Oray Eğin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Atatürk'ten sonra ilk 'Tek Adam'

Mademki Başbakanımız tarihin gördüğü bütün siyasetçilerden daha usta...
Mademki Başbakanımız iyi bir stratejist ve oy avcısı...
Mademki Başbakanımız çok karizmatik ve duygularına hakim olamayacak kadar insani...
Mademki Başbakanımız tabuları deviriyor, İsrail'e bile haddini bildiriyor...
Ve bütün bunların karşılığında da karizmasını daha da parlatıyor, daha da yıldızlaşıyor, her geçen gün daha da güçleniyor...
Ve mademki kitleler peşinden koşmaya devam ediyor. 'Kafadan' beş puan ekleniyor oy hanesine...
Sokaklarda mobilize olmaya hazır kitleler yoluna düşmeye hazır...
O zaman Başbakanımız da denizler deler tabii ki...
Bütün bunlardan anlıyoruz ki onunla daha uzun süre beraber yaşayacağız...
Yerel seçim sonucu belli artık. Olur da genel seçim zamanında sıkıntıya girdi, eminim yine bir manevra yapar, yine bir çıkışla kaybettiği oyları geri kazanır. Mesela 'Barack mısın nesin' diye haddini bildiriverir. Bulur bir şey.
Maalesef, onun kadar zeki ve iyi hamle yapan bir lider daha yok. Belli ki epey bir süre de çıkmayacak. Kısacası 'Tek Adam'lığa giden bir yol onunki...

O halde ne yapacağız?

Kabulleneceğiz, katlanacağız, 'Yaşasın Padişahım' deyip önünde eğileceğiz... Yapacak bir şey yok...
Karşılığında ne alacağız? Sadece 'varolmak' neyinize yetmiyor?
Mesela, Erzurum'a iş seyahatine giden birisi otelde bir duble viski içmek isteyecek yoğun bir günün ardından. 'Kusura bakmayın, bu şehirde içki yok' denecek ve buna itiraz etmeyecek. Bir sonraki aşamada da 'Evet çok doğru bir karar' diyecek. Kırmızı sokakların ne kadar doğru bir uygulama olduğuna inanılacak ve o viskisini içmek için Nişantaşı'na dönene kadar sabredecek.

Şehirlerarası otobüslerde yolculuk namaz saatlerine göre kesildiğinde hiç kimse itiraz etmeyecek. 'Uçakları da ona göre ayarlayalım' denecek.
Kız-erkek ayrı okutmak isteyen okul müdürlerine ses çıkartılmayacak, sessizce sineye çekilecek. Anadolu'nun muhafazakar şehirlerindeki başı açık kız öğrenciler eğitim alamaz hale gelecek mesela...
Kısacası giderek, bugüne kadar kamuoyunun itiraz ettiği  tartışmalı uygulamalar hiçbir itiraza yer bırakmayacak şekilde hayata geçecek...
Çünkü bütün bunlar 'demokratik' yollardan yapılacak. Çünkü 'Türkiye bunu istiyor' hem 'Sandık kararını verdi' ve 'Durmak yok, yola devam.' Her şey kitabına uygun, her şey demokratik...
'Tek Adam' daha uzun süre görevde...
Hadi artık her şeyi kabullenelim.
Bundan böyle Tayyip Erdoğan'ı değerlendirirken tek bir kriterimiz var: Arkasında kitlelerin desteği var mı, var. Bu kadarı yeter o zaman... Daha neyi sorgulayacağız ki? Bizim gibi 'azınlıklar' da hayatılarına devam eder, yeter de artar bile.
Uluslararası bir kriz olması, diplomatik ambargo ihtimalimiz, bunun ileride yaratacağı sonuçlar hiç mi hiç önemli değil. Ne kafa yoruyoruz ki?
Yeter ki oy oranı düşmesin. Onun dışında her şey mübah.
Tabii bu arada bir de 'normal' var. 'Aklıselim' var, 'serinkanlılık' var, 'mesafe' var, 'akıl' var, 'mantık' var.
Maalesef günümüz borsasında değer kaybeden kavramlar bunlar. Bu sözler yeniden itibarını kazandığında da tanımları değişmiş olacak zaten.
Dün 'Olur mu canım' dediğimiz, yarın 'normal' sayılacak.
'Delilik' dediğimiz 'serinkanlılık' diye algılanacak.
Ve bu böyle devam edecek...
Çünkü Başbakanımız karizmatik... Çünkü Başbakanımız haddini bildiriyor... Çünkü o artık 'Tek Adam.'
O zaman koroya katılalım mı: Atatürk'ten sonra lider gördü Türkiye!
Teşekkürler Türkiye!

Tempo'ya koca bir sıfır
Kendisini baştan sona yenileyen ve artık aylık yayımlanacak olan Tempo'nun yayın yönetmeni Çınar Oskay, dergisinin hedef kitlesini şu şekilde anlatıyor: 'Dünyayı takip eden, yabancı dergileri, gazeteleri okuyan, yılda iki-üç kez yurtdışına gitme fırsatı bulan...' Vesaire.
Böyle diyor ve kendi ağzıyla yakalanıyor. Yabancı dergileri okuyan kitle için 'yeni' Tempo aslında tanıdık bir dergi: Birebir Vanity Fair'den kopya çekilmiş.
Zannediyorlar ki, Türkiye hala Tempo'nun aynı adlı Alman dergisinin logosuna kadar her şeyinin taklit edildiği ve bunu kimsenin fark etmediği o yılların eski kapalı ülkesi.
Yurtdışına giden, yabancı dergileri, gazeteleri okuyan o seçkin kitle ne yapsın çakma Vanity Fair'i? Gider gerçeğini alır.
Bir Tempo kurucusunun deyimiyle söylemek gerekirse: Sıfır, sınıfta kaldın!

THY reklamını beğenmedim
Dağ fare doğurdu, denir ya. Tam o hesap. THY'nin yeni uçaklarının ve hizmetlerinin tanıtılmasını beklediğim yeni reklamını hiç beğenmedim. Daha çok bir Kevin Costner tanıtım filmi gibi olmuş.
Bir kere potansiyel bir yolcuya THY'nin 'farkını' hiçbir şekilde anlatmıyor. Kabine girdiğimizde diğer uçaklardan farklı olarak bizi neyin beklediğine dair hiçbir bilgi yok. Neden THY'yle uçsun yurtdışından bir yolcu? Koltukları daha güzel diye mi, yemekler yüzünden mi?
Kendisini Kevin Costner gibi hissedecekse, söylemek gerekir ki bu o yolcu için bir kabus olabilir. Zira Costner epey bir zamandır (ta 'Waterworld'den beri) Hollywood'un devrik ünlülerinin başında geçiyor. Adı başarısızlıkla 'eş anlamlı' ve büyük paralar yatırıp battığı filmden beri hiçbir şekilde toparlayamadı.
Türkiye'de hala insanları etkileyebilir bu reklam. Ama THY'nin asıl hedefi dünya vatandaşları değil miydi?
Doğrusu, birçok bakımdan yabancı rakiplerinin ilerisinde olan THY'yi küçülten bir reklam olmuş bu.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3