Türkiye'yi fazla tanımayan ve önyargılı olan insanlar, sıkça bizim medyamızı tek sesli olmakla suçlar. Ancak medyaya çok üstünkörü bir bakış bile bu suçlamanın ne kadar saçma olduÄŸunu göstermeye yetecektir.
Medyamız katiyen tek sesli olmadığı gibi, belki de hiçbir demokraside kolay görülmeyecek kadar çok seslidir. İçinde faÅŸisti de vardır, komünisti de, dincisi de, liberali de...
Bu son derece güzel ve yaÅŸamı ilginç kılan bir çok seslilik. Belki de bu yüzden Türk medyasında, dışarıdaki medyalarda var olandan çok daha fazla sayıda köÅŸe yazarı yer almaktadır. Çok sesliliÄŸi duymaya ve yaÅŸamaya alışmış olan okuyucu, köÅŸe yazarına bu nedenden ihtiyaç duyuyor olabilir.
Medyanın sorunu; tek seslilik deÄŸil, çok seslilik içinde birbirine çok benzemeleridir. Bir kere ÅŸekil olarak benziyorlar. Tüm gazeteler bir formül gereÄŸi çıkarılıyor gibi.
Hıncal Uluç'un yazdığı gibi, dikkatli bir okuyucunun 1 gün sonraki gazetesinin hangi görünümde ve hangi manÅŸetle çıkacağını tahmin etmesi çok kolay. Sürpriz artık hiç yok. Dolayısıyla çok sesli ve ülke gündemi de hep heyecanlı olmasına raÄŸmen medyada bir tekdüzelik var ve gazeteler artık çok sıkıcı olmaya baÅŸladı.
Bunun temeldeki en büyük nedeni de gazetelerin kendilerini ülke gündemine çok bağımlı hissetmeleri. Aynen Türkiye gibi içlerine kapalılar.
Biliyorum ki hemen 'Gazete bu, tabii ki ülke gündemine baÄŸlı olacak, baÅŸka ne olsun ki?' diyeceksiniz.
İlk bakışta bu itirazınız mantıki görünebilir ama iÅŸin bir de muhakkak ilginç olunması zorunluluÄŸu boyutu da var.
DüÅŸünün; günün 'önemli olayı' denilen ÅŸeylere tüm gazeteler aynı anda odaklanırsa ve aslında olayın olduÄŸu gece televizyonlar ve internet önemli denilen olayı zaten tüm boyutlarıyla irdelemiÅŸse, zaman dezavantajı ile 1 gün sonra yarışa girecek olan gazeteler hangi açıdan fark atacaklar ki?
EÄŸer herkesin gözünün önünde yaÅŸanan olayın farklı bir boyutunu yakalamıyorsan ama yine de 'ülke gündemi budur' diye haberi vermek zorundaysan bir süre sonra okuyucu bıkar-sıkılır tabii ki.
Diyelim ki; 'Yazarlarımla fark atarım' diye düÅŸündünüz ama ülke gündemi hakkında laf söyleyen yazarların önemli bir bölümü sanki birbirlerinden farklı olmamak, birbirine benzer ÅŸeyler söylemek ve ilginç olmamak için özel çaba gösteriyor gibiler. Çünkü siyaseten doÄŸrucu (political correctness) olmak böyle davranmayı gerektiriyor.
Ülke gündemini ciddi olarak takip etmeyi görev bilen gazetelerin dıurumu ne yazık ki böyle ÅŸu anda.
İşte bu baÄŸlamda içine kapalı olmanın getirdiÄŸi büyük dezavantaj da ayrıca giriyor devreye.
Gazeteler açısından gündem Türkiye'den ibaret.
Bu tavır sıkıcı olunmasının boyutunu daha da artırıyor.
ÖrneÄŸin; önümüzdeki günlerde dünyanın geleceÄŸi açısından çok önem taşıyan toplantı Davos'ta yapılıyor.
Deniliyor ki; bu son 40 yılın en ilginç Davos toplantısı olacak. Çünkü dünya ekonomik düzeninin gelecekteki iÅŸleyiÅŸi bu toplantıda konuÅŸulup oluÅŸturulacak. İşte bu, Türkiye'de önümüzdeki günlerde olabilecek her türlü geliÅŸmeden daha fazla ilgimi çekiyor benim. Orada konuÅŸulacakları merak ediyorum, bana detaylı anlatılmasını istiyorum.
Bu nedenden dolayı ben bir süreliÄŸine Türk gazetelerini okumayı bırakıyorum. Davos zirvesini anlamak için birkaç hafta sadece Wall Street Journal gazetesini okuyacağım. Çünkü Türk gazetelerinin bu olayı bana anlatabileceklerini katiyen düÅŸünmüyorum.
Türkiye'nin manÅŸetlerinden de, flaÅŸ haberinden de gına gelmiÅŸti zaten. Bugünlerde Wall Street Journal okumak terapi olarak bile gelebilir bana.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.