AKŞAM GAZETESİ | Doğan Sarıbeyoğlu | 2009-02-11
Yaptığı işlerin çoğundan tepkiler alıyor. Transferler dahil yaptığı her şey mercek altına alınıp, kontrol ediliyor. Florya da ne zaman göreve başlasa dedikodularda gündemde hemen yer alıyor. Sevmeyeninin çok seveninin ise az olduğu söyleniyor. Başkan Adnan Polat'ın kulüpte her görev aldığında Florya'nın patronu o oluyor. Polat yoksa Sezgin de yok oluyor.
Ben kendi penceremden baktığımda Sezgin'i bir başka türlü görüyorum. Gülmeyen, hep aynı elbiseyi giyen, az konuşan, büyüklerine saygılı, prensiplerinde tutarlı olan ve disiplini seven bir profesyonel. Benim penceremden gördüğüm Sezginle, duyduklarım arasında çok çelişki oluşunca ciddi araştırmalar yaptım...
Bilgisine inandığım çok insana fikirlerini sordum ve doğruyu tespit ettim. Söylenenlerde yanlışlar bir hayli fazla. Sezgin'in bütün mal varlığı nerdeyse sadece oturduğu ev. Galatasaray Kulübü'nün yönetim tarzı bugünlerde Avrupa kulüplerine bir hayli yaklaştı. Bu yolda en büyük emeği veren de kendisi. Polat, çalışmasına karışmıyor, Üstünel, anlayışlı ve akıllı tutumu ile yardımcı oluyor. Ben Galatasaray için yaptıklarından dolayı kendisini takdir ediyorum.
Yüzyıllık yarış
Fenerbahçe ile Galatasaray arasında yüzyıldır süregelen başarılı olma yarışında bazen dostluk, bazen kırgınlık, bazen de savaşlar yaşanmış olsa da her iki camiada rekabetten karlı çıkmasını becerebilmişler. Taraftar sayılarının hızla büyümesine rekabet neden olduğu için ülkenin en zengin iki kulübü durumuna geliverdiler. Beşiktaş'ın bu ikiliden daima bir adım geride kalmasının nedeni de bence bu. Bir yılın 365 gününde her iki kulübün yöneticilerini ve sporcularını motive eden bir unsur olmakta. Ne Galatasaray'ın Fenerbahçe'den, ne de Fenerbahçe'nin Galatasaray'dan geri kalmış bir tarafları yok. Fenerbahçe'nin tek sıkıntısı; Galatasaray'ın Avrupa'dan getirdiği kupaların benzerinin kendi müzelerinde bulunmaması. İnşallah onlara da nasip olur, nice yüzyıllar yarışmaları ülke sporuna yararlı olur.