AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-02-09
Ne kadar farklı dünyalar var ve aslında birbirleriyle ne kadar da yakından ilgililer. Salı akşamı geç saatlere kadar İstanbul'da Fenerbahçelilerin gecesindeydim. 'Bir efsanenin tarihi' anonsuyla süslenen gecede 'Asr-ı Fener' adlı kitabın tanıtım gecesi adeta görsel bir şölen niteliğindeydi. Türkiye'nin zengin ve kudretli isimleri, Fenerbahçe tutkunu ünlü işadamları bir geceliğine olsun krizden uzaklaşma psikolojisindeydiler. 'Bu gece eğlen-
meye geldik' diyorlardı birbirlerine. Türkiye burjuvazisinin en iyi yetişmiş yeni nesil isimlerinden Ali Koç bile çok heyecanlıydı, bir köşede elinde önceden hazırladığı notlara bakarak yapacağı konuşmaya hazırlanıyordu. Ekonomik krizden söz açınca hepsi lafı geçiştirip, 'aman bu gece kriz konuşmayalım' diyordu.
Dün Ankara'daydım, gözler Cumhurbaşkanı Gül'ün topladığı zirvedeydi. Ben ise 'acaba Başbakanlık'ta neler oluyor?' merakı içindeydim. Geçtiğimiz cuma günü Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanlığı bürokrasisi ile yararlı bir görüşme yapmıştım. Bu kez sıra Başbakanlık bürokrasisindeydi. Çok ama çok ilginç bir haber aldım. Başbakanlık bundan böyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un haftalık görüşme yapması programı üzerinde çalışıyordu. Haftada bir, perşembe günleri, Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay Başkanı arasında yapılan rutin görüşmelere Başbakan-Genelkurmay Başkanı arasındaki görüşme de eklenecekti.
Bu haber gerçekten heyecan verici, aslında daha çok umut verici. Malum Ankara uzun zamandır yüksek gerilim hattında. Kurumlar arası ilişkiler sık sık geriliyor. Dışişleri Konutu'ndaki dünkü toplantı Cumhurbaşkanı'nın böylesi günlerde devreye girmesi bağlamında önemlidir. Belki de söylendiği gibi çok önceden planlanmış bir zirvedir ama böyle bile olsa yargı-siyaset ilişkilerinin çok tartışıldığı, askeri kesimin kısa süre içindeki açıklamalarıyla rahatsızlığını dile getirdiği ve hassasiyet beklediği bir dönemdeyiz. Dolayısıyla toplantıda yargı bağımsızlığı, soruşturmanın gizliliği, masuniyet karinesi gibi evrensel değerler konuşulmamış olamaz. Cumhurbaşkanı'nın davetiyle gerçekleşen o görüntünün verilmesi bile başlı başına önemlidir ve bir iklim tesis etmeye dönüktür. O resim herkese belli mesajları verir, emin olun toplumu da rahatlatır.
Biz millet olarak cumhurbaşkanlarına sembolik değil, kriz günlerinde problem çözücü bir makam olarak bakıyoruz. Bu kesin. Dört gün önce Gül'ün yaptığı konuşma Cumhuriyet Gazetesi'nde 'Sorumluluğa Çağrı' manşeti ile verilmişti. Aynı şekilde Gül'ün TRT'ye yönelik uyarısı da belli kesimlerde, medyanın merkez çevrelerinde bir ferahlık duygusu yaratmıştı. Demek ki Köşk, belli zaman aralıklarında inisiyatif üstlenerek toplumsal ve kurumsal gerginlikleri yumuşatıcı bir konfor bölgesi oluşturabilir. Beklenti ve ihtiyaç o yönde.
Gelelim Başbakanlık-Genelkurmay hattına...
İKİSİ DE İKİLİ İLETİŞİMDE BAŞARILI
Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un kapalı kapılar ardında yüz yüze görüşmelerinin çok faydalı olduğuna yönelik görüşlerim yeni değil. Hem Erdoğan hem de Başbuğ ikili iletişimde etkili ve başarılı isimler. Basın aracılığıyla konuşmak ise çok farklı. Erdoğan ve Başbuğ, kendi tabanları ve kendi kurumlarının iç kamuoyları nezdinde çok karizmatik liderler. Medya aracılığıyla mesaj verirken buna uygun bir ayar vermek ihtiyacı hissediyorlar. Bu kimi zaman krizlere yol açabiliyor. Ama yüz yüze konuştuklarında (üç önemli görüşme yaptılar ve çok somut sonuçlar ürettiler) ülke yararına birtakım adımları atabiliyorlar.
Ergenekon soruşturmalarının miladı olarak 10'uncu dalga sonundaki Erdoğan-Başbuğ görüşmesini gördüğümü belirtmiştim. Erdoğan'ın o görüşme sonrasındaki açıklamalarını 'Balkon konuşmasından daha önemli' diye nitelendirmiştim. Kimse yargıdan adam kaçırıyor değil. Sonuçta haklarında iddiaları olan herkesin yargılanmasına devam edilecek. Ama en azından o geçen süreç içinde en üst düzeyde bir hassasiyetin ortaya konulduğu besbelli.
Her neyse, Ergenekon artık kendi mecrasında, hukuki sahada görülen bir soruşturmaya dönüşüyor.
İşte Erdoğan ve Başbuğ'un haftalık olağan görüşme trafiğini başlatmaları bana bu nedenle çok tarihi bir adım gibi geliyor. Başbakanlık'ta olduğum saatlerde bürokratlar 'Erdoğan ile Başbuğ için bugün yapılmak üzere bir görüşme organizasyonu üzerinde çalışıyorlardı.' Geçen hafta perşembe günü de Erdoğan ve Başbuğ program dışı da olsa buluşmuştu. Ancak bir tedirginlikleri vardı. Görüşmenin bugün yapılması halinde yine kamuoyunda 'Ergenekon'la ilgili olağanüstü gelişmeler hakkında görüşecekler' algısı oluşabileceği endişesi taşıyorlardı. Konut'taki zirvenin bir gün sonrasına denk gelmesi de bu endişeyi artırıyordu. Taşra baskımız için manşet atılırken karar henüz netleşmemişti. Son kararı Başbakan Erdoğan verdi ve rutin görüşmeler bugünden itibaren başlatıldı. Akşam geç saatlerde bu haber televizyon kanallarına da yansıdı.
Böylece bugünden itibaren kritik önem taşıyan rutin görüşmeler başlıyor. Kurumlar arası ilişkilerde gerginlik bekleyenler eminim bu habere çok üzülecekler. Başbakan çok doğru bir adım atıyor.