AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-02-09

kategori2

Krizi kim çözdü?

Dünyanın hem ekonomik hem de siyasi dengeleri yeniden kuruluyor. Kapitalizm için yeni kurallar yazılıyor. Finans ve siyaset merkezleri değişiyor. Sistem, varlığını sürdürebilmek için kendisini yeniliyor. Küresel ekonomik kriz ve peş peşe savaşlarla sarsılan güç dengeleri 'yeni başlangıçlar için aktörlere tarihi fırsat kapıları' açıyor.  
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Davos çıkışı' sonrasında Türkiye'nin rolü ve rotası tartışılıyor.
Davos, daha bir süre gündemdeki yerini koruyacağa benziyor. Merak ediyorum, Davos'ta Başbakan forumu terk edip gittikten sonra 'bir kriz çözücü' devreye girmiş olabilir mi? Hatırlayın, hava bir saat içinde aniden değişiverdi. Eğer varsa 'böyle bir akıl' hem Türkiye hem de İsrail üzerinde etkili olmalı.
'Bir görünmez el' Türkiye ve İsrail arasında telefon diplomasisi yaptırdı mı? Krizin büyümesini engelleyen, Erdoğan'a 'benim tepkim moderatöreydi' dedirten, Peres'e Erdoğan'a telefon açtırıp, 'üzgün' olduğunu söyleten bir güç. Davos yönetimini, sinirlerin bozulduğu o en sıcak anların ardından Erdoğan'la yan yana oturtan bir hakem. Olabilir mi? Başbakan'ın yakın çevresinde böyle biri var ise mükemmel. İsraillilerden birisi bunu başarabildiyse bravo. Amerika? Belki. Brüksel'de AB ile Türkiye arasında benzeri sinir harbinin yaşandığı ve 'hazırlayın uçağı Ankara'ya gidi-yoruz' restinden sonra çalışan okyanus ötesi telefon hatları gibi. Böyle bir ihtimali şahsen dışlamıyorum. Ankara-Tel Aviv arasındaki ciddi bir krize sistem tahammül edemez. Kurulu yapı çoğu kere oyuncularının hata yapmasına izin vermez, bazen de yapılan hatalardan geriye dönüşe yardım eder. Neyse, şimdi dönelim Türkiye'nin tarihi işlevine.

ABD: Türkiye'nin Batı dışına yönelme ihtimali yok
Çarşamba günü ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi James Jeffrey ile dört gazeteci öğle yemeğindeydik. Büyükelçi bir gün önce Başbakan Erdoğan'la görüşmüştü. 'İyi bir zamanlama' oldu doğrusu. 'Rahat konuşalım' dedi, 'yazılmamak üzere' kaydını düştü. İzlenim olarak size şu kadarını aktarabilirim:
ABD, Ankara'nın Batı'dan uzaklaştığı ve Ortadoğu'ya yöneldiği konusunda en ufak bir endişe taşımıyor. Böyle bir gelişmeye hiç ihtimal vermiyorlar. 'Türkiye Batı ile kopmaz bağlara sahip. Aksi düşünülemez' görüşündeler. Erdoğan'la görüşmeden memnun kalmışlar. Hamas'la ilgili Ankara-Washington hattında bir görüş ayrılığı olduğu ortada ancak Erdoğan'ın Arap sokaklarında artan popülaritesinden hiç şikayetçi görünmüyorlar.
Başbakan Erdoğan'ın yakın mesai arkadaşı Yalçın Akdoğan, dün Yasin Doğan müstear ismiyle yayınlanan yazısında 'Türkiye-ABD ilişkilerinin önemini' işliyordu. Yazıda, Batı için 'Türkiye, bugün dünden daha önemli bir ko-numdadır' deniliyor ve 'bu kadar çok boyutlu bir ilişki stratejik işbirliğini gerektirir ve bu ilişkiyi bir çırpıda kenara koymak mümkün değildir. Türkiye, Obama'nın ilk konuşmasında çizdiği viz-yonu hayata geçirebilmek için anahtar ülke durumundadır. Türkiye-ABD ilişkilerini sıradan bir ilişki gibi görmemek gerekir' vurgusu yapılıyordu. Erdoğan-Büyükelçi görüşmesinden iki gün sonra... Önemli değil mi?

Türkiye'nin rolü yeniden yazılıyor
Davos sonrası yaşadıklarımız meselelere ne kadar ideolojik baktığımızı gösteriyor. Tartışmalar ne yazık ki hep yüzeysel. Oysa ülkemizi 'işlevi bağlamında' değerlendirmeliyiz. Türkiye'nin gücü ve önemi, sahip olduğu misyondan gelir.
Büyükelçi'yle konuştuğumuz günün akşamında İstanbul Dolmabahçe'deki Başbakanlık ofisinde Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, gazete yöneticileriyle buluştu. Konu 'İstanbul'un uluslararası finans merkezi' olmasıydı. Ekren, bir yıldır kurduğu ekiplerle birlikte bu konuda çalışıyor. Bu arayış, derinliği ve zamanlaması itibarıyla ihtiyacımız olan 'vizyoner bir bakış açısının' ender örneklerinden. 

Gerçekten, dünyanın içinde bulunduğu bu süreç, İstanbul'un finans merkezi, Ankara'nın da uluslararası bir güç merkezi olmasının yolunu açabilir. Şartı, Türkiye'nin elverişli ve dengeli bir zemin yaratmasıdır. Buna engel 'Hamas'la bu kadar yakın ilişki' kurulmasıdır. Batı-Doğu dengesine iyi ayar verilirse hızlı yol alırız. Halkların gönlüne hitap ederken terörle aramızdaki mesafeyi şüphe bırakmayacak noktaya taşımalıyız. Hamas çizgisine yakın duran coğrafyaya para gelmez. 

Türkiye, şu anda Doğu ile Batı arasında enerjide gerçek bir köprü. Finansta niye olmasın? Ülkemizde telekomünikasyon ve bankacılık altyapısı çok ileri düzeyde. Bizim finans sektörü dünyada en sağlam örneklerden birisi olduğunu son krizde ispatladı. Global ölçekte etkili olmak için sistemin temel parametrelerinin hepsinde etkinlik şart. Askeri alan buna dahil. Türkiye asli işlevine oturuyor. Bu, sistemin ona yüklediği bir zorunluluk. Bence Başbakan başkası olsaydı da Türkiye bunu yapacaktı. Erdoğan, hevesi ve hırsıyla bu işlevi kolaylaştırıyor.

ABD, Davos'ta yaşananların Ankara-Washington hattında sorun oluşturmasını istemiyor. Tecrübeli devletler böyle davranır. Uluslararası ilişkiler uzun vadeli ve karşılıklı çıkar birlikteliğine dayanır, duygusallığı dışarıda tutar. Amerika'nın Türkiye'yi gözden çıkarıp çıkarmaması, ABD'nin çıkarlarıyla ilgili bir durumdur. İlişkinin sağlamlığı da karşılıklı çıkarların ne kadar büyük bir alanda kesiştiğine bakar. Ankara-Washington geniş bir alanda ortak menfaatlere  sahip rotanın adıdır.