Oray Eğin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Militan gazeteciliğinin duvara tosladığı andır

Pazar günü Taraf gazetesi sürmanşetinden artık sona yaklaştıklarını duyurdu. Ekonomik kriz bütün medya kuruluşlarını vuruyor, satışı birkaç binle sınırlı kalan ve birkaç eş-dost dışında hiçbir yerden reklam alamayan Taraf'ın durumu daha da zor. Daha da ilginci, yazıda Sabah tarafından aktarılacak yardımın da kesileceğini beyan etmişler. Taraf'ın sahibi Alkım Kitabevi, Sabah'a promosyon olarak versin diye kitap satmıştı. Bu sipariş iptal edildi.

Nasıl oldu da büyük umutla çıkan bu gazete sürmanşetinden iflasını beyan edecek hale geldi? Kuşkusuz militan gazetecilik çizgisi bu sonu hazırladı. Akıldan uzak, sadece duygularla yapılan gazetecilik duvara tosladı. Sabah'ın siparişini iptalinden de anlıyoruz ki artık yandaş medya bile kendi içinde görmek istemiyor Taraf'ı.

'Ne İsa'ya ne Musa'ya' da diyebiliriz kısaca.

En başta gazete okuru Taraf'ı reddetti. Sadece halkı galeyana getirmek için yaptıkları sansasyonel yayıncılık, kendilerine servis edilen belgeleri hiçbir filtreden geçirmeden basmaları, asılsız haberleri ters tepti.

Her şeyden nefret etmeyi, değerlere küfretmeyi, Cumhuriyet'in değerlerini kötülemeyi, askere saldırmayı benimsediler sadece. Darbe kışkırtıcılığını gizlemediler bile.

Açıkçası, bugün yaşanan Türk-Kürt gerginliğini körükleyenlerin başında da Taraf gazetesi vardı. Birinci sayfaları ortamı germe, insanları kışkırtıp çatışmayı alevlendirme amacı güdüyordu.

Bir misyon uğruna çıkıyordu Taraf, şimdi o misyonun parçası olan insanlardan bile eleştiri alıyor, kendinden soğutuyor. Sadece intikam alma duygusuyla habercilik yapılınca herhangi bir denge sağlamak da mümkün olmuyor.

Zaten toplasalar birkaç bin kişiler. Parti kursalar bu kadar bile varlık göstermeyecekler. Anlamadıkları galiba bu oldu: Birden kendilerini her şeyi yapacak kadar güçlü zannettiler galiba. Oysa değillerdi.

Bunu hükümet de gördü. Doğrusu, Sabah'ın siparişini iptal etmesi kimin güçlü olduğunun Taraf'a bir anlamda bildirilmesi gibi. Başbakan'ın damadının Sabah'ı yönettiği unutulmasın.

Onun ötesinde, Genelkurmay Başkanı'nı ve Başbakan'ı bile ayrı ayrı kızdırmayı bile başardılar.

Özünde Taraf'ın benimsediği türden yayıncılık herkes için zararlı. Bir ateş topu gibi dokunanı yakıyor. Plansız ve hedefsiz bir gazetecilik terörü yaratıyorlar. Bu yüzden de güvenirliklerini zedelediler her şeyden önce.

Ama tanıdık bir üslup bu. Altan ailesinin yapısı bu konuda açıklayıcı: İki kardeş Altan'ın babalarının gözüne girme çabasından başka bir şey değil.

Psikologlar bu durumla ilgili daha açıklayıcı olabilir ama ben de bir okur olarak gözlemimi ileteyim...

Taraf'ın bugünkü yayın çizgisi, Çetin Altan'ın 60'lardaki yazılarına fazlasıyla benziyor. Arşivleri tarayınca Altan'ın o dönemde köşesini, Meclis kürsüsünü, ifade alanı bulduğu her ortamı halkı galeyana getirmek için kullandığını görebiliriz. Çok sert, çok provokatif bir üslup takınmıştı.

Kimse düşündüklerinden geri kalmalı, demiyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın. Ama Altan ailesinin ciddi bir üslup problemi var. Düşündüklerini ifade biçimi öylesine şiddet yüklü ki o niyetle yola çıkmasalar bile eninde sonunda provokasyona varıyor. Kaldı ki, ben ailece onların provokasyondan beslendiklerini, bunu niyetlediklerini de düşünüyorum.

Çetin Altan'ın o dönem yaptıklarının sonuçları ne oldu dersiniz? Maalesef, halkın Türk Solu'ndan soğumasına, uzaklaşmasına sebep oldu. Bu üslup karşısında kitleler 'Bunlar solcuysa biz değiliz' diyerek sol hareketten kendilerini kopardı. Bugün bile kapanmayan büyük uçurumun çatlaklarını ilk kez Çetin Altan açmıştı.

Şimdi Taraf da aynı şeyi yapıyor.

'Onlar demokratsa biz değiliz' diyenler çok haklı... En iyisi kısa yoldan gazeteyi kapatmak. Yayıncılığa devam edeceklerse bir internet sitesi kursunlar, masrafları azalır. Blog yazarlar. (Aylardır iş arayan beceriksiz damadı da alırlar.) Bu fikir de onlara hediyem olsun.

//c

En 'cool' Bond ama...

Cuma günkü gündüz seanslarının birinde izledim yeni Bond filmi 'Quantum of Solace'ı. Atilla Dorsay, bunun Ian Fleming'le bir ilgisi olmadığını yazmış Cumartesi günkü Sabah'ın ekinde ama film adını düpedüz bir Fleming öyküsünden alıyor. 'Quantum of Solace' öyküsüyle filmin adı ortak ama sadece; filmdeki 'Quantum' projesiyle ilgisi yok. Fleming'in öyküsünde 'Quantum of Solace' karakterlerden birinin kadın-erkek ilişkisinin ayrılık-birleşme dengesine dair yaptığı hesaba koyduğu bir tanım.

Neyse, gelelim filme... Bugüne kadar izlediğim en 'cool' Bond filmi herhalde 'Quantum.' Ne anlamda mı? Ürün yerleştirmesi gözümüzün içine sokulmuyor mesela. 'Goldeneye'da bu bir faciaydı. Bond klişeleri neredeyse hiç yok: Bir kez bile 'My name is Bond, James Bond' demiyor. Bu sefer bir kadını yatağa atamıyor vs vs.

Ben özellikle büyükelçilik görevlisinin onu götürdüğü izbe otele karşı, Bond'un daha kapıdan burayı reddetmesine bayıldım. Tam da Fleming'in aşırı snob karakterine uymuş.

Başka filmlerini çok beğendiğim Marc Forster'ın elinden çıkmış 'Quantum of Solace' ama bütün bu cool'luk arasında aksiyon ve heyecan biraz ihmal edilmiş sanki. Filmi 'Eee ne olacak şimdi' diye izledim ve bir türlü gizem beni içine çekemedi. Doğrusu, Bond serisinde gerilerde kalan bir yapım olmuş.

Her şey iyi güzel de 'Keşke bir de film yapsalarmış' diye geçirdim içimden.

Ama tabii çamurdan (veya Timothy Dalton'dan) da olsa Bond her zaman için Bond'dur.

Bir de not: Kanyon'da sinemaya gittim ve 16 YTL bilet parası ödedim. Çoktandır Türkiye'de sinemaya gitmediğim için fiyatın çokluğu dikkatimi çekti. Gündüz seansı üstelik. New York sinemalarından bile pahalı. Üstelik başında, ortasında onca reklam gösterilmesine rağmen. Bu fiyat biraz gaddarca. (Değil mi Muzo ve Hıncal Abi?)

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3