Bayram ortasında şoke eden bir ölüm daha. Harbiye'deki Love adlı gece kulübünün sahibi Engin Temel'i vurmuşlar. Temel, 24 yaşındaydı. Evinin önünde iki kurşuna hedef olmuş ve hemen orada can vermiş. Haberi ilk olarak Vatan'ın internet sitesinde gördüm, 'infaz' diye vermişler. Zaten başka bir şey anlamak da mümkün değil.
İstanbul'da pek çok gece gezen gibi, benim için de Engin Temel aşina olduğum bir simaydı. Tanışıklığımız, konuşmuşluğumuz vardı. Facebook'umda bile ekliydi. Onu herkes gibi ben de Love'ın barmeni olarak tanımıştım. Erkeklerin ve kadınların arzu nesnesiydi; aynı zamanda fotomodellik yapmaya çalıştığından epey bir şöhrete ulaşmıştı gece hayatında. 'Love'daki Engin' dediğinizde bilmeyen yoktu.
Benim için daha da ilginç olan şuydu; sevdiğim bir tanıdığımın çok yakın arkadaşıydı. Bizim çok muhabbetimiz olmasa bile hakkında bir şeyler duyardım sürekli. Bir şekilde konu ona gelirdi.
Malatyalıydı. Orada doğup büyümüş, üniversite için İstanbul'a gelmişti. Ailesi üniversitede okusun diye maddi destek sağlıyordu. Ancak bir süre sonra okul işi askıya alındı. Gece hayatına girmiş, para kazanmaya başlamıştı. Ailesinin desteği sürüyormuş, o ise ne yaptığını söylemiyormuş.
Bir tür 'Anneme reklamcı olduğumu söylemeyin o beni genelevde piyanist sanıyor' hikâyesi: Malatya'ya gay barda çalıştığımı söylemeyin...
Bir keresinde ortak tanıdığımız aracılığıyla Best Model'e katılmak için yardım istemişti. Ben de onu Erkan Özerman'a yönlendirmiştim, sonradan olmadı ama. Ben de pek ilgilenmedim zaten.
Neyse, Engin hakkında bilgilerim bu kadardı. Sıradan, çok da ilginç bir tarafı bulunmayan bir hikaye.
Her şey geçen sene değişti.
Engin'in Love'dan ayrıldığı haberi geldi. Bir başka mekâna 'işletmeci ortak' olarak katılacakmış. Biriktirdiği parayı buraya yatıracakmış. Dört ortaklardı. Çok iyi bir kış geçirmediler sanırım, ama batmadılar da.
Ancak sezon kapanırken yolları ayrıldı. İlk mekân birisine kaldı, diğerleri başka yerler açmak için yola çıktı, açtı da sanırım.
Bu bilginin yanına bir soru işareti koydum, kafam karıştı çünkü. Hem de bu krizde böylesi bir işe girişmek akıl kârı mıydı?
Gece hayatını iyi bilen, bu işlerden anlayan bir arkadaşıma danıştım. 'Ben böyle şeylerden korkarım' dedi, kafamda kendimce bazı teoriler ürettim.
Bu mekânlardan ayrılan Engin de yuvasına geri dönmüş. Love'a. Bu kulübün sahibi Yaşar, İspanya'ya taşınınca Engin'e devretmiş işlerini. Kısa sürede Engin de patron oldu.
Daha birkaç hafta önce, ortak arkadaşımıza 'Ya Engin, Cayenne'e biniyormuş' dedim. Porsche'nin SUV'sini almış, onunla dolaşıyormuş şehirde, duymuştum. 'Biraz tuhaf değil mi, biraz çabuk değil mi?' diye sordum.
Bana kendince bir hesap yaptı. Banka kredisinden, Love'ı teminat göstermesinden, biriktirdiği paradan falan bahsetti. Ben biraz daha zorladım. Love'ın o kadar da iş yapmadığını, iki gün açık olduğunu ve dolmadığını söyledim.
Birbirimizi ikna etmek için uğraştık ama nafileydi. Ben sadece 'Bu yükseliş bana normal gelmiyor' dedim.
O hızlı yükseliş dün son buldu. Böyle olması gerekmiyordu elbette, ama bu son da yükseliş gibi aşırı hızda geldi.
Şimdiden pek çok dedikodu dolanmaya başladı bile. Bunları zamanla duyacağız, duyacaksınız eminim ki.
Ben Engin'in ölüm haberini alınca gece hayatını iyi bilen arkadaşımın yaptığı yorumu düşündüm: 'Ben bu işlerden korkarım.'
Hızlı yükselişler her zaman beni de ürkütür.
Bütün bunları söylerken de üzülmediğim sanılmasın. Tanıdığımız bir insan öldü. Çok sevdiğim birinin yakını. Hepimizin başı sağ-olsun.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.