Enver AYSEVER tarafından Numan Kurtulmuş ile yapılan röportaj

AKŞAM 25 OCAK 2009, PAZAR

CHP ve ordu el ele AKP'yi iktidar yaptı

Yoldayken...
MİLLİ Görüş çocukluk yıllarımın korkulu rüyasıydı. Erbakan'ın 'Kadayıfın altı' benzetmesi hala kulağımdadır... Saadet Partisi'nin yeni genel başkanı Numan Kurtulmuş, sıcakkanlı ve güven veren biri. Muhtemelen akademik kimliğinden kaynaklı bilimsel bir duyarlılığı var. Meselelerini geleneksel çizgide açıklamıyor. Karşısındakini dinliyor, kitle partisi genel başkanı olma çabasında... Yıllardır Fatih'te oturduğunu, köklü bir aileden geldiğini biliyordum. Söyleşiyi Saadet Partisi'nin İl Başkanlığı'nda yaptık. Duvarlarda kimi ayetler vardı ve girişte Erbakan'ın posteri... Numan Bey'e de söyledim, kadınsızlar... Her yer erkek ve bu insanı boğuyor... Numan Bey büyük olasılıkla tabanı ürkütmeden, kaçırmadan büyümeyi deneyecek!..

Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş: Bu hükümeti
iktidara getiren halk desteği, AB içindeki bazı politik çevreler, ABD
desteği ve içerideki statükodur. Erdoğan'ın önünün açılması, CHP desteğiyle oldu. 28 Şubat da ortaya yeni bir siyasi konjonktür çıkardı
Gazze konusunda Türkiye'de en etkili muhalefeti yaptınız...  Siyaset korkularla, menfaatlerle yapıldığı zaman başka bir şey olur. Gazze olayları karşısında dünya üç gruba ayrılmıştır. Bu katliama sebep olan İsrail ve destek olan bazı Batı devletleri; altlarından koltukları gidecek diye bu vahşete seyirci kalan bazı Arap ve Müslüman ülkelerin yöneticileri ve mazlumun yanında zalimin karşısında duran insanlar.


Bizim siyasal iktidarımız bu üç gruptan hangisine dahil?

İktidar iyi bir şeyler yapmaya çalıştı. Ama iktidar, niyet yeri değil sonuç alma yeridir. Ben ilk gün dokuz maddelik bir plan sundum hükümete. Türkiye'nin Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler geçici üyeliği ve İslam Konferansı üyeliğini devreye koyarak İsrail karşısında bir diplomatik güç oluşturmasıyla ilgili.

Bunu yapabilir mi iktidar?
Birkaçını becerebilseydi İsrail, saldırganlığını gözden geçirmek zorunda kalırdı. Ama hükümet bunları yapmadı. Aksine Başbakan biz bunları söyledikçe; önce 'Devlet yönetiyoruz bakkal yönetmiyoruz' dedi, ardından 'Bekara karı boşamak kolay,' dedi.

İSRAİL BİLEREK SINIRLARINI ÇİZMİYOR

Türkiye'de bir anti-semitizmin olduğunu düşünür müsünüz?
Hayır. Bakın bu anti-semitizm aslında bir Siyonist propagandasıdır. Biz hiçbir kişiye mensubu olduğu dinden, milletten dolayı düşman olamayız. Kaldı ki biz inanç olarak Hz. Muhammed'e ne kadar inanıyorsak, Hz Musa'ya da o kadar inanıyoruz. Dünyada sınırları olmayan tek ülke İsrail'dir. İsrail resmen bilerek sınırlarını çizmez. İsrail'in nihai sınırı Nil'den Fırat'a kadar olan büyük İsrail kurulmadan çizilmeyecektir. Büyük İsrail planının bir numaralı muhatabı ise Türkiye'dir.

Türkiye'nin Amerika'yı karşısına alarak böyle bir durumda olma şansı var mıdır?

İsrail 1940-50'de ortaya çıkmış bir devlet. Biz bu topraklarda bin küsur senedir varız. Tabii ki bütün ülkelerle iyi ilişkiler içinde olacağız. Ama desteği de onayı da sadece milletimizden alacağız.

AKP KONJONKTÜR PARTİSİDİR

Siyasal iktidar bunu yaptı mı?
Bu hükümeti iktidara getiren dört neden olduğunu düşünüyorum. Bunlardan bir tanesi halk desteğidir. İkincisi konjonktür destektir. Bunlardan birisi AB içindeki bazı politik çevreler, bu bölgedeki projeleri nedeniyle ABD desteğidir. İki konjonktür desteği de ortaya çıktığı için, içerdeki statüko da kerhen destek vermiştir.

Statükodan kimi kastediyorsunuz?
O günkü süreçte Türkiye'de etkinliği olan bir takım çevreler.

Ordu destek verdi mi mesela?
Şöyle söyleyeyim; o zamanki statükonun çok ciddi bir temsilcisi CHP'ydi. Sayın Erdoğan'ın önünün açılması, Siirt seçimlerinin yapılması bu üç statükonun ittifakıyla ortaya çıkmıştır.

CHP ve ordu el ele AKP'yi iktidar mı yaptı?
Evet. Geçmiş zamanda da CHP, AKP'nin gelişmesinde çok büyük katkılar vermiştir.

28 Şubat'ta sizin geleneğinizi tasfiye eden ordu, AKP'yi iktidar yaptı diyorsunuz?
Bakın; Türkiye'de 12 Eylül yaşandı ve bu dönem kendi konjonktürünü ortaya çıkardı. Sosyolojik partileri kapattı. Onun yerine konjonktür partiler çıktı. Anavatan Partisi böyle bir partiydi. 28 Şubat da hem siyasete, hem de siyasetin sosyolojisine müdahale etti ve yeni bir siyasi konjonktür ortaya çıktı. Bu konjonktür içinde büyüyen, gelişen ve iktidara gelen parti AKP'dir.

Yani AKP bir konjonktür partisidir.
Evet kesinlikle.

Tükenecek mi?
Türkiye'de konjonktür partileri kendilerini ortaya çıkaran siyasi konjonktür ortadan kalktığı zaman ortadan kalkar.

Ne kadar zaman biçiyorsunuz AKP'ye?
İki dönem başbakanlık, bir dönem cumhurbaşkanlığı biçiyorum. Ben bu seçimlerde halkın AKP'ye sarı kart göstereceğini tahmin ediyorum. Çünkü gerçek olan halkın desteğidir. Konjonktür değişti mi o desteği çekerler.

İktidarda olsam Gülen'in dönmesini temin ederdim

Fethullah Gülen cemaatinin Milli Görüş'e tepkili olduğu doğru mudur?
Başkalarının bize karşı ne hissettiği bizi ilgilendirmez!

Siz ne hissediyorsunuz?
Bizim üç tane temel prensibimiz var. Kendi medeniyetimizi, geçmişimizi önemseriz. İkincisi; Türkiye'nin yeniden büyük Türkiye olmasını isteriz. Üçüncüsü; yeni ve adil bir dünya düzeni oluşması için çaba sarf ederiz. Gülen cemaatinin özellikle eğitim alanında yaptıklarını takdir eden bir kesim var. Gönül ister ki Türkiye ile ilgili çabaları olan herkes bu çabalarını Türkiye'de yapabilsin.

Bu bir çağrı mı?
Keşke... Fethullah Gülen Hoca'nın Türkiye'ye gelmesi yönünde engeller varsa kaldırılmasını doğru bulurum. Amerika'da yaşamasının onun adına bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum. İktidarda olsam Gülen'in Türkiye'ye gelmesi konusunda altyapıyı kurar ve gelmesini temin ederdim. Hoca efendinin ismi kullanılarak bir tartışma alanı oluşturuluyor.

Devlet içinde  intikam olmaz

Ordu bugün AKP'yi destekliyor mu?
AKP'nin yüzde 47'lik oy oranında e-muhtıranın büyük etkisi olmuştur. Sayın Başbakan ne diyordu cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öncesinde. 'Oyumuz yüzde 26'ya düştü...' Bir yıl eşi başörtülü bir cumhurbaşkanı olur mu, olmaz mı tartışıldı... Bütün bunlar yüzde 47'ye çıkarmıştır AKP'yi.

İktidarla yargı arasında gerilim doğal mıdır?
Hukukun üstünlüğü ilkesi zedelenmemelidir. Kişiler rencide edilmemelidir.

Zedelendi mi sizce?
Görüntüler ciddi şekilde böyle bir şeyi ortaya koyuyor.

28 Şubat'ın rövanşı gibi düşünür müsünüz bunu?
Bunu düşünmeyi bile doğru bulmam, ürkütücü bir şey olur. Bu tehlikelidir. Devlet içinde intikam olmaz.
28 Şubat bütünüyle anti-demokratik, Türkiye'nin bütün sosyolojik yapısını değiştiren bir süreçtir. 28 Şubat süreci olmasaydı Türkiye bugün bu kadar çok rotasını değiştiren bir ülke olmayacaktı.

Milli Görüş fobisini aşacağız

Cemevi sizce ibadethane midir?
Türkiye'de Aleviliği daha çok tasavvufi bir gelenek olarak görmek lazım. Müslümanlığın bir tane ibadethanesi olur. Cami de cemevi de aynı kökten geliyor. İkisi de toplanılan yer demektir.

Adam cemevinde ibadet etmek istiyor...
İbadet olarak değil, ruhani olarak dinginleşebileceği bir yer olarak, bir kültür evi olarak...

Cami ile eş görmezsiniz?
Cami dinin görünür ibadethanesidir. Cemevi, Alevi Bektaşi geleneğindendir. Tabii ki insanlara hayır efendim burası sizin inançlarınızın yeri değildir, deme hakkımız yok.

Zorunlu din dersleri?
Her ülkenin manevi eğitim vermesinin görev olduğunu düşünüyorum. Bugün dünyanın birçok ülkesinde böyledir. Bunun mutlaka seçmeli olarak öğretilmesi gerekir.

Milli Görüş fobisi var mı?
Çocukluğumdan hatırlıyorum, Allah selamet versin, Bedri Koraman'ın karikatürleri vardı; takunyalı, tespihli, gözleri pörtlek, kılıçlarından kan damlayan adamlar... Milli Görüş'ün temel iddialarını bugünün şartları içerisinde geniş kitleleleri ayrıştıran değil, birleştiren biçimde yeniden ortaya koyacağız. İnşallah bu fobiyi de aşacağız.

AKP'nin İslam'la olan ilişkisiyle sizinki arasında fark var mı?
Kurumların İslam'la ilişkisi olmaz, şahısların ilişkisi olur.

Gül 'yenilmiş  ulus' diyordu

Saadet Partisi anti-emperyalist diyorsunuz, ya AKP?
AKP 7 yıldır iktidardadır ve Türkiye'yi IMF kapısında bekleyen bir devlet haline getirmiştir. Türkiye'ye Avrupa Birliği'nin bekleme odasını reva görmüştür. Buradaki temel mesele yenilme psikolojisidir. 2000 yılının 14 Mayıs'ında Fazilet Partisi genel kurulu yapıldı. Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül o zaman Fazilet Partisi başkan adayıydı. O kongrede şu sözleri aynen ifade etti: 'Biz yenilmiş bir ulusun çocukları olarak mücadele ediyoruz.' Şimdi biz tam tersini söylüyoruz.

l Sayın Gül ve Erdoğan yenilmişlik psikolojisine girip teslim mi oldular?
Tabii ve ona bağlı olarak kuşatılmışlık meselesidir. Zaten yenildiğini hissedenlerin siyaseten de yapabileceği bir şey yoktur.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3