesinin de altında bu direnç yatıyor. Henüz hiçbirimiz Cumhuriyet'ten vazgeçmeye hazır değiliz.
Hele bir de Türkiye'de geçmişte sadece solcuların tekelinde olan, ama daha sonra toplumun başka katmanlarına da yayılan anti-Amerikancılık göz önünde bulundurulduğunda, bu topraklarda masabaşı oyunların planlandığı kadar kolay oynanmadığını da gösteriyor.
Barack Obama ise Başkan seçildiğinde vaktinin büyük bölümünü 'bölgeyi' kendine göre düzenlemekle geçirecek. W.'ya kıyasla daha sempatik bir Başkan sonuçta. Önce kendini sevdirecek, destek toplayacak, sonra Amerika'nın gündemini uygulayacak.
Öte yandan, kim Başkan olursa olsun ülkesinin Ortadoğu'daki politikası değişmeyecek. Sadece Obama sayesinde işlerin daha kolay yürüyebileceği ihtimali var.
Türkiye, McCain'in seçilmesi halinde kendi özerkliği için biraz daha zaman kazanacak. Çünkü McCain'in kendini Ortadoğu'ya kabul ettirmesi daha uzun vakit alacak, belki de hiç mümkün olmayacak.
Yine Türkiye'nin bu anlamdaki kaderinin Amerikan taşrasındaki alt-orta sınıfın elinde olması da bir o kadar trajik: Irkçılık damarları kabaranlar, Palin'le özdeşleşenler vs. 'Bradley etkisi' yaratırsa seçim sonuçları allak bullak olacak...
Bu gece uyanık kalıp seçimi izlemeye değer; yeni dünya düzeni kuruluyor.
//c
Obama'yı anlamak için
Amerika'da, otobiyografisi ve görüşlerini içeren bir kitabı da dahil olmak üzere Barack Obama'yla ilgili pek çok yayın var. Fotoğraf albümlerinden seçim rehberlerine kadar. Ancak onlar da dahil olmak üzere, yeni dünyanın muhtemel liderini anlamak için okunabilecek en iyi kitabı bir Türk yazdı! Milliyet ve CNN Türk'ün Washington temsilcisi Ahu Özyurt'un yazdığı 'Obama: Bir Kusursuz Fırtına' muhteşem bir çalışma. Hem bir gazetecinin çalışma sistemini, macerasını, merakını okuyabiliyorsunuz hem de bu tartışmalı figür hakkında kafanızdaki soruların cevabını alıyorsunuz
Özyurt, harika bir iş çıkarmış.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.