Amerika'da siyaset yapımcıları yoÄŸun bir ÅŸekilde Filistin-İsrail sorunu için çözüm üretmeye çalışıyor.
Åžimdiye kadar teklif edilen en fonksiyonel önerilerden biri stratejist Daniel Pipes'tan geldi.
Pipes'ın çözüm öneren makalesinin aynı zamanda İsrail'de Jarusalem Post'ta yayınlanmış olması bu tezin İsrail tarafında da 'karşılık' bulduÄŸunu gösteriyor.
Filistin'de mutlaka bir 'devlet iradesi' bulunması gerektiÄŸini söyleyen bu çok önemli makale, önce olmazları gösteriyor.
Diyor ki;
1. İsrail, Filistin'i yönetemez. Dinsel, ekonomik, kültürel olarak kendisinden bu kadar farklı bir toplumu kontrol altında tutabilmesi mümkün deÄŸildir.
2. Filistin Devleti de baÅŸarıya ulaÅŸamaz. 1993 Oslo AnlaÅŸması'yla bu süreç baÅŸlamıştı ama Filistin otoritesi anarÅŸizm, cihadizm, ideolojik aşırılık ve anti-semitizm ile zehirlenmiÅŸ durumda. SavaÅŸ Lordları da çok etkin.
3. İki uluslu bir devlet tezi de baÅŸarıya ulaÅŸamaz, çünkü iki ulusun da birbirine karşı daha uzun yıllar silemeyeceÄŸi antipatileri var.
Bu olmazları gösterdikten sonra Pipes tezini yazıyor:
Amman, Batı Åžeria'yı; Kahire Gazze'yi yönetebilir!
Aslına bakarsanız birkaç yıldır Amerikan siyaset yapımcıları bu tezi geliÅŸtirmeye çalışıyorlardı.
Aralarında Ürdün-Batı Åžeria Konfederasyonu önerenler bile oldu.
Åžimdi önemli olan...
'Gazze'yi Mısır; Batı Åžeria'yı Ürdün yönetsin' tezinin İsrail'den de karşılık buluyor olması. Birçok kaynak, Filistin'de bazı El Fetih kadrolarının da bu tezi desteklediÄŸini söylüyor.
Demek ki, yakında ilan edilebilecek ateÅŸkes ile birlikte, Amerika BirleÅŸik Devletleri'nin bu öneriyi masaya getirmesi bir sürpriz olmamalı.
Ancak, dikkat çekmek gerekiyor, bu çözümde Hamas'ın ne bir yeri ne de fonksiyonu var.
Türk siyaset yapıcıları da karşılaÅŸabilecekleri bu muhtemel çözüm planı karşısında, yeni senaryolar yazmak zorunda kalacaktır.
Baykal'ın en yaman çeliÅŸkisi
Deniz Baykal diyor ki, Ergenekon Operasyonu kapsamında gözaltına alınanlar 'Cumhuriyet'i Savunanlar'dır...
Ben de Deniz Baykal'a sormak istiyorum...
Madem gözaltına alınanlar 'Cumhuriyet'i Savunanlar'...
O vakit, niçin Tuncay Özkan'ın, Yalçın Küçük'ün ve diÄŸerlerinin yakalarına birer CHP rozeti takmıyor?
Niçin, Kemal Gürüz'ü Ankara'dan, Bedrettin Dalan'ı İstanbul'dan aday göstermiyor?
Madem Baykal 'Cumhuriyet'i Savunanlar' diye bu isimleri tescilliyor, o vakit CHP'nin kapıları niçin bu isimlere kapalıydı ve hala kapalı?
İşte bunu anlamakta güçlük çekiyorum.
Ya 'Cumhuriyet'i Savunanlar' muhakkak CHP dışında savunsunlar, diyor olmalı Baykal...
Ya da 'Cumhuriyet'i Savunanlar' nedense kat'i surette CHP'de bulunmak istemiyorlar.
Baykal'ın bu isimler hakkında tereddütleri var demek istemiyorum.
Belki yoktur.
Ama bu pek yaman bir çeliÅŸkidir...
Ve sizce de Baykal'ın, kendi ifadesiyle 'Cumhuriyet'i Savunanlar'a CHP'nin kapıları neden kapalı, sorusuna bir yanıt vermesi gerekmiyor mu?