Ali Saydam ali.saydam@aksam.com.tr

kategori2

Ben de özür dilerim

Bizim aydınların Ermenilerden özür dileme hareketi beni heyecanlandırdı. Ben de işin bir şekilde ucundan tutmaya karar verdim...

Ben Osmanlı'nın savaştığı herkesten özür diliyorum. Bizans'tan özellikle... Sonra başta eski hısımlarım Ramazanoğulları olmak üzere Osmanlı'nın hafif şiddet uygulayarak hizaya getirdiği bütün Anadolu Beylikleri efradından... Cengiz Çandar'dan mesela... Soyağacı Çandaroğulları'na kadar gidermiş...

Fatih, Kanunî ve bilumum ilgili padişahlar döneminde Osmanlı'nın bekası için Balkanlar'da, Avusturya'da, Romanya'da, Macaristan'da ve de Arap yarımadasında, hatta Kuzey Afrika'da dövüştüğümüz ne kadar millet varsa hepsinden özür dilerim.

Tabii Çanakkale'yi zindan ettiğimiz tüm ulusların evlatlarından özür dilerim. Osmanlı'ya karşı isyan etmiş olan tüm ulusları sindirmek için girişilmiş mücadelede tepelediğimiz herkesten özür dilerim. Hele savaş sırasında Osmanlı'nın içine düştüğü zaafı fırsat bilip yüzlerce yıl velinimet olarak önünde eğildikleri padişahlığa karşı isyan bayrağını açmış ve çoluk çocuk demeden pek çok Türk ve Müslüman komşusunu doğramış olan gruplara karşı Osmanlı'nın verdiği reaksiyon sonucu evinden, toprağından, hayatından olmuş kavimlerin kefaletini de ben ödemeliyim. Onlardan da özür diliyorum...

Bütün bunları yapacağım yapmasına da; bu konuda ne kadar geri gitmem gerektiğini bir kestirebilsem...

Örneğin Orta Asya'ya ve Çinlilere kadar gitmeli miyim? Ne kadar yakına gelmeliyim? PKK terörü sırasında telef olmuş Kürtlerden de özür dilemeli miyim mesela? Ya da İtalya, Sezar'ın ve Roma İmparatorluğu'nun yaptıkları için kimlerden özür dilemeli. Örneğin aslanlara atılan Hıristiyanların efradının ellerine kapanmalı mı bugünkü İtalyanlar?.. O kadar da geri gidilmez, bu arada kendileri de Hıristiyan oldular mı diyorsunuz? Peki Arnavutlardan özür dilesinler mesela; ya da Habeşlerden; ülke içinde partizanlardan... Öte yandan İngiltere ne yapsın, buyurursunuz? Müstemlekelerinden özür dileyip sıkı tazminatlar ödemeli mi, mesela? ABD'yi hiç sormuyorum... Onların yatacak yerleri yok, bu mantıkla...

Bu arada Osmanlılardan, Türklerden, ABD'li zencilerden, Afrikalılardan, İrlandalılardan, Basklılardan, Iraklılardan, Afgan halkından kim özür dileyecek? Onların 'acılarını' kim içinde duyacak?..

Bu soruların yanıtını bir bulsam, ben de '1915'te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felaket'e' duyarsız (!) kalmayacak ve bir kısım necip Türk aydını gibi Ermenilerden özür belgesini imzalayacağım... Ne yazık ki bir türlü bulamıyorum...

//c

Şu sıra Mad Men'e fena takıldık...

HER tatile bir şeyler damgasını vurur. Bu Bayram'ın bizim için ana teması da, eğer AROG'u saymazsak Mad Men'di. Dizi şu sıra TV'de oynuyor... Pazartesi günleri, saat 22.15'te e2'de gösteriliyor. 2'nci sezon dönüyor. 13 bölümlük birinci sezon alt yazılı olarak piyasada...

Konu 1950'in New York'unda reklam ajansları ve iş dünyasının iç içe yaşadıkları Madison Avenue'de bulunan Sterling Cooper adlı reklam ajansı ve çevresinde geçiyor... Ajans'ın sahibi, onun ortağı Ajans Başkanı, Yaratıcı Direktörü, Müşteri Temsilcileri, Metin Yazarları, sekreterler, müşteriler ve nihayet erkek egemen bu dünyanın (dizinin adı da oradan geliyor olmalı) hepsi birer 'ideal' ev kadını olan, ancak toplumsal duruşlarının çocuklarına ve kocalarına bakmakla sınırlandırılmış olmasından bunalan eşleri...

Reklam verenler ve reklamcılık dünyası herhalde deli gibi izliyordur diziyi. Kimse pek çaktırmıyor. Çünkü dizide pozitif ögeler bulmak hayli zor... İnsanlar arası ilişkiler, müşteriyle ilişkiler; reklamcıların sevgilileri, ev hayatları... Hepsi bana bir yerlerden tanıdık geldi aslında... Tabii ki reklam jargonu da... Bir türlü yerine Türkçeleri adam gibi bulunup yerleştirilemeyen 'Amerikanca' deyişler...

Diziyi izledikçe 1970'lerin, 80'lerin Türkiye reklam ajansı dünyasında aldım soluğu. Her şeyin ne kadar kopyala yapıştır olduğunun kanıtı sanki bu dizi...

ABD liberalizm gibi pazarlama iletişimin de anavatanı... O yıllarda oralarda okumuş, çalışmış delikanlılar, hanımefendiler dönüşlerinde çantalarında 'Özgün Türk Reklamcılık Kodeksini' getirecek değildiler ya... 'Hazır yapılmışı'nı getirdiler... Sistemi olduğu gibi kopyaladılar; olup bitti... Giyim kuşamdan davranış biçimlerine; reklamı henüz bilmeyen müşterilere afra tafra atmaktan, kendilerini 'henüz herhangi bir eser verememiş olsalar da' büyük yazar ve/veya yönetmen olarak konumlamaya kadar her şey kopyalandı ve yapıştırıldı...

Türkiye'de reklam harcamalarının hâlâ Yunanistan'ın gerisinde olmasının, bütün lokal reklam ajanslarının 'büyük iletişim ağları' tarafından birer -ikişer satın alınmasının ve nihayetinde reklamcılığın Türkiye'de hâlâ rüştünü ispat edebilmiş olmadığının iddia edilebiliyor olmasının nedenlerini, acaba biraz da o 'kopyala yapıştırcılık'ta aramak gerekmez mi? Neyse ki sonraları Avrupa kültürü işin içine bir nebze karıştı da, yeni arayış ve duruşlar gündeme gelmeye; klasik Amerikan reklamcılığı hiç değilse tartışılır olmaya başladı...

Keşke bu dizi izlendikten sonra reklamcılığın ustaları konuyu enine boyuna tartışabilse de, hem biz bir şeyler öğrensek hem de sektör gereken sıçramayı nereden yapabileceği konusuna kafa yorsa...

Bizde Tofler'lerin 'üç dalgasının' üçünü birden görmek mümkündür: Feodal - sanayi - bilgi... Bu üç toplum yapısının kültür ve değerlerinin üçü birden pek çok sektörde aynı anda yaşanabilmektedir. Reklamcılık da payına düşeni alır bu süreçten...

Mad Men feodal yapıdan sanayi toplumuna geçiş döneminde ortaya çıkmış olan klasik reklam dünyasını anlatıyor... İçinde pek çok ticari, popüler ve hatta popülist unsur barındırmakla birlikte son derece ciddi bir dizi... Şiddetle tavsiye ederim...

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3