AKŞAM GAZETESİ | Dr. Murat Kınıkoğlu | 2009-02-09

kategori2

Evham yapmayın mikroptan korkmayın

Hastalarımdan birinin  10 aylık dünya tatlısı bir torunu var. Anneannesini evinde muayene ederken gülücükler saçarak düşe kalka yürümeye çalışmasını görmenizi isterdim.

Elini koltuktan çekince kıç üstü yere oturdu, ağzındaki emziği düşürünce de ağlamaya başladı. Annesinin halıya düşen emziği renkli bir sıvıya batırıp çocuğun ağzına verdiğini görünce kendi çocukluğum aklıma geldi. Annemin yere düşen emziği yalayıp torununa verdiğini çok iyi hatırlıyorum. Genç anneye renkli sıvının ne olduğunu sordum. 'İçinde antiseptik var' dedi gururla. Sonra kaşlarını çatıp 'Her taraf mikrop dolu' diye devam etti: Çocuk hasta olmasın diye çok dikkat ediyoruz. Çenemi tutmaya çalışarak muayeneye devam ettim. Beş dakika geçmeden bir çığlık... Küçük çocuk eski bir terliği ağzına almış afiyetle dişliyor. Annenin yüzü bembeyaz, çocuğu mikrop kapacak ya!...

Sokaktan geldin çabuk elini yıka!
Malatya'da büyüdüğüm sokağın adı (beni bağışlayın) 'Boklu ceget' di. (Ceget bizim orada sokak anlamına gelir.) Sanırım bu ismi yolun tam ortasından akan lağım yüzünden almıştı. Mahallenin çocukları olarak bütün gün boklu cegette oynardık ve emin olun emziği antiseptik sularla temizlenen günümüz çocukları kadar hasta olmazdık. Annemin 'Sokaktan geldin elini yıka' veya 'Köpeğe dokunduysan elini yıka' diye ensemde boza pişirdiğini de hatırlamıyorum.
Yazdıklarımdan temizliğin önemini küçümsediğim veya pisliğe methiye düzdüğüm anlamı çıkarılmasın. Bir doktor olarak tabii ki enfeksiyonlara dikkat etmemiz gerektiğini kabul ediyorum ancak mikrop korkusunun bir fobi haline getirilmesine de karşıyım. Neden mi? Annelerin aşırı titizliği ve temizlik konusundaki abartılı yaklaşımları çocukların sıhhatini korumak bir yana büyüdüklerinde alerjik rinitten (Burun içini döşeyen mukozanın iltihablanması) tutun, astım, kolit gibi pek çok hastalığın ortaya çıkmasına neden oluyor da ondan...
Her geçen gün daha da şişirilen mikrop korkumuzun arkasında, trilyonluk ciroları ile her biri dünya devi olan uluslararası deterjan ve temizlik maddesi firmaları var. Televizyon reklamlarıyla beynimizi yıkıyor, bizlere mutfak tezgahlarının, evyelerin, banyoların ve tuvaletlerin ne kadar kirli, mikropların ne kadar tehlikeli ve çirkin yaratıklar olduğunu, bebeklerimizin, çocuklarımızın ne büyük bir tehlike içinde yaşadığını öğretiyorlar. Tek amaçları (eğer inanırsanız) bizim sağlığımızı korumak!. Bu arada tüm doğayı, denizleri, akarsuları zehirli kimyasal maddeleriyle kirletmeleri kimin umurunda? Önemli olan evyemizin temiz olması, öyle değil mi?

Bakteriler sağlıklı bir yaşam sürmemize yardımcı olur
Sevgili okurlarım aslında mikroptan uzak durmak aynı günahtan uzak durmak gibidir. 'Benden dindarı yok' diyen hocanın aslında porno film müptelası olduğunu veya 'Namahreme bakmak günahtır' diyen sakallının Avrupa plajlarında Jetski keyfi yaptığını öğrenip şaşırmadık mı?
Demek ki öncelikle şu gerçeği bilmemizde fayda var: 'Günahsız bir yaşam olmadığı gibi mikropsuz bir yaşam da imkansızdır.' Ne kadar titiz bir anne olursanız olun çocuğunuzu mikropsuz bir ortamda yetiştiremezsiniz. Sadece ağzımızın içinde, dünyadaki insan sayısından fazla mikrop var. Bağırsaklarımızda 1.5 kilo ağırlığında bakteri olduğunu, sadece yüzümüzde 1000'i aşkın zararsız uyuz böceği yaşadığını biliyor musunuz? Hepimizin kirpiklerinde gözle göremeyeceğimiz kadar minik follikül uyuz böcekleri yaşar. Vücudumuzda sağlıklı bir yaşantı sürdürmemize katkıda bulunan tam 1014 çeşit bakteri var. Bunlar şimdiye kadar tespit edilenler, bilim adamları, her geçen gün, bağırsaklarımızda hatta damarlarımızın içinde bizimle birlikte yaşayan bir öncekinden küçük yeni bir virüs daha buluyorlar.

Evinizin her yerini zehirli  kimyasallarla ovalamayın
KÜÇÜK çocukların babalarının terliği dahil buldukları her şeyi ağızlarına almalarının tek nedeni yeni çıkan dişleri değildir. Çocuklar bu sayede eşyaları tanır ve daha da önemlisi yeni mikroplarla tanışırlar. Evrimin bize kazandırdığı bu yetenek sayesinde pek çok mikroba karşı aşılanmış oluruz. Ülkemize gelen Amerikalı turistle aynı şeyleri yediğimizde bize bir şey olmamasına rağmen onların tuvaletten çıkamamasının nedeni vücut savunma sistemlerinin bizim aşina olduğumuz mikropları tanımamasıdır. Bu yüzden çocuğunuzun sokakta, tozun toprağın içinde oynaması, babasının terliğini dişlemesi sizi endişelendirmesin. Evinizin her tarafını zehirli kimyasallarla ovup durmayın. Tabii ki ağzına terlik verin demiyorum ama halıya düşen emziği antiseptik suya batırmanın da bir anlamı yok.