Oray EÄŸin dün Almanya'dan getireceÄŸi kitapları paylaÅŸmaya niyetli olmadığını yazmış. Rana Amerika'dan yeni döndü ve bana birçok kitap getirdi. Aralarında Oray'ın bayılacağı kitaplar var. Madem kitaplarını benimle paylaÅŸmıyor ben de onu bir kitap düellosuna davet ediyorum.
Oray EÄŸin ile aramızdaki fikir alışveriÅŸinde önemli yer tutan 'Monocle' dergisinin adı bana farklı çaÄŸrışımlar yaptı. Sadece bu addan yola çıkarak deÄŸiÅŸik bir analiz daha yapılabileceÄŸini düÅŸünüyorum.
Monocle, 'Tek gözlük' anlamına gelen ve Türkçesi 'Monokl' olarak yazılan bir gözlük tipidir. Bu gözlük tipinin sınıfsal çaÄŸrışımları vardır. 'Dandy' diye bilinen ve 'Züppe' olarak çevrilebilecek insanların kullandığı gözlük tipidir bu.
'Dandy', kılık kıyafetine abartılı önem veren, kullandığı lisan konusunda hayli titiz ve edalı olan, orta sınıflardan geldiÄŸi halde aristokratik zevk ve hayat tarzına öykünen, o tarzı hayatına zevkleri ve davranışlarıyla sokmaya uÄŸraÅŸan bir insandır.
'Monocle' adının dergiyi ilk gördüÄŸüm andan itibaren bana çaÄŸrıştırdığı, New Yorker dergisinin logosuydu. Bu logoda, derginin ilk sayısında elinde bir 'Monokl' tutan aristokratik edalı bir adam bulunur. Daha sonra, çok tartışıldığı için bu tipe bir isim gerekiyordu. 'Eustice Tilley' adı verildi.
Bu logo ile New Yorker dergisi kendi içeriÄŸi hakkında hemen bir mesaj vermek istiyordu. Dergi, rafine zevkleri olan ve orta sınıflardan gelseler bile rafine hayat tarzını kendilerine yakıştıran insanlar için çıkıyordu.
Nitekim New Yorker ilk baÅŸlarda sadece Manhattan Adası'nın hayat tarzını kendisi için referans aldı.
O adada çalışıp, yaÅŸayan insanların zevk ve beklentilerine cevap verdi.
Bende dijital koleksiyonu bulunan derginin ilk sayılarında hayli fazla dedikodu türü yazı bulunduÄŸunu görüyorsunuz. Dedikodu ve mizah yazılarından oluÅŸuyordu dergi.
Ancak kapitalist üretim sürecinin evrimi ve dönemsel krizleri yayıncılıkta her zaman arzu edilenin yapılmasına izin vermeyebiliyor. New Yorker'ın ilk sayısının çıkmasından birkaç yıl sonra Amerika'da büyük depresyon yaÅŸandı. Ve 'Dandy' tipinin hayat tarzı, zevk ve beklentilerinin karşılanabileceÄŸi dünya aniden yok oldu.
İlk sayılarında kısa, sudan konulara ağırlık veren New Yorker birden uzun ve hatta roman uzunluğunda ağır yazılar basmaya başladı.
Kriz dönemlerinde hayatları sarsılan ve gelecek korkuları kendilerini saran insanlar, üzerinde düÅŸünerek okuyacakları içerikli yazılar talep etmeye baÅŸladılar. Bu talebi karşılayan New Yorker dergisi ise depresyon dönemi boyunca büyümeyi baÅŸardı. Tabii ki hiçbir zaman mizahı ihmal etmedi. Hatta Woody Allen'in mizah yazıları daha sonra ilk kez bu dergide yayınlandı.
Depresyon sona erince rafine zevk ve beklentiler hakkında yazılar da çıktı dergide ama bunların çoÄŸu, konuları kapsamlı bir ÅŸekilde ele alan yazılardı. Dedikodu yazısında bile bu içerik yoÄŸunluÄŸu arandı.
Yani hayata dair her konuya eÅŸit önem verildi ve ciddi biçimde ele alındı.
Kendi adında, Eustice Tilley'in elinde tutmakta olduÄŸu 'Monokl'a atıfta bulunan 'Monocle' dergisi de sadece ismiyle bile, orta sınıftan geldikleri halde rafine zevk ve beklentilere sahip insanların beÄŸenilerine hitap edeceÄŸini söylüyordu. Nitekim bunu da baÅŸardı.
Ama ne yazık ki kapitalizmin acımasız kuralları burada da devreye giriyor. Kıyafetlerine abartılı önem veren, rafine zevk ve taleplere sahip olduÄŸuna inanan günümüz züppeleri 'Hedge fund' yöneticileridir. Onlar hızlı yaÅŸardı. Ne yaptıklarını fazla düÅŸünmeden iÅŸ yapıp büyük paralar kazanıyorlardı. Bunları da üzerinde fazla düÅŸünmeden hemen harcamak zorundaydılar.
'Monocle' dergisi, dünyanın her tarafından verdiÄŸi kısa kısa haberleri, rafine zevk ve ultra lüks tüketime ulaÅŸma yollarını öÄŸretmesi ve temelde 'USA Today' gazetesinin çok öncelerde gazete formatında denemiÅŸ olduÄŸu içeriÄŸiyle, dergicilik alanında o tür insanların hızlı yaÅŸamlarına destek veriyordu.
Derginin editörü Tyler Brule'nin Financial Times'taki köÅŸesinin bile adı 'Fast Lane'di.
Kapitalizmin kriz dönemlerinde, insanların kendi hayatları ve dünyayı anlayıp öÄŸrenme çabaları kısa yazılardan alınamıyor. Tüketimlerini yönlendirecek bilgilerden daha çok, yaÅŸamlarını yeniden kurmalarına yardımcı olabilecek duyarlılıkla yazılan içerikli yazıları okumaya ihtiyaçları var.
Ben bunun sadece dergilerde deÄŸil önümüzdeki yılların gazetelerinde de yapılabileceÄŸini düÅŸünüyorum. Kriz nedeniyle 'Monocle' dergisi çoktan gündem dışı kaldı gibi geliyor bana.
Bu arada Oray EÄŸin dünkü yazısında beraberinde getireceÄŸi kitapları paylaÅŸmaya niyeti olmadığını yazmış. BaÅŸka zaman olsa bu benim içimi acıtabilen bir konu olabilirdi. Ama Rana daha yeni Amerika'dan döndü ve bana birçok kitap getirdi. Aralarında Oray'ın okumaya bayılacağı kitaplar var.
O kitap paylaÅŸmayacaksa ben de onu bir kitap düellosuna davet ediyorum. PaylaÅŸmama fikrinden ilk vazgeçen taraf kaybetsin düelloyu...