Oray Eğin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Cemaat'e katıl, 700 bin dolar kazan

Hikmet Çetinkaya'nın Cumhuriyet'in Spor ekindeki yazısı dikkatimi çekti. TRT'de 'Fatih Terim gitsin mi kalsın mı' diye bir anket yapılmış geçenlerde. Tam da Terim başarılıyken nereden çıktı demeyin, Çetinkaya'nın dediği gibi işin altında başka bir plan söz konusu.

Bu planın amacı Cemaat'in altın çocuğu Ertuğrul Sağlam'a iş bulmak. Büyük başarısızlığın ardından Beşiktaş'tan ayrılmak zorunda kalan Sağlam'ı Cemaat bir yere yerleştirmek için uğraşıyor bir süredir. Sırf bu yüzden de Fatih Terim'in sözleşmesini yenilememesini çok istediler. Ama olmadı.

Fatih Terim de bu dönen oyunun farkında. Avusturya maçını kazanmış olmasına rağmen TRT'ye çıkıp konuşmaması belli ki bu duruma tepki.

Kuşkusuz Ertuğrul Sağlam hayat tarzıyla Cemaat'in daha kolay bağrına bastığı bir çocuk. Fatih Terim'e de saygı duyuyorlar ama terazide diğeri daha ağır basıyor. Cemaat'in Ertuğrul'a düşkünlüğüne iyi bir örnek, Zaman'ın başındaki Ekrem Dumanlı'nın onun istifasının ardından Beşiktaş kongre üyeliğinden ayrılması.

Gelin görün ki Sağlam da aşırı başarısız, tam bir ezik. Terim ise öyle ya da böyle maçları kazanıyor.

Dolayısıyla devletin kanalı alet edilerek Terim'e karşı psikolojik bir harp uygulanıyor. Başarısızmış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Yapılmak istenenin düşünsel altyapısını hazırlayarak Terim'i yıpratmak istiyorlar.

Böylece Ertuğrul Sağlam gelsin...

Ne ilginç kurgulanıyor değil mi?

Sadece bu küçük anket mi, iş bilmeyen TRT Genel Müdürü'nün yaptıkları da çok ilginç değil mi?

Devletin televizyonu, bizim paramızla ekranı meydanın en başarısız, en unutulmuş, en izlenmeyen isimlerine açtı. Bedavaya bile program yapabilecek insanlara, normalde alıştıkları rakamların kat be kat üstü paralar verildi ve transfer edildi. Başka kanallar onları kapı dışarı etmeye hazırlanırken, bunlar bir şekilde TRT'ye dahil oldular.

Ama bu harcanan para hiçbir şekilde rating'lere yansımadı, bizim paramızı çar çur eden devletin televizyonu hiçbir atılım yapamadı.

Yetmedi ama... Transfer dalgası son olarak Hakan Şükür'le devam etti. İlk programının sonucu hüsrandı. Zaten futbol hayatı boyunca da konuşamamasıyla ünlü olan biriydi Hakan, televizyonda da hiç kimse izlemedi.

Aldığı ücret ise NTV'de Rıdvan Dilmen'inkiyle kıyaslandı. Dilmen'in 700 bin dolar aldığı ortaya çıktı; Hakan Şükür de ondan aşağı ücret istemiyormuş.

Oysa Rıdvan Dilmen'in aldığı paradan bize ne! O Ferit Şahenk'in parasını alıyor; istediğini alır, patronu da istediği kadar verir. Bize laf düşmez.

Devlet televizyonu ise Hakan Şükür'e bizim cebimizden para veriyor.

Burada verilmek istenen mesaj da açık: Cemaat'e katılırsan başarılı olursun, kollanırsın, zengin olursun. Özel olarak bir başarının olması gerekmiyor, sadece Cemaat'e dahil olman yeter. Bu Cemaat istediğini istediği yere kondurabilir.

Nasıl ki Hakan Şükür'ü yorumcu yapıp cebine para doldurdular, sıra şimdi de Ertuğrul'u Milli Takım'a atamaya geldi. Demek ki Fatih Terim'den memnun değiller, onlara biat etmedi.

Etrafımızı sarmak, her yeri ele geçirme hareketinin son halkası da bu olsa gerek.

//c

iPhone'culara iyi haber

Nihayet iPhone 3G için 2.2 güncelleme paketi yayınlandı da telefonun en korkunç özelliğinden kurtulma şansına kavuştuk: 'Auto correction' (otomatik düzeltme) fonksiyonu ilk günden beri kâbusumdu ve her türlü yazma işini mahvediyordu. Hele hele birkaç dilde yazışırken kelimeler birbirine giriyor, iPhone kendi sözlüğüne göre düzeltmeler yapıyordu. Hızlı yazarken de onları iptal etmek, geri dönmek pek mümkün olmuyordu. Ne çok anlamsız mesaj aldım ve yolladım bu süreçte.

Neyse ki bu saçmalık çok uzun sürmedi. iTunes'dan yeni bir güncellenme paketini bu haftasonu itibarıyla indirmek mümkün oldu. Bu sayede iPhone'lar nihayet Türkçe mönülere de kavuştu, Google stret view ve podcast indirimi de mümkün oldu. Ama benim için önemli olan bu düzeltmeleri kapatma seçeneğiydi.

Apple, yenilikleri teker teker sunmayı seviyor. Steve Jobs da takıntılı, başına buyruk bir patron. Kendi kişisel tercihlerine göre kullanıcıyı yönlendiriyor. Neredeyse faşizan bir yönetim. 'Buna mahkûmsunuz' diyor ve biz ona uyum sağlıyoruz, o bize değil. Yeni Mac'lerde FireWire'ın kaldırılmasını düşünün.

Şimdi iPhone'da en büyük eksik 'kopyala yapıştır' özelliği. Umarım bir başka bahara demeden bir an önce bunu da hallederler.

//c

O tablo kimin?

Pazar ve pazartesi günü Hürriyet'te Ayşe Arman'ın konuğuydum. Röportaj kadar fotoğraflar da konuşuldu ve bana o günden beri çok sık yöneltilen bir soruya yanıt vermek istiyorum:

'O tablo kimin?'

Ayşe Arman'la oturduğumuz koltuğun dayandığı duvarda asılı tablo yükselen Türk ressamlarından Bora Akıncıtürk'ün işi. 2006 yılından. Londra'da yaşayan ressamın işleri hem orada hem de New York'ta sergileniyor, hatta bu aralar MoMA'yla bile görüşüyor. Yaptığı işlere borakinciturk.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3