AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-02-11
Ünlü yönetmen Costa Gavras'ın 'Missing' (Kayıp) adlı bir filmi var. Film Şili'de geçer ve diktatör Pinochet döneminde bir Amerikalı'nın kayboluş hikayesini anlatır. Arka planda o dönemde Şili'de yaşanan insanlık dramı gösterilir. Sokağa çıkış yasağından önce eve yetişemeyenlerin ortalıkta vuruluş hikayeleri, toplanıp işkencelerle öldürülenlerin dramları, hukuksuzluk, vahşet... Kısacası bir ülkenin cehenneme dönüşünün tablosu.
***
Neşe Düzel'in itirafçı Abdülkadir Aygan'la yaptığı ve üç gün boyunca Taraf'ta yayınlanan röportajı okurken gözümün önüne o film geldi. Araziye götürülüp kafalarına kurşun sıkılan gençler, telle boğulanlar, çukurlarda yakılanlar...
***
Bu iddialardan bir tanesi bile doğru ise normal bir ülke, normal dediği yaşantısına nasıl hiçbir şey olmamış gibi devam eder? Hangi dürtü bu iddialara karşı insanı sağır kılar?
Korku mu? Panik mi? Yoksa atalet mi?
***
Röportajın yayınlandığı günden beri bekliyorum, bir karşı ses ya da alkış gelsin diye. Ama yok. Yalnızca Milliyet alıntıladı bu çarpıcı bilgileri. O kadar. Medya hiçbir şey görmemiş, hiçbir şey duymamış gibi davranıyor. Keza suçlamalara muhatap olanlar da öyle.
***
Bunun anlamı ne?
***
Biz yıllarca rahat yataklarımızda uyuyup, hafta sonlarımızı Akmerkez'de geçirirken korku ve heyecanı yalnızca film izlerken duyacağımız yanılgısına mı kaptırdık kendimizi? Yoksa ülkenin bir bölümünü aslında kendimize ait görmedik mi? Bağdat'ta olanlarla Güneydoğu'da olanlar arasında ayrım yapmadık mı?
***
Bu soruların cevapları üzerine düşünmemiz şart. Zira kendini buraların bir parçası olarak gören herkesin Abdülkadir Aygan'ın iddialarının doğru olup olmadığını öğrenmeye hakkı var. Ondan da önemlisi, bunu merak etmeye hakkı var.
***
Biz nerede yaşadığımızı bilmeden yaşadık yıllar boyu. Hala da öyle yaşamamızı istiyorlar. Buna izin vermeyelim.
***
Susmanın erdem olarak öğretildiği topraklarda artık konuşmanın ve soru sormanın vakti geldi.