AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-02-11
Sultanahmet'te bir turist yoldan geçen vatandaşa 'İngilizce biliyor musunuz?' diye sorar. 'Evet' cevabını alınca da ondan, gitmek istediği yerin tarifini ister. Bunun üzerine vatandaş başlar anlatmaya. Elini önce dümdüz uzatır, sonra bir sağa bir sola kıvırır ve şöyle der: 'Go, go, go, go, sonra da goooo!'
***
Bu ülkenin en büyük kısırdöngüsü budur. Biz dünyayı tanımamayı, kendimizi buraya kapatmayı marifet sayarız. Bu nedenle yabancı dil öğrenmeye de pek heves etmeyiz. 'Yes' ,'no' bir de 'thank you'yu bilmeyi İngilizce bilmek sanarız. Dış dünyayı hiç merak etmediğimiz gibi, o dünyanın bizi çok merak etmesini bekleriz.
***
Bizi çok kültürlülükten tek kültürlülüğe doğru sürükleyen de, magandalığı baş tacı ettiren de, mutant bir milliyetçilik anlayışının yeşermesini sağlayan da bu psikolojidir.
***
Peki biz neden 'dünya küskünü' bir milletiz? Bu ülkede yollar, köprüler yapmayı başardık, her bir köşeye alışveriş merkezleri diktik ama yabancı dil öğrenmeyi neden bir türlü başaramadık? Buradaki insanlar nasıl oluyor da dış dünyayı hiç merak etmiyorlar? Gençler harçlıklarından biriktirdikleri parayla neden ucuz yoldan yurtdışına gitme planları yerine Bodrum'a gitme planları yapıyorlar?
***
Sanırım bunun nedeni Osmanlı'nın dağılmasının yarattığı travmayı atlatmak için eğitim sistemimizde üretilen temelsiz klişeler. Bir anda bir dünya devinden orta ölçekli bir fakir ülkeye dönüşmemiz psikolojimizi bozdu. Bozulan psikolojiyi alt etmek için abartılı özgüven pompalaması yapıldı. Bunun yolu da Türklüğü ve bu toprakları her şeyden üstün görmekten geçti. Ancak mitin devam etmesi için başka dünyaların bilinmemesi gerekiyordu. Aksi takdirde yaratılan hayallerin bir kısmının temelsiz olduğu fark edilecekti.
***
Bunu önlemek için bu ülkenin kural koyucuları insanların mümkün olduğu kadar buraya kapalı olmasını tercih ettiler. Onlara anlattıkları masalların inandırıcılığını yitirmemesi için de dış dünyayı toptan 'düşman' bellettiler.
***
Bu oyunu Özal bozdu. Bozdu bozmasına ama o da tamamen ortadan kaldıramadı. 'Bir Türk dünyaya bedeldir'i bir anda yok edemedi. Ondan sonra gelenler de maalesef geri adımlar attılar yer yer. Bu nedenle evreni hep kendimizden ibaret zannetmekten bir türlü kurtulamadık. Döngünün kolaylıkla devam etmesi için de 'biz dünyaya değil dünya bize uysun'
dedik.
***
Bu nedenle bizim dışımızdaki dünyaları anlayamıyoruz. Onlarla doğru iletişimi kuramadığımız için kendimizi de anlatamıyoruz.
***
Evet, güzel ve önemli bir ülkemiz var ama dünya buradan ibaret değil. Artık uyanalım. Uyanalım ve Truman Show'u(**) sonlandıralım.
(*)Dünyaya dönüş
(**) Başrolünü Jim Carey'nin oynadığı film. Filmde bir televizyon karakteri olarak doğan, ancak bundan haberi olmayan bir insanın hayatı anlatılıyor. Onun için yapay bir dünya dizayn edilmiş. Milyonlarca insan ekran başından bu yapay dünyayı izliyor. Filmin kahramanı içinde bulunduğu küçük yaşamı gerçek zannediyor. Onun dışına bir türlü çıkamıyor.