İstanbul'un yer ile yeksan olma ihtimali gözümüzün önünde dururken...
Sakın ha; çaÄŸdaÅŸlığı müdafa, kömür yardımı veya lale devri üslubuyla çıkayım demeyin karşımıza...
Ta okyanusun öbür tarafında, Amerika BirleÅŸik Devletleri'nde beÅŸ yıl önce Türkiye için National Disasters (Milli Felaketler) toplantıları yapılırken...
Karşımıza geçip, 'oradan beÅŸ lira tırtıkladılar, buradan yirmi beÅŸ kuruÅŸ götürdüler,' demeyin...
Sakın ama sakın, 'her bulduÄŸumuz yeÅŸil alana lale soÄŸanı diktik, hatta bunun için tekme tokat yerel belediyelerle kapıştık' lafını aÄŸzınızdan kaçırmayın...
Bu ÅŸehrin yer ile yeksan olma ihtimali gözümüzün önünde duruyor...
EÄŸer Åžehr-i İstanbul'u yönetmeye talipseniz...
Milyonlarca insanın ölüm riskini nasıl minimuma indireceÄŸinizi anlatacaksınız
bize...
Öyle 'laf-u güzaf'la deÄŸil, projelerinizle, ekiplerinizle...
Geyik muhabbetini bırakın.
O projelere ikna edeceksiniz bizi, kaynağını nereden bulacağınızı açıklayacaksınız...
Ekiplerinizi göstereceksiniz, betonun altında kalacak bebekleri kimin enkaz yığınının altından, hangi araçlarla çıkartacağını anlatacaksınız...
Yüzlerine bakacağız, o yüzlere güveneceÄŸiz.
Bu ÅŸehrin en tehlikeli binalarını, depremden önce kendiniz yıkıp, insanları saÄŸlam binalara mı yerleÅŸtireceksiniz?
Her sokaÄŸa bir 'Kurtarma Koordinatörü' mü atayacaksınız?
Her yeri köstebek gibi kazıp, yıkılma tehlikesi yüksek binaları mı tespit edip, uyaracaksınız?
Bunları anlatacaksınız...
Bakın, siyasi gündemin sıcaklığı sizi yanıltmasın...
İstanbul'da seçmenin önceliÄŸi, yer ile yeksan olma ihtimali bulunan ÅŸehirde hayatlarını en yüksek seviyede koruyabilecek yönetimi seçmektir.
İstanbul bu yönetimi laiklik kriterlerine, türbana karşı tutuma, yolsuzluk araÅŸtırmalarına veya metrekare başına ektiÄŸiniz lale adedine göre seçmeyecek.
Olası deprem felaketini en iyi ÅŸekilde yönetebilecek kadroya oyunu verecek.
Önce bunu yapın, ondan sonra yolsuzlukları sergileyip yargıya havale edersiniz...
Çok mecbursanız, gidip milletin salonunun orta yerine lale bile dikebilirsiniz.
Teferruatlar bizi ilgilendirmez.
İstanbul'a Belediye BaÅŸkanı adayı olmak, Sadabad Çayırı'nda mesireye çıkmak demek deÄŸil.
Yaralılarımızı hangi hastaneye taşıyacağımızı...
Ölülerimizi nereye gömeceÄŸimizi göstereceksiniz bize.
İlçe Belediye BaÅŸkanları'nda umut var mı?
Dİkkatİnİzİ çekti mi bilmiyorum, İstanbul'un ilçelerinde hali hazırda Belediye BaÅŸkanı olan adayların hiçbiri deprem konusunda kapsamlı bir çalışma yapmadı.
Bir örnek ilçe çıkartıp, 'iÅŸte bu ilçe deprem konusunda bütün önlemleri almış, bütün plan ve projelerini tamamlamış, gerekli ekipleri kurmuÅŸ' diyemiyoruz.
Biz diyemediÄŸimiz gibi, hiçbir ilçenin Belediye BaÅŸkanı da, kamuoyunun karşısına çıkıp, 'ben deprem konusunda ÅŸu çalışmaları yaptım, bu açıdan iddialıyım ve bu hizmeti sürdürmek için tekrar aday oluyorum' diyemiyor.
Sanırım ellerinde kendi reklamlarını yapabilecek kadar bile malzeme yok.
BeÅŸiktaÅŸ'ta ne yapıldı? Depremden çok etkileneceÄŸi bilinen Bakırköy'de ne yapıldı?
Demek ki, görevdeki İlçe Belediye BaÅŸkanları'nın tekrar aday gösterilmeleri seçmen gözünde pek yerinde bir hareket olarak deÄŸerlendirilemeyecek.