Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Berlin'de sıradışı bir Türk

Reha Erdem, bu sene Berlinale'de gösterilen iki Türk filminden birinin yönetmeni. 'Hayat Var'ın tam dört gösterimi var. Reha Erdem ve baÅŸrol oyuncusu Elit İşcan da bu gösterimlere katılacak ve filmin sonunda soruları cevaplayacaklar.
Berlinale'de dört gösterim önemli bir rakam. Yarışma kapsamındaki filmlerin bile dağıtımcı ve basına yapılan özel gösterimler dışında iki-üç kez perdeye yansıdığı unutulmasın.
'Hayat Var', prestijli Forum kapsamına kabul edilmiÅŸ Berlinale'ye. Bir diÄŸer Türk filmi ise 'Mommo' ve bu da festivalin gençlik filmlerini topladığı Generation K Plus bölümüne alınmış. Onun gösterim sayısı üç.
Reha Erdem'in filminin gösterileceÄŸi salonlar arasında Potsdamer Platz'daki Sony Center'ın içinde yer alan CineStar 8 salonunun ayrı bir önemi var Berlinale için. KuÅŸkusuz kentin en iyi salonu burası. Mükemmel bir ses sistemi, kusursuz bir projeksiyon ve perde var.
Berlinale kapsamında geceleri bu salonda sinema tarihine geçmiÅŸ klasikler temizlenmiÅŸ versiyonlarıyla burada gösteriliyor. 'Patton', 'Hello Dolly' ya da 'Baraka' gibi.
CineStar 8 salonunun en büyük özelliÄŸi filmin yönetmenin içine kattığı bütün unsurları yansıtabilmesi. Ortalama bir sinema izleyicisi için çok fark etmeyebilir, ama sinefiller için görüntüde hiçbir kaybın olmaması, filmdeki bütün seslerin duyulabilmesi çok önemli unsurlar.
Bu teknolojik donanımlarda bir sinema salonu dünyada çok az bulunuyor zaten.
İşin acı tarafı, Mart ayının sonlarında Türkiye'de gösterime girecek 'Hayat Var'ı izleyebileceÄŸimiz en kusursuz yer de maalesef Berlinale gibi yurtdışı gösterimleri. Zaten Erdem'in hak ettiÄŸi övgüyü aldığı yerler de hep Batı ülkeleri. Üstelik Batı'dan alkış almaya oynamadan.
Önceki akÅŸam Potsdamer Platz'a yakın bir İtalyan restoranında Reha Erdem'le buluÅŸtuk. Kalabalık masada filmleri ve Türkiye'deki algılanışı üzerine sohbet etme imkanımız oldu.
Bu sohbette tam da az önce bahsettiÄŸim teknik ayrıntılara yönelik ÅŸu bilgiyi paylaÅŸtı: Bir önceki filmi 'BeÅŸ Vakit'i tam da kendi 'çektiÄŸi' ÅŸekilde sadece San Francisco'da izleyebilmiÅŸ. Perde ve salon meselesinin ne kadar önemli olduÄŸunun bir baÅŸka kanıtı.
'Hayat Var' Türkiye'de çok az sayıda sinema salonunda gösterime girecekmiÅŸ. Hatta kendi tabirine göre 'girdiÄŸi gibi kalkacak' da...
Dünyada övgüler toplayıp, kendi ülkesinde fazla ilgilenilmeyen bir yönetmenin bu duruma aldırış etmemesi hoÅŸuma gitti.
'Galiba altı bin civarında kemik izleyicin var' dedim, gülerek 'Daha da az dedi.'
Ama yine de bir fimi vizyona girdiÄŸinde, hiç de azımsanmayacak o birkaç bin kiÅŸinin evinden çıkıp, rahatını bozup, ÅŸehir içi yolculuk yaparak, filmin gösterildiÄŸi salona varıp, parasını vererek bilet alıp izlemesinin önemli bir ÅŸey olduÄŸu görüÅŸünde.
Reha Erdem'de beni hep kendisine hayran bırakan özellik, filmlerinde en çok takdir ettiÄŸim ÅŸey hiçbir ego tarafından ezilmemiÅŸ bir duruÅŸu koruyabilmesi. Kısaca, buna çekmek istediÄŸi filmleri çeken bir yönetmen de diyebiliriz. Piyasa koÅŸullarını, baÅŸkaları ne der, medyada yer almalıyım, herkes beni sevmeli gibi çocuksu hisleri bir köÅŸeye bırakmış. Onu izlemek isteyen ve izleyen insanlar için film yapıyor.
Bu yüzden de zaten çok uzun yıllardır filmlerini kendisi finanse ediyor. Bir zamanlar Türkiye'nin en pahalı aynı zamanda da çalışılması en zor reklam yönetmeniydi; müÅŸteriyi ve ajansı reklam setine almazdı. Oradan kazandığını da sinemaya yatırırdı. Ama o zaman bile reklam filmleri belli bir çıtanın üstündeydi.
Åžimdi reklam filmlerini de bırakmış ve tamamen sinemaya yönelmiÅŸ.
İtalyan restoranındaki masada İstanbul Film Festivali'nin direktörü Azize Tan da vardı. Salonlardan konu açıldığında Reha Erdem 'Bugüne kadar hiçbir filmim Emek Sineması'nda gösterilmedi' dedi, Azize Tan da bu sene göstereceklerini söyledi.
Ancak Erdem bunu kaçıracak, zira İstanbul Film Festivali baÅŸladığında o Kars'ta yeni filminin çekimlerinde olacak.
Bu kadar Reha Erdem'den bahsettik, 'Hayat Var'ın konusuna değinmedik...
Reha Erdem, 'BeÅŸ Vakit'ten daha zor bir film' diye anlatıyor İstanbul'da orta sınıf bir mahallede geçen ergenlik öyküsü 'Hayat Var'ı.
Ben ise zor demek yerine Erdem'in bütün filmleri gibi samimi ve kiÅŸisel olduÄŸunu söyleyebilirim. 'Samimi' son yıllarda çok sömürülen bir söz, ama burada kastım Erdem'in izleyiciye karşı didaktik hezeyanlar içine girmediÄŸini, egosunu bizim üzerimizden tatmin etmeye çalışmadığını vurgulamak.
Bir de, bütün izleyenlerin de fikir birliÄŸine vardığı gibi, fazlasıyla sarsıcı.

Serdar Turgut'a itirazlarım var
Demek ki yine de ÅŸanslıyız... Türkiye'de basının geleceÄŸini tartışabiliyoruz, araya ortalama basın algısında hiç yer bulamayacak isimler ve örnekler giriyor ve bunu sürdürebiliyoruz. Karşımda muhatap olarak Serdar Turgut'u bulmak hoÅŸuma gidiyor...

İşte gazetelerin geleceğine ilişkin yanıtlarım...

l Turgut'un verdiÄŸi örnekler hep dergilerden, dergi yazarlarından. Pauline Kael, New Yorker'ın; Hunter Thompson ise Roling Stone'un yazarıydılar. Onların yazdıklarını gazetelerde bulmak hep imkansızdı, o boyutta yazılar gazete tekniÄŸine aykırı. Zaten ben de yazıların uzunluÄŸuna dair, içeriÄŸine iliÅŸkin bir ÅŸeyler söylemeye çalıştım.

l Dergilerdeki uzun yazılara büyük hayranlık beslemekle beraber, gazetelerdeki dilin ve tekniÄŸin bundan ayrışması gerektiÄŸine inanıyorum. Film eleÅŸtirmeni olarak benim favorimse Manohla Dargis, New York Times'tan. Film eleÅŸtirmenlerinin de yok olması gerektiÄŸini düÅŸünmüyorum tabii ki, sadece böyle bir tartışma olduÄŸundan bahsediyorum.

l Monocle'ın baÅŸarısı bir dergi olarak ilk defa gazete formatını sayfalarına uygulaması. Tam anlamıyla gazete gibi dergi; kapağından içeriÄŸine kadar. BildiÄŸimiz anlamda eski tip dergiciliÄŸin öldüÄŸünü düÅŸünüyorum; 'SMS haberleri' denebilecek bu formatın yeni bir formül olduÄŸuna inanıyorum.

l Yıllar içinde en fazla okumayı ve düÅŸünce pratiÄŸini uzun uçak yolculuklarında, otel odalarının 'Do Not Disturb' yazılı korunaklığında, trenlerde yaptığımı fark ettim. Hızlı hareket eden, hızlı yaÅŸayan gazeteci için merkezden kopukluk bütün bunları yapamayacağı anlamına gelmiyor. Dünyada artık hızlandırılmış bir kültürden söz edeceksek, buna adapte olabilecek ve hayat tarzları bu ÅŸekilde programlanmış gazetecilerin Türk medyasında kendilerine yer bulması gerek.

l Türkiye'nin iç meseleleriyle ilgili yazdığımız konularda, hatta araÅŸtırma gerektiren haberlerde okurun yazarın nerede olduÄŸunu bilmesinin hiçbir önemi kalmadı. Los Angeles'ta gece yarısı, Bodrum'da havuz başında ya da Angkor Wat'ta tapınak gezerken 'merkezden' kopmamak mümkün. İnsanın tek ihtiyacı olan bir bilgisayar, bir Mac'se daha da iyi. YaÅŸanarak edinilen tecrübeler bunlar.

l İşin daha da garibi gazetelerin alacağı ÅŸekil konusunda ben Serdar Turgut'tan tutuculuk derecede ayrışırım, çok daha muhafazakar ve deÄŸiÅŸime kapalıyım 'format' konusunda. Bu zaman zaman çarpıştığımız noktalardan biridir; eskinin iyi yönlerinin korunması, yeniyle birleÅŸtirilmesi açısından daha yavaÅŸ hareket edilmesi gerektiÄŸine inanırım. Batı Basını bu deÄŸiÅŸim sancılarını son 20 yıldır yaşıyor, maalesef Türkiye bu treni de kaçırdı ve bizde deÄŸiÅŸim, her deÄŸiÅŸim gibi, yine bir gecede gelecek. Birisi gelecek ve gazeteleri yerle bir edecek, sonra herkes ona adapte olacak. Hiç deÄŸilse bizi ileride bekleyenler konusunda fikir jimnastiÄŸi yaptığımız için ÅŸanslıyız ve hazırlıklıyız.

l Son bir kiÅŸisel not: Berlin'deki Dussman kitapçısı, Avrupa'daki en hoÅŸ İngilizce bölümlerinden birine sahip. Orada uzun vakit geçireceÄŸim ve yanımda bol bol kitap getireceÄŸim ortada. Bunları paylaÅŸmaya hazır mıyım, bilmiyorum.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3