AKŞAM GAZETESİ | Alaattin Metin | 2009-02-09
Ali Koç'a olan saygım, sevgim bir kat daha arttı.. Soyadına yakışır Koç gibi, kimsenin cesaret edemeyeceği, düşünemeyeceği ve de yapamayacağı, dünyada bir ilki gerçekleştirdi..
Bu tarihi olayı sahiplenen, ev sahipliği yapan Türkiye'nin saygın ve örnek iş adamlarının oluşturduğu 1907 Derneği'ne de helal olsun..
Fenerbahçe'nin 100 yıllık tarihini öyle güzel bir kitapta topladılar ki, sevdalısı oldukları kulüpleri ile birlikte onlar da tarihe geçtiler..
On yıl, yirmi yıl, belki de elli yıl bu kitap konuşulacak..
Koleksiyoncular bu güzel esere sahip olmak için bir servet harcayacaklar..
Ama eser kadar bu güzelliği hazırlayanlarda konuşulacak..
Bugün bizler, yarın onların çocukları, torunları..
O güzel gecede medyaya yansımayan, hem görüntü hem de söz olarak önemli mesajlar da vardı..
Mesela, sinevizyon gösterilerinde tarihin tozlu raflarında sıkışıp kalan Zeki Rıza Sporel'in Fenerbahçe sevgisini, o kutsal formayı giymenin ne demek olduğunu anlatan ünlü sözü.
Bir gün bir dostu şöyle der:
-Yani siz hiç yenilmediniz mi!
Sporel yüzüne bakar ve şu cevabı verir:
'Elbette yenildik. Ama biz yenilince ağladık.'
Rakibe, formaya, kulübe saygının en güzel anlatıldığı bu tarihi söz ayakta alkışlanır..
***
Ve bir kişi daha alkışlanır..
Başkan Aziz Yıldırım, sahneye davet edildiği vakit, o seçkin üst düzey insanlar, ülke ekonomisine yön veren patronlar ayağa kalkarlar ve Fenerbahçe Başkanını alkışlarla podyuma çıkarırlar.
Bunun anlamı ne!
Aziz Yıldırım'a, 'Fenerbahçe'ye sen çağ atlattın, başkanlığı bırakma.' desteği mi yoksa o gece orada bulunan bir başka adaya 'Sana oy vermeyiz' mesajı mı!
Yıldırım'ı, Fenerbahçe kulübü başkanı olduğu için saygıdan mı ayakta alkışladılar, yoksa Aziz Yıldırım olduğu için mi!
İnandığım kişilere sordum..
'Bu topluluğa kimse zorla bir şey yaptıramaz.. Aziz Yıldırım'ın yaptıklarını görmemek için kör olmak lazım' dedi.
Yani şifre açık..
Ve o gece bir şey daha görüldü..
O da Fenerbahçe'nin ne kadar büyüdüğü ve çok farklı bir kulüp olduğu..
Biz taş devrinde oynamışız..
Fenerbahçe'nin unutulmaz başkanlarından Faruk Ilgaz için düzenlenen özel toplantıda, eski dostlarla hasret giderdik.. O dönem yöneticilik yapan, futbol oynayan dört kuşak bir araya geldi..
Erdal Kocaçimen, Halit Deringör, Burhan Sargın, Şeref Has, Can Bartu, Osman Göktan, İsmail Kurt, Fuat Saner, Serkan Acar, Cemil Turan, Selçuk Yula, Cem Pamiroğlu ile hasret giderirken, rakı kokan, damı akan salonlarda yapılan kongrelerden kulübün nereye geldiği konuşuldu.. En çok da, o dönemin unutulmaz futbolcularının kamp yaptığı yerin bugün beş yıldızlı otel olması gündeme geldi. Cemil Turan, 'Biz taş devrinde top oynamışız. Şu imkanlara bakın' dedi. O dönemin futbolcuları, 'Transfer zamanında biz pazarlık yapamazdık.. Yöneticiler ne derse boynumuzu bükerdik' derken, bugünün futbolcularının görüşmelere menajerlerinin yanında avukatları ile girmelerini anlattılar. Sahaların güzellikleri, imkanları bolluğu karşısında bugünün futbolcularının kulakları çınlatıldı.. Beş kupayı alan futbolcular, 'O gün kravatları yok' diye tesislere alınmadıklarını söylediler..
10 SENEDiR konuşulmuyor..
Ekonomik kriz var.. Şirketler kapanıyor, binlerce kişi işsiz.. Fenerbahçe ise her gün yeni bir yatırım yapıyor.. Hem de devletten bir kuruş destek almadan..
Çok iyi hatırlıyorum..
Eskiden her gün gazetelerde haberler çıkardı..
Falanca futbolcu parasını alamadı..
Veya kaptan başkana giderek 'Bizim alacaklarımızı ne zaman verecekseniz?' derdi..
Maç primini alamayan, UEFA'ya şikayet edeceklerini söyleyenler bile çıkardı..
Takım yenildiği vakit o hafta kimse alacağını bile isteyemezdi..
Şimdi öyle mi!
Günü geldi mi, milyon dolarlar bankada hesaplarına yatıyor.. Primler ertesi günü ödeniyor..
Ve Fenerbahçe'de on yıldır para lafı edilmiyor..
***
Eskiden kulübe para verecek zengin yöneticiler aranırdı.. Kongre öncesinde pazarlıklar yapılırdı.. 'Kulübün şu kadar borcu var.. Onu vereceksin, üstüne de şu kadar para' denirdi ve başkan adayları da yönetimlerini ona göre iş adamlarından oluştururdu..
Şimdi, zengin iş adamı değil, proje üreten kulübe gelirler sağlayabilecek beyinler aranıyor..
Tahir Kıran'ın büyük ayıbı...
Duyunca kulaklarıma inanamadım.. İnsana bu kadarı da olmaz dedirtecek kadar utanç verici bir olay.. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile kavgalı olan Tahir Kıran, Türkiye'nin önde gelen, sevilen iş adamlarından Faruk Yalçın vefat ettiği gün, gazetelere başsağlığı ilanı veren Futbol Federasyonunu savcılığa şikayet etti.. Gerekçe spor için toplanan paraları amaç dışında harcamak..
Sivas delegesi olduğu için de Federasyondan hesap soruyor..
Bu ne kin, ne öfke..
Merhum Faruk Yalçın, Fenerbahçe Kulübü ve Kulüpler Birliği Başkanı Aziz Yıldırım'ın dayısı.. Rahmetli Yalçın'ın oğlu Osman Yalçın Fenerbahçe'de yöneticilik yaptı.. Yeğeni Neşet Yalçın, Ali Yalçın halen yönetici.. Olmasalar ne olur..
Futbol Federasyonu, ülkesine hizmet eden bir kişi için ilan da mı veremeyecek.. Futbol Federasyonu Başkanının bu konuda mahkemeye gitmesi kimi üzer.. Mahmut Özgener'i mi yoksa Kıran'ı mı.. Hiç sana yakışmadı Tahir Kıran..
Sıkandalı Ballı önleyince Dede Denizli gibi olmadı
Mustafa Denizli, Beşiktaş maçında altı yabancı oynatarak Fenerbahçe'yi hükmen yenik duruma düşürmüştü..
Ve o gün 'Ben maçı izlerim, antrenörlerim dikkat edip beni uyaracaklardı..' diyerek Oğuz Çetin ile Nurettin Yıldız'ı suçlamıştı.. Fenerbahçe'nin on kişi kalan Eskişehir'i yenemediği maçta da bir yabancı oyuncu skandalı yaşanmak üzere iken, menajer Volkan Ballı'nın dikkati son anda skandalı önledi..
Sahada altı yabancı vardı. Selçuk'u Arsenal maçını düşünerek kenara almak isteyen Aragones, kulübede oturan Deivid'e 'Isın oyuna giriyorsun' dedi. Ballı'ya değişiklik kağıdını yazmasını söyledi.. Ama menajer 'Hoca sahada altı yabancı var' deyince son anda Ali Bilgin'i oyuna aldı.. Deivid'i de 87 dakikada sakatlanan Alex'in yerine oynattı..
Yani akıllı menajer bir skandalı önledi..