Oray Eğin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Hangi araştırmaya inanalım?

Prof. Binnaz Toprak, bundan iki sene önce yaptığı araştırmada Türkiye'de türbanlı sayısının sanılanın aksine azaldığını ortaya koymuştu. İslamcı Basın bu verinin üzerine atlamıştı elbette. 'Ne diyordunuz, bakın ne çıktı' diyerek... Toprak'ın 'Değişen Türkiye'de Din, Toplum ve Siyaset' adlı araştırmasından çıkan veriler bakın ne diyordu:

n Şeriat isteyenlerin oranı 1999'da yüzde 21. 2006'da bu oran yüzde 9.

n 'Türkiye'de köktendinciliğin yükseldiğine inanıyor musunuz' sorusuna 'Hayır' yanıtı verenler yüzde 61.3.

n 'Laiklik tehdit altında değil' diyenler yüzde 73.1.

n Türkiye'de dindarlara baskı yapıldığını düşünenler 1999'da yüzde 42.4'ken bu rakam 2006'da yüzde 17.

n Çarşaf giyenlerin oranı 1999'da yüzde 3.4, 2006'da yüzde 1.1.

n Genel olarak başını örtenler 1999'da yüzde 15.7'yken 2006'da yüzde 11.4'e.

n Yüzde 83 Türkiye'de dindar çevrelerin laik yapmadığını düşünüyor.

Bu araştırmanın İslamcı cenahta sevinçle karşılaşması boşuna değil. Sonuçlar işlerine geliyordu. İrtica tehlikesinin bir balon olduğu düşüncesinin en önemli kanıtı sayılıyordu.

Peki aynı Binnaz Toprak ve ekibi, bugünlerde epey tartışılan ancak bu sefer İslamcıların hiç hoşuna gitmeyen yeni araştırmasında bakın ne gibi sonuçlara ulaşmış:

n '[L]aik kimliktekilere karşı olan iktidar kaynaklı ayrımcılık ve baskı, eğitim alanında cemaatlerin faaliyetleri, laik kimliktekilerin ticari hayattan dışlanması ve içki yasağı gibi konular ile ramazan aylarında oruç tutmayanlara karşı sergilenen hoşgörüsüzlük, cuma namazına katılma 'zorunluluğu' v.b. toplumsal baskılar, eskiden var olmayan yeni bir ortamın mevcudiyetine de işaret ediyor.'

n 'Mülakatlarda, esnafından, işadamından, memuruna kadar iş yaşamında yer alan çoğu kişinin, 'Ben de sizdenim' mesajını vermek üzere cuma namazına gitmeye ya da kılıyor görünmek için kepenk kapatmaya başladığını, o tarihe kadar başı açık olan eşlerin örtündüklerini, selamlaşmanın 'merhaba' ya da 'günaydın'dan 'selamünaleyküm'e dönüştüğünü, içki içenlerin kamuya açık yerlerde içmekten imtina ettiklerini, hacca-umreye gitmenin ya da iftar daveti vermenin 'moda' olduğunu, ramazanda oruçlu olunmasa bile oruçluymuş gibi davranıldığını, işyerinde Zaman gazetesi bulundurmanın ya da dini cemaat toplantılarına katılmanın zorunlu hale geldiğini, laik ya da sol sendikalardan istifa edilip iktidar yanlısı sendikalara üye olunduğunu anlattılar.'

'Türkiye'de Farklı Olmak, Din ve Muhafazakarlık Ekseninde Ötekileştirilenler' araştırmasına karşı '400 kişiyle anket olur mu', ekipte yer alanları kastederek 'Gazeteciler akademik araştırma yapamaz' gibi çamurlar atıldı, atılıyor yandaş medyanın tetikçileri tarafından. Sonuçlardan hoşlanmayan çevreler, bundan sadece iki sene önce yere göğe sığdıramadıkları Toprak'ı ve araştırmasını, bu sefer karalamayı tercih ediyorlar.

Binnaz Toprak en son araştırmasını Prof. Şerif Mardin'in ortaya attığı 'Mahalle baskısı' kavramından yola çıkarak yapmıştı. Tıpkı Mardin'e yapıldığı gibi bu araştırma da yandaş medya lincine maruz kaldı, kalıyor. İslamcı gazeteler, sonuçları çarpıtmaya bile çalıştılar geçtiğimiz günlerde.

Ne garip, ne çelişkili tavırlar değil mi?

Durun bitmedi ama...

Binnaz Toprak 2006'daki araştırmayı kimin için yapmıştı?

TESEV.

Peki bu kuruluşun finansmanını kim sağlıyor?

George Soros. Bizzat TESEV Başkanı Can Paker, Soros'tan iki milyon dolar aldıklarını açıklamıştı.

Peki Binnaz Toprak'ın şimdiki araştırması neresi için yapıldı?

Açık Toplum Enstitüsü, yani OSI.

Peki OSI'ın finansmanı nereden geliyor?

Kurucusu George Soros'tan!

Soros'un Türkiye'ye bakışı değişti

Türkiye'de irtica tehlikesi olmadığını söyleyip, bundan iki sonra 'mahalle baskısı'na dikkat çeken Binnaz Toprak kendisiyle çelişiyor mu? Doğrusu bu ilk değil.

2007 yılında Milliyet'te yayınlanan ve Tarhan Erdem'in şirketi KONDA'nın araştırma sonuçları ise 'Türbanlı sayısının 4'e katlandığını' gösteriyordu.

2003'te Türkiye'nin yüzde 3.5'i türban takarken, 2007'de bu oran yüzde 16.2'ye çıkmış.

Toprak, o zaman Milliyet'e yazdığı yazıda farklı sonuçlara değinmişti:

'Sorular arasındaki bu farklılıkların, farklı sonuçlar çıkarmış olması muhtemeldir. Kaldı ki bizim araştırmamızla Sayın Erdem'in araştırması arasında 1.5 yıllık bir zaman farkı vardır. Bu bir buçuk yıllık süredeki siyasal, sosyal ve ekonomik değişiklikler göz önüne alındığında, örtünme ve 'türban' oranlarında artış olması da tabii ki mümkündür.'

İster istemez sormadan edemiyorum: 2006'daki araştırmanın evinde Başbakan'ı ağırlayan, AKP'ye tam destek veren Can Paker'in TESEV'i için yapılmış olması sonuçları etkiledi mi?

Ya da 2008 yılına gelindiğinde, Toprak'ın her iki araştırmasının da finansörü olan George Soros fikir mi değiştirdi?

//c

10 senenin intikamı

Aslında Mehmet Ali Birand ve ekibi CNN Türk'ün kuruluşunda görev başındaydı. Ortada daha CNN markası bile yoktu, henüz Turner'la anlaşma sağlanmamıştı. Birand ve ekibi Hürriyet Medya Towers'ın bir katında TV24'ü kurmak için çalışıyorlardı. Bilgisayarlardan alınan TV24 yazılı çıkışlar kapılara asılmıştı...

Ne Taha Akyol ne de Ferhat Boratav vardı...

Sonra bir gün aniden kuruluş çalışmalarını yürüten, oraya kendi ekibinden pek çok kişiyi getiren Mehmet Ali Birand'ın elinden alındı haber kanalı. CNN Türk'e genel müdür olarak Taha Akyol atandı. O da Genel Yayın Yönetmeni olarak Ferhat Boratav'ı yönetti. Nuri Çolakoğlu'nun devreye girdiği çok kısa süre dışında Akyol'un iktidarı hiç sarsılmadı...

Birand, Kanal D Haber'in başına geçene kadar CNN Türk'te sadece İcra Kurulu Üyesi ve 'Manşet' programının yapımcısı olarak görev yaptı.

Bu arada Akyol, pek yıldızının barışmadığı Mehmet Ali Birand'a özenip onu taklit etmeye başladı ekranda. Belgesellere, söyleşilere, muhabirliğe soyundu...

Tam 10 yıl sürdü...

Mehmet Ali Birand, 10 yıl da gecikmeyle olsa kuruluşunda çok emek sarf ettiği CNN Türk'e geri döndü. Taha Akyol da şimdi CNN Türk'te sadece 'programcı' kaldı.

Medyada her an her şey olabiliyor işte...

Bir de taklit edilerek Birand olunmuyor.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3