Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Tayyip Erdoğan ve Erol Büyükburç

Epey bir zaman önce bir televizyon programında Erol Büyükburç'la beraber görev alacağımız söylendiÄŸinde çok heyecanlanmıştım. Büyükburç'u, ÅŸarkıcılık günlerinden bilmesem de, son yıllarda televizyonlardaki olur olmaz çıkışlarından iyi tanıyordum ve onda 'garanti rating malzemesi' olduÄŸunu biliyordum. EÄŸlenceli geçeceÄŸi belliydi.


Daha ilk yayın baÅŸlamadan kendisine bu görüÅŸlerimi ilettim. 'EÄŸer yayında o çıkışlarınızdan birisini yaparsanız acayip rating alırsınız' dedim. İlk yayındaki bir reklam arasında 'Rating'ler nasılmış, öÄŸrendiniz mi' bile dedi!
Ancak o ilk programda meÅŸhur Erol Büyükburç patlamasını yapmadı. Bir-iki hafta sakin gideceÄŸini, sonra patlayacağını söyledi sonradan. Kendi kendine bir zamanlaması vardı.

Hakikaten de beklenen patlama sezon ortasında geldi.
'Ben Erol Büyükburç'um, Türkiye'nin en büyük sanatçısıyım' diye ayaÄŸa fırladığı o meÅŸhur sahneden bahsediyorum. 'Bana soracaksınız, ben saksı deÄŸilim' diye parmağını salladığı, 'Çoluk çocuk konuÅŸuyor' diye beni kastettiÄŸi o kült konuÅŸma. Sinirden damarları çıkmış, önündeki bardağı fırlatmış, hatta bu yüzden parmağını bile kesmiÅŸti.

MuhteÅŸem bir televizyon anıydı, canlı yayında. Özel televizyonların tarihine girdiÄŸine eminim.

Herkes en baÅŸta benim Büyükburç'u çileden çıkardığımı, adamın gerçekten delirdiÄŸini düÅŸünüyordu. 'Kalpten gidecekti' diyenler bile çıktı. Kendinden geçtiÄŸini, kontrolü kaybettiÄŸini, hiçbir ÅŸeyin farkında olmadığını sanıyordu izleyiciler. İnandırıcıydı.

Tam yanında oturan ben ise o meÅŸhur delirme 'seansı'nın ardından kahkaha krizine girmiÅŸtim. Tanık olduÄŸum en tuhaf ama bir o kadar da eÄŸlenceli olaylardan biriydi. Var gücümle Erol Büyükburç'u alkışlamaya baÅŸladım.

Elbette Erol Büyükburç delirmemiÅŸti...
Kalpten gitmeyecekti...
Hatta hiç sinirlenmemiÅŸti...

Bütün bu sahne baÅŸtan sonra planlıydı. Kimse ona 'Åžu aÅŸamada devreye gir, kavga çıkar, bağır' demedi elbette. Talimat almadı. Kimse onun  o programda o an patlayacağını da bilmiyordu tabii ki. Sadece herkes ondaki 'patlama potansiyelini' biliyordu.

Neyin ne zaman olacağını ise sadece Erol Büyükburç biliyordu.
Canlı yayındaki 'o an'dan hemen sonra yerine oturduÄŸunda ona döndüm ve sessizce 'Harika oldu' dedim. 'İyiydi, deÄŸil mi?' dedi. O gün eve çok mutlu döndü.

Bir sonraki hafta da ona saksı hediye ettim yayında.
Bu sahneyi izleyenler arasında tepkinin 'sahnelenmiÅŸ' olduÄŸunu anlayanların sayısı çok azdı. ÇoÄŸunluk Büyükburç'un çıldırdığını düÅŸünüyordu. Kendi çevremde bile.

Tıpkı Recep Tayyip ErdoÄŸan'ın Davos'ta 'çileden çıktığını' düÅŸünenler gibi... Türkiye'ye hakaret edilirken bunu 'kaldıramadığı' için o tepkiyi verdiÄŸine inanlar gibi... EÅŸinin gözyaÅŸlarından 'etkilendiÄŸini' sananlar gibi...

Hadi canım sen de...
ErdoÄŸan'ın o kontrolsüz ve kısa vadeli sonuca yönelik tepkisi öylesine sahnelenmiÅŸti ki... İddia ediyorum, kelimeleri bile planlanmıştı; 'Siz adam öldürmeyi bilirsiniz' cümlesi, 'Bana anlattı BaÅŸbakanınız' diye konuyu kuvvetlendiren anektodlar, Tevrat'tan yapılan alıntının yerleÅŸtirilmesi teker teker düÅŸünülmüÅŸ, prova yapılmış belli ki.

Üstelik, sonraki hamlelerini, seçim konuÅŸmasını, yurda dönüÅŸü de teker teker tasarlamıştı.
O yüzden bu kadar rahattı. Beden dili özgüven doluydu. Rolün altından kalkabileceÄŸini, ikna edeceÄŸini, bunun bir 'marifet' olarak karşılanacağını biliyordu...

Ama bence sadece kendisi biliyordu. Ne Emine Hanım, ne danışmanlar, ne özel kalem, ne de çantacı... Hiçbirinin haberi yoktu.

Erol Büyükburç o hareketiyle televizyon izleyicilerini kandırmıştı.
Tayyip ErdoÄŸan da bu davranışıyla seçmenleri ikna etti, o gerçek bir rating mühendisidir.

Ben bu eki bir yerden hatırlıyorum

Dünkü Hürriyet Pazar'ı görünce bir 'deja vu' hissi yaÅŸadım. Bütün bu haberleri, iÅŸlenen konuları bir yerden biliyordum. Ekin neredeyse tamamı daha evvel baÅŸka yerlerde yapılan, günde bir gazeteden çok okuyan bir okurun aÅŸina olduÄŸu iÅŸlerdi.


Mesela 'Hangisi daha Adanalı' konusu birkaç hafta önce Sabah'ın Pazar ekinde iki sayfa yapılmıştı.

Keza Fatih Terim röportajı da; Åžirin Sever daha çok yeni konuÅŸmuÅŸtu teknik adamla. Hürriyet'te İtalya Büyükelçisi vardı, ama Fatih Terim her zamanki aynı lafları söylüyor.

AyÅŸe Arman, eÅŸi Pamir Bezmen'i kaybeden Nermin Bezmen'le konuÅŸmuÅŸ. Ama bu konuÅŸmanın detaylarını geçen hafta köÅŸesinden okumuÅŸtuk zaten. Dahası, Bezmen'lerin en ince detaylarına kadar özel hayatları ve bu ölümün aile üzerindeki etkisini AKÅžAM'dan TuÄŸçe Tatari, Milliyet'in Cafe ekinde de Serfiraz Ergun yazmıştı geçtiÄŸimiz haftalarda.

Hürriyet Pazar'ın, ana gazeteden de sunulan ve epey ilginç bir gay cinayetini anlatan haberi ise bir solukta okudum. Ancak daha sonra bu haberi de bir yerden hatırladığımı fark ettim. Google yardımcım oldu, 26 Temmuz 2008'de Sabah'ın Cumartesi ekinde çıkmış meÄŸerse.

Tüm bunları söylemekle beraber, Hürriyet Pazar'ın Türk Basını'ndaki marka gücünü ve deÄŸerininin hala ne kadar önemli olduÄŸunun farkındayım. Dergicilik (ve ek yapmak) zor ama keyifli bir iÅŸ; hele bu kadar gazete, bu kadar rakip varken.

Zaman zaman böyle haberlerin denk gelmesi de çok doÄŸal. Ama bu hafta özellikle gözüme çarptı, söylemeden edemedim.

Savcılar göreve

Mahkeme bir karar aldı ve 'Ergenekon Terör Örgütü' ifadesinin kullanılmasını yasakladı. YandaÅŸ medyanın yargısız infaz araçlarından biriydi bu tanım. İşlerine gelmeyenlere bu örgütün mensubu olduklarını söyleyerek damga vuruyorlardı. Bir de kısaltması var, ETÖ diye.
Sonunda davanın seyrini etkilememesi için yasaklandı bu tanım.

Ancak bu yasak nedense bazı gazetelere işlemiyor...

Taraf ve köÅŸe yazarları ısrarla ETÖ diye yazıyor. Yeni Åžafak, Bugün gibi gazetelerin haber metinlerinde bile bu ifade var.

Ve hiç kimse bir ÅŸey demiyor bu hukuk ihlali için. Adamlar resmen yargı kararını ihlal ediyorlar ve hiçbir yaptırım uygulanmıyor.

Ayrıcalıkları ne, onları kim koruyor?

Bilmiyorum.

BildiÄŸim tek ÅŸey, bunların hukuku sadece kendilerine göre yorumladıkları, sadece kendileri için istedikleri.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3