Karikatürist her devrin adamı. 80'li yıllarda katıksız bir Özal'cıydı. Bugün, neredeyse imkânsızı başardı ve hem Gül'cü hem Erdoğan'cı olunabileceğini gösterdi.
Düşünün, Fehmi Koru bile Başbakan'a karşı tavır almışken... Yoksa, yanından hiç ayrılmadığı Gül'e karşı bir karşı salvo mu? Saf mı değiştiriyor dersiniz, yoksa hem Gül'den hem de Erdoğan'dan mı faydalanmak istiyor?
Bu doğru olsa Başbakan Erdoğan hiç şüphelenmez mi Karikatürist'in samimiyetinden? Kendisinin kullanılacağını hissetmez mi? Bile bile bu tuzağa düşecek değil.
Sırf liberallerin evine gitmeyi sevmesiyle açıklanamaz herhalde.
Önce durumu özetleyelim.
n Yaygın bir inanışa göre Başbakan Erdoğan'la Cumhurbaşkanı Gül'ün arası açık. Cumhurbaşkanlığı sürecinde Gül'ün ısrarı Erdoğan'da ters tepti ve ipler koptu. Yollar ayrıldı.
n Bu kopuş sonrası Başbakan Erdoğan AKP'de 'yalnız adam' konumuna itildi. Gül, Babacan gibi isimleri yanına alıp AKP'de yeni bir 'vitrin' oluşturmaya başladı gizliden gizliye.
n Basında da Gül'cülerle Erdoğan'cılar bölündü... Saflar belirlendi. Kimileri Erdoğan'a yakın pozisyon aldı, kimileri Gül'e... Başbakan, zamanla Gül'cü gazetecilerin üstünü çizdi. Son olarak da Fehmi Koru'nun.
n Gül, Cumhurbaşkanlığı makamında kamuoyu nezdinde iyi puan topladığı için Erdoğan'ın yıpratılmasını gizliden gizliye sevinerek izledi. Başbakan herhangi bir şekilde koltuğunu kaybederse yerine geçmeyi amaçlıyordu.
Belki de böyle değil. Belki de işin içinde bambaşka bir şey var. Belki de son günlerde Ankara'da konuşulan bir dedikodu fazlasıyla doğru. Bu, epey bir zamandır doğru zannettiğimiz pek çok şeyin de yıkılacağı anlamına geliyor: Gül'le Erdoğan'ın arası bozuk değil! Daha doğrusu, artık barıştılar, anlaştılar ve eskisi gibi sırt sırta iki yoldaş. Gerekçe olarak da şunlar gösteriliyor:
n 'Çizer-i Azam' Sabah gazetesinde çalışıyor. Sabah gazetesinin editoryal kadrosu ve yazarları fazlasıyla Gül'cü. Çankaya Köşkü'ne çıkıyorlar, ağırlanıyorlar, hatta Gül'den güç alıyorlar. Ancak Sabah'ın sahibi bizzat Erdoğan tarafından belirlendi. Hatta damadı o grubu yönetiyor. Editoryal kadroyla idari yönetim arasında böyle bir çatışma mümkün mü?
n Gül ve Erdoğan, Fehmi Koru'nun çocuğuna nikâh şahidi olmak için bir araya gelmişlerdi. O buluşma zaten buzların eridiği yönünde yorumlanmıştı. Ancak Koru beklenmedik bir çıkışla tekrar ikilinin arasının bozuk olduğu izlenimini yarattı.
n Başbakan Erdoğan, sanılanın aksine Fehmi Koru'yu aslında hiç sevmedi. Onun her zaman Gül'cü olduğunu, hiçbir zaman da tam anlamıyla kendi safında olduğuna inanmadı. Gezilerine sanıldığından az davet etti. Koru'nun kendisine yönelik bu çıkışı da 'kişisel', Cumhurbaşkanı Gül'den bağımsız.
n Fehmi Koru belki de Gül'le Erdoğan'ın arasını bilinçli şekilde bozmak istedi. Eğer doğruysa illa bir niyeti vardır. Belki Erdoğan'la barışında kendisinin Cumhurbaşkanı üzerindeki etkinliğinin azalacağını düşündü.
n Karikatürist gibi 'orta yolcu' ve göze batmayan, herkesin kolayca kabul ettiği birinin ev davetinin Koru'nun yazısından sonra olması manidar. Bir anlamda barışmanın kamuoyuna gayrıresmi duyurulması gibi. Fehmi Koru, kendi kendine hareket edebilecek bağımsızlığa sahipken herkes biliyor ki Karikatürist'in ne kendine ait bir duruşu ne de bir gücü var. Her zaman kim ne buyurduysa onu yaptı. Dolayısıyla bu davet de Gül'ün bilgisi dışında gerçekleşmiş olamaz.
Rivayetler aşağı yukarı böyle. Ama her şey şimdi başlıyor: Tekrar bir araya gelen Gül ve Erdoğan'ın yeni ajandası ne?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.