Daha önce yazdığım gibi Davos toplantısına bu yıl özel önem veriyorum. 'Git ve izle' önerilerini, bu yıl Davos'ta eski toplantılarda olduÄŸu gibi güzel partiler, davetler olmayacağını öÄŸrendiÄŸim için reddettim ve toplantıyı Türkiye'den izlemeye karar verdim.
Kaynaklarım, patronları Rupert Murdoch'un da ön planda katıldığı Wall Street Journal gazetesi, onun en büyük global rakibi olan Financial Times, Bloomberg haberleri ve belki de en önemlisi olarak, her üç kaynakta ve New York Times gazetesi internet sitelerinde var olan Davos bloglarıdır.
BlogculuÄŸun çağımızın yeni habercilik sistemi olduÄŸunu bu zirveyi izlerken çok daha iyi anladım. Çünkü yüzlerce blog okudum. Asıl bilgi onlarda var.
Bu yöntemleri kullanarak Davos hakkında edindiÄŸim ilk izlenimler aÅŸağıdadır.
Tabii ki yerinden izlemekle aynı ÅŸey deÄŸil ama ne yapayım, parti yoksa ben yerinde olamam, özür diliyorum.
ABD Avrupa'ya, Avrupa ise ABD'ye bakıyor
Ana umudun Amerikan tüketim normlarına baÄŸlanmasına raÄŸmen, Amerika da, Avrupa'nın sosyal devlet uygulamalarını incelemeye almış durumda. Bu beraberinde çok ilginç bir zıtlık getiriyor.
Neredeyse sosyalist geleneÄŸi bulunan Avrupa tüketim ekonomisini keÅŸfetmeye çıkmışken, tüketim ülkesi olan Amerika da sosyal devleti keÅŸfetmeye çıkmış durumda.
Bu da yeni baÅŸkan Obama'nın açıkladığı programlardan kaynaklanıyor. Obama da tüketimin yeniden canlandırılması gerektiÄŸini görüyor ama o yeni bir tüketim normu yaratacak. EÄŸitime ve saÄŸlık sistemine yatırımlar yapacak, o düzeyde tüketimi sosyal içeriÄŸe kavuÅŸturacak.
Bu arada 'Büyük depresyon' döneminde de denenen büyük altyapı yatırımlarına da ağırlık verecek.
O dönemde baÅŸarıyla denenilen 'New Deal' uygulamaları yeniden devreye sokulacak Amerika'da.
Bu nedenle Amerika bu dönemde, Avrupa'nın sosyal devlet uygulamalarını anlamaya özel önem veriyor.
Amerika biraz sosyalleÅŸecek ve daha bilinçli tüketim yapmaya baÅŸlayacak.
Avrupa ise sosyal devlet uygulamalarından vazgeçmeden daha fazla bireysel tercihe önem verecek.
Bu bence gerçek bir 'Medeniyetler BuluÅŸması.' KeÅŸke Davos toplantısı baÅŸlamadan bir süre önce önce kaybettiÄŸimiz Samuel Huntington bu durumu görebilseydi... Ama o da Davos toplantılarına karşıydı. Hayatta olsaydı o da herhalde benim gibi gitmezdi toplantıya. Katılmama nedenlerimiz gayet tabii ki farklı olurdu ama bu ayrı bir konu.
Umut Amerikalıların para harcamasında
Global dengesizlikle ile ilgili panelde, dünyada var olan en sorunlu dengesizliÄŸin Çin'deki tasarruf fazlası ile ABD'deki aşırı tüketim olduÄŸunun söylenmesine raÄŸmen, bu global sistemi içine düÅŸtüÄŸü durumdan ancak ve ancak Amerikan insanının tekrar tüketmeye baÅŸlamasının çıkaracağı vurgulanıyor.
Yani bir zamanlar çok eleÅŸtirilen hatta protesto edilen Amerikan tüketim alışkanlıkları dünyayı durgunluk tehlikesinden kurtarmanın tek umudu olmuÅŸ durumda.
Çin, Hindistan ve hatta Rusya bunu baÅŸaracak derecede zengin deÄŸiller. Bu potansiyel bir tek Amerika'da bulunuyor. Kapitalist sisteme getirilen eleÅŸtirilerin içeriÄŸini de hayli ilginç bir ÅŸekilde deÄŸiÅŸtirecek olan bu tespit bana enteresan geldi.
Yeni tüketici kültürü
Tüketimin tekrar hız kazanması ve ekonominin dönmeye baÅŸlaması için tespit yapıldıktan sonra yeni bir tüketim kültürü oluÅŸturulması gereÄŸi de tartışılıyor Davos'ta.
Bir katılımcının dediÄŸi gibi, yeni tüketim kültürü bir gecede oluÅŸamaz. Bu bir süreç iÅŸidir. Ama yeni koÅŸullara uygun tüketici davranış normları mutlaka oluÅŸacaktır. Elindeki kaynakları en verimli ÅŸekilde kullanmayı bilen, banka kredisi ile kendi geri ödeme gücü arasındaki dengeyi en iyi bulan ve gerçek ihtiyaçlarını yeniden tanımlayabilen bilinçli tüketici oluÅŸunca, dünya sistemi de yeniden dönmeye baÅŸlayacak. Bu iÅŸ de esas olarak Amerika'ya düÅŸüyor.
Davos insanı
Davos zirveleri yıllar içinde kendi adıyla anılan bir insan türü yarattı. Davos insanı, iÅŸadamı, politikacı ve yatırımcı kiÅŸilikleri kendi karakterinde uzlaÅŸtırmış ve eklemlemiÅŸ insan tipidir.
Bu insan türü kapitalizmin sorunlarını çözmek için elinden geleni yapmak zorundadır çünkü varlık nedeni bu sisteme baÄŸlıdır.
İşte bu yüzden 11 Eylül saldırısı aslında kapitalist sisteme yapılmış bir saldırı olarak yorumlandığından o yılki Davos toplantısı, Davos'ta deÄŸil New York'taydı. New York'taki Waldorf Astoria Oteli'nde toplanan katılımcılar, böylece saldırıya uÄŸrayan Amerika'nın yanında durduklarını tüm dünyaya göstermiÅŸlerdi.
Ben o otelde ne zaman kalsam mutlaka odama giderken devamlı olarak kaybolurum, çünkü koridorları çok karışık. Otelin temelinde de Washington'a kadar giden gizli bir tren hattı var.
O tarihte bu destek sonucunu vermiÅŸti ve daha sonra Amerikan borsaları müthiÅŸ tırmanışlar yaÅŸadı.
İlginç bir anekdot da ÅŸu: O yıllarda elde edilen kazançların tümü bu krizle birlikte ortadan yok oldu. Bu kez kapitalizme saldırı kendi içinden geliyor ve bu nedenle çözümler o kadar net olamıyor. Çünkü düÅŸmanlar o kadar net deÄŸil.
Yıldızlar gelemedi
Geçen yılın Davos yıldızları yatırım bankacılarıydı. Onlar pek raÄŸbetteydiler. En görkemli partileri de onlar verdiler.
Bu yıl yatırım bankacıları ortada yok. ÇoÄŸu ya iflas etti ya iÅŸten atıldılar veya utançtan gelemediler toplantıya.
Krizden onları sorumlu tutanları bu sevindirse de yine de bu büyük eksiklik. Çünkü yeni tüketici kültürü yaratılacak ya umut Amerikan tüketicisinde ya bunu bankacıların aktif katılımı saÄŸlanmadan baÅŸarmak mümkün deÄŸil. Kredi sisteminin bir ÅŸekilde açılması gerekiyor. Yani yeni tüketici davranış normları kurulurken bankacılık sisteminin de deÄŸiÅŸmesi gerekiyor.
Toplantıda bu baÄŸlamda 'Küçük DüÅŸünün' sloganı eÅŸliÄŸinde mikrofinansman ve iliÅŸki bankacılığı (Relationship banking) türü kavramlar tartışılıyor. Bu nedenle Davos'ta cuma günü yapılacak 'Dünya finansal sisteminin geleceÄŸi' konulu panel bana çok önemli geliyor. Onu da izlemeye çalışacağım ve sizlere aktaracağım. KeÅŸke yatırım bankacıları da kalabalık olarak katılıp katkılarını yapsalardı...
Bu arada genç insanları bankalara yoÄŸun bir ÅŸekilde alınmaya baÅŸlandığı haberleri de var. Bloomberg ajansı durmadan kötümser haber yapmanın tehlikeleri konusunda alarm verdi ve kendisine ayar yaptı.
Geçen yıl fırsat kaçmış
Åžimdi ortaya çıkıyor ki; geçen yıl yapılan Davos toplantısında büyük bir fırsat kaçırılmış. Çünkü katılanlar büyük bir problemin yaklaÅŸmakta olduÄŸunu açıkça söylemiÅŸler ama hiçbirisi problemin esas kaynağının ne olduÄŸunu söyleyememiÅŸ, çünkü gerçekten bilemiyorlarmış. Yani anlayacağınız kapitalizm oto-pilota takılmış ÅŸekilde gidiyormuÅŸ.
Bir krizin mutlaka olacağını söyleyenler ise 'küçük problem senaryolarına' takılmış kalmışlar. Yani bir durgunluÄŸun sadece Amerika'da yaÅŸanacağı ve kısa süreceÄŸini söylemekle yetinmiÅŸler. Yanıldıklarını ise çok geç olunca anlamışlar.
'Geçen yıl sorunun asıl kaynağı tespit edilebilse ve tartışabilseydi belki kriz global düzeyde böyle olmayabilirdi' diye söylüyor insanlar.
Havyar yokmus
Güzel partiler artık olmadığı gibi bu yıl verilen resmi davetlerde bile tepki almamak için havyar ve ıstakoz ikram edilmeyecekmiÅŸ.
Nasıl benim kriz baÅŸlarken New York'ta buzlu duble viski içmemin krize katkısı olmadı ise havyar yeseler de krizin gidiÅŸatı bundan etkilenmeyecekti herhalde. Ama ne yapacaksınız; sıradan insanlar küçük düÅŸünür ve bu tür popülist gösteriler onlar nezdinde pek önemlidir. Onlar açısından bu tür ÅŸeyler neredeyse esas sorundan daha önemlidir.
Bu baÄŸlamda Merrill Lynch'in CEO'sunun firması batarken ofisini yeniden dekore ettirmesinin çok yanlış bir davranış olduÄŸu da tartışıldı Davos'ta.
Toplantıya katılan Ariana Huffington, bu tür insanların çökmekte olan bir sistemi umursamadan davrandıklarını ve bunun bir tür Marie Antoinette sendromu olduÄŸunu söyledi.
Ben de New York'ta Jameson'umu yudumlarken çökmekte olan 'ancien regime' kadeh kaldırıyordum aslında. Bilmem anlatabiliyor muyum?..
Protesto geleneği yıkıldı
Her yıl çeÅŸitli nedenlerle kapitalizme karşı olan gruplar Davos'ta büyük gösteriler yaparlardı. Bu yıl onlar ortada yok. Bir tek, katılan Çin BaÅŸbakanı'nı Tibet yüzünden protesto edenler var. O sorun da fazla kimsenin umurunda deÄŸil. Sadece film yıldızları boÅŸ zamanlarında sıkılmamak için Dalai Lama'yı düÅŸünüyor. Galiba kapitalizmin düÅŸmanları bile bu yıl toplantıya umut baÄŸlamış durumda.
Uçak kazası benzetmesi
'Kapitalizm oto-pilotta gidiyordu' deyince krizlerle uçak kazaları arasında yapılan bir benzetmeyi hatırladım. Toplantıda ortaya atılan bu görüÅŸe göre; bir uçak krizi olduÄŸunda dünya ölçeÄŸinde tüm uçuculuk sistemi buna konsantre olur ve kazanın nedenlerini bulur, o tür bir kazanın bir daha olmaması için bütün tedbirleri de alır. Kapitalist sistem kendi küçük krizlerine hiç konsantre olmadığı, temeldeki nedenlere hiç gitmediÄŸinden kendi büyük krizlerini de hazırlar.
KonuÅŸmacılar diyor ki; 'KeÅŸke uçak kazaları sonrasında sistemin verdiÄŸi tepkilerden biz de ders alsaydık.'
Bence de keÅŸke ama geç kalındı bu dersi almak için. Bundan sonra inÅŸallah büyüme baÅŸlayınca yine unutulmaz bu düÅŸünceler.
Havyar yokmuÅŸ
Güzel partiler artık olmadığı gibi bu yıl verilen resmi davetlerde bile tepki almamak için havyar ve ıstakoz ikram edilmeyecekmiÅŸ.
Nasıl benim kriz baÅŸlarken New York'ta buzlu duble viski içmemin krize katkısı olmadı ise havyar yeseler de krizin gidiÅŸatı bundan etkilenmeyecekti herhalde. Ama ne yapacaksınız; sıradan insanlar küçük düÅŸünür ve bu tür popülist gösteriler onlar nezdinde pek önemlidir. Onlar açısından bu tür ÅŸeyler neredeyse esas sorundan daha önemlidir.
Bu baÄŸlamda Merrill Lynch'in CEO'sunun firması batarken ofisini yeniden dekore ettirmesinin çok yanlış bir davranış olduÄŸu da tartışıldı Davos'ta.
Toplantıya katılan Ariana Huffington, bu tür insanların çökmekte olan bir sistemi umursamadan davrandıklarını ve bunun bir tür Marie Antoinette sendromu olduÄŸunu söyledi.
Ben de New York'ta Jameson'umu yudumlarken çökmekte olan 'ancien regime' kadeh kaldırıyordum aslında. Bilmem anlatabiliyor muyum?..
Son söz umut
Tabii ki katılan insanlar bu yıl hayli karamsar. Ama konuÅŸulanların satır aralarını okuduÄŸunuzda, yılın son çeyreÄŸinde bir hareketlenme yaÅŸanacağını ve gelecek yıl için eskiden tahmin edildiÄŸi kadar olmasa bile bir büyümenin olacağının düÅŸünüldüÄŸünü görürsünüz.
Türkiye açısından bir baÅŸka sevindirici haber de ÅŸu: Türk kapitalizmi oto-pilotta deÄŸildi ve bankacılık sistemimiz bu krize çok güçlüyken yakalandı.
Bunu bütün dünya görüyor ve bir ihtimalle eski ABD BaÅŸkanı Bill Clinton ile aynı otelde kalmakta olan BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan'a da görüÅŸmelerinde iletilecektir bankacılık sistemimizin yeniden yapılanmış olmasının getirdiÄŸi büyük güç konusu...