Yönetmen saÄŸlam: David Fincher... Daha önce bakın neler çekmiÅŸ: Brad Pitt ve Edward Norton ile 'Fight Club (DövüÅŸ Kulübü); Michael Douglas ve Sean Penn ile en az üç kez izlediÄŸim 'The Game' (Oyun); Brad Pitt, Morgan Freeman ve Gwyneth Paltrow ile bana sorarsanız en beÄŸendiÄŸim gerilim filmlerinden birini (pek seyretmem aslında) Se7en (Yedi). Bu arada bir de Sigourney Weaver ile Alien 3'ü çekivermiÅŸ...
Eser saÄŸlam: Scott F. Fitzgerald. İşte onun eselerinden daha önce sinemaya aktarılmış iki unutulmaz yapım: The Last Tycoon (Elia Kazan) ve baÅŸta Robert Redford ve Mia Farrow'un oynadıkları, pek çok defa filme çekilmiÅŸ olan The Great Gatsby...
Oyuncular sapasaÄŸlam: Brad Pitt, Cate Blanchett ve Julia Ormond... Juliette Binoche'e çok benzediÄŸi söylenen Julia Ormond en az diÄŸerleri kadar baÅŸarılıydı...
Eser, yönetmen, oyuncular saÄŸlam olunca insanı 3 saate yakın koltuÄŸa mıhlayan böyle bir film çıkıyor ortaya... 'The Curious Case of Benjamin Button' (Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi) gençlerin büyükleriyle; büyüklerin de gençlerle birlikte izlemeleri gereken bir film...
Biraz 'Büyüklere masallar' türünden... Biraz sanki 'Kolera Günlerinde AÅŸk'a götürüyor insanı; gayet rahat TV dizisi olurmuÅŸ hani... Ancak bütünüyle müthiÅŸ bir film. KoltuÄŸa gömülüp izlenesi, sonra insanın kendisini sorgulaması için ideal: 'Ben ne için yaşıyorum bu dünyada?'..
EÄŸer bu sorunun yanıtı sizi korkutuyorsa, sakın gitmeyin Benjamin Button'a... Film sizin için kabusa, korku filmine dönüÅŸebilir...
Sıra nihayet Migros'a da gelmiş...
BİR heyecanla Migros'u kutlamaya kalkışmıştım. DoÄŸada kendi kendine çok daha kısa sürede çözülen poÅŸet meselesi inanılmaz derecede ilgimi çekmiÅŸti. Yazın Bozcaada'da tepelere bayırlara savrulan ve doÄŸada asırlarca yok olmayan o iÄŸrenç poÅŸetler keyfimi kaçırıyordu.
Migros'un Kurumsal İletiÅŸim Direktörü Sevgili Ahu BaÅŸkut Hanım her zamanki doÄŸruculuÄŸu ile bizi arayıp düzeltmiÅŸti: 'Kampanya henüz Macro'larda baÅŸladı; Migros'lara 26 Ocak'ta gelecek!...'
Sonunda o gün geldi ve Ahu Hanım'dan beklenen e-posta bilgisayarıma düÅŸtü: 'Yazınız üzerine kendimi sorumlu hissettim; üretim ve maÄŸazalara dağıtımı gün gün takip ettim. 26 Ocak itibarıyla İstanbul Migros'lardan baÅŸlamak üzere 'DoÄŸada Çözünen PoÅŸetler' Türkiye'deki tüm ÅŸubelere ulaÅŸtı ve kitlesel bilinç için yaygın kullanıma açıldı. Size haber vermek istedim!'...
Umarım bu iÅŸ tutar ve tüm perakende sektörü ülkeyi o yok olmayan poÅŸetlerden kurtarır...
Wagner'in eseri Valkyrie deÄŸil Walküre
Mezarda Richard Wagner'in son kalan kemikleri de sızlıyordur... Ya da kendi ekseni etrafında fır fır dönüyordur... Bunun nedeni, ÅŸu sinemalarda gösterilen 'Operation Valkyrie' adıyla gösterilen film deÄŸil sadece. Amerikalılar, savaÅŸlarda kimin öleceÄŸine karar veren atlı ve kanatlı diÅŸi yaratıklara verilen addan yola çıkarak böyle dediklerini söyleseler, hoÅŸ görülebilir... (Bizimkiler neden 'Opersayon Valkyrie' demiÅŸler, anlamak zor...)
Sorun bizim yarı aydınlarda... 20 Temmuz 1944'te Hitler'e düzenlenen suikastı da kapsayan darbe giriÅŸimine verilen isimden; ya da bu isme ilham olmuÅŸ, Alman besteci Richard Wagner'in ünlü opera dörtlemesinin (Ring der Niebelungen) bir parçası olan Walküre'den söz edilecekse, o zaman iÅŸ deÄŸiÅŸir. Walküre'ye Valkyrie, demek Ankara'ya Angora, İstanbul'a Constantinople, New York'a da Yeni York demek gibi bir ÅŸeydir... Hele 'Wagner'in ünlü eseri Valkyrie' gibi bir cümle sadece cahilliÄŸi göstermez. Yazarken iki tıkla Google'da arama yapmaya tenezzül etmeyen bir hormonlu özgüvene ve ertesi gün hata görüldükten sonra düzeltmek için gereken asgari toplumsal cesarete dahi sahip olunmadığına da iÅŸaret eder.