Ne sandınız?.. Ari Folman adında bir Yahudi yönetmen, Walt With Bashir (BeÅŸir ile Vals) isimli bir animasyon film yapıyorsa...
Sabra ve Şatilla Katliamları'nı sorgulayan bu film, 'İsrail'de de bir kuşağın anasını ağlattınız,' diyorsa...
Airel Åžaron'u Falanjistlerin yaptığı katliama ortak olmakla suçluyorsa...
Ariel Åžaron'a katliam haber verildiÄŸinde, 'teÅŸekkür ederiz' deyip sessiz kaldığını ve bazı İsrailli komutanların ve özellikle kadınların seslerini yükselttiklerini, müdahalenin ancak böyle baÅŸladığını iddia ediyorsa...
Üstelik bu film, Israeli Academy Awards'ta altı dalda ödül alabiliyorsa...
Ve... 2009 Oscar Ödülleri 'ne 'En İyi Yabancı Film' dalında aday gösteriliyorsa...
Filme katkıda bulunanlar arasında 'New Israeli Foundation For Cinema and Televison' (Sinema ve Televizyon için Yeni İsrail Vakfı) da bulunabiliyorsa...
Bu basit bir tesadüfler zinciri olamaz.
Filistin sorununun çözümü için İsrail içinden bir irade gösterilmeye baÅŸlanmış ve İsrail de kendi kendini sorguluyor demektir.
Türk televizyonlarında izlediÄŸiniz Yahudi aydın Roni Margilues'in Tayyip ErdoÄŸan'ı desteklemesi de arızi ve Türkiye'ye özgü bir ilginçlikten ibaret olamaz, diye düÅŸünüyoruz.
DeÄŸiÅŸimin ruhu her yerde okunuyor.
Son dönemde yaÅŸanan Gazze iÅŸgaline tepkiler, dünya Yahudilerinin İsrail devletini ve İsrail devletinin de kendi politikalarını sorgulamaya baÅŸladığını gösteriyor.
Türkiye ön plana çıkarken... Mısır çözüme yardımcı olmaya çalışırken... Amerika çözüm için gerekli zemini kurmak için çalışırken...
İşte buradan iddialı bir tezi seslendiriyorum:
Bir İsrail 'Galasnost'unun, bir İsrail 'Prestorayka'sının gelmesi kaçınılmazdır.
İsrail kendi varoluÅŸunu güçlü bir ÅŸekilde korumak için çözümün bir parçası olabilmek yolunda irade arayışları yapmak zorundadır...
Türkiye'de bazı safoÅŸların, 'burası garantili ve kazançlı bir pozisyondur,' diye 'geleneksel İsrailcilik' yapması artık size de komik gelmiyor mu?
İsrail Devleti bile kendi politikalarını sorgulamaya baÅŸlar ve bir deÄŸiÅŸimin startını verirken sanırım bizim 'aklıevveller'in, köhne ideolojik kalıpları yüzünden bir kez daha açığa düÅŸüÅŸlerine ÅŸahit olacağız.
Nitekim, İsrail Devleti'nin Türkiye çizgisine doÄŸru bir adım atmasının eli kulağında gibi görünüyor.
Bekleyelim.
Sonradan Gurme
Adam, ilk kez 50 yaşında içilebilir bir ÅŸarapla karşılaÅŸtığı için, bunu dünya alemle paylaÅŸmak istiyor olabilir.
Dandirik İtalyan rizottosu yediÄŸini halklara duyurma hevesinin arkasında piriçten pilavdan baÅŸka bir yemek yapılabildiÄŸini öÄŸrenmenin acı travmasının etkisi de muhakkak vardır.
Elbette Türk milletini domuz pastırması türlerinin isimlerini sayarak gıcık etmeye çalışmak ve böyle 'fark' yaratmak da kimilerince 'yazı sanatı,' içinde deÄŸerlendirilebilir.
Ama artık hekesin bildiÄŸi ve kimsenin söylemediÄŸi o acı gerçeÄŸi açıklamanın vakti geldi:
Hayatını yemeÄŸe, ÅŸaraba, tütüne adamış elitlerin bile doÄŸru düzgün bir 'Bezelye-pilav' yiyebilmek için varoÅŸlardaki esnaf lokantalarını kovaladıkları bu günlerde...
Mönüleri birbirinin tıpkıbasımı, İtalyan görünümlü Romanyalı aÅŸçıların çalıştığı, tatsız-tusuz Deli Bekir restoranlarını halka nispet yapar gibi anlatmaya çalışanlara yeni bir isim takıldı:
'Sonradan Gurme.'
Bana sorarsanız, cuk oturmuÅŸ. Türk GazeteciliÄŸinin Kavramlar SözlüÄŸü'nde hak ettikleri yeri aldılar.